Ağabeyim benden altı yaş büyük. Üç yıl önce evlendi ve eşinin evinde yaşamayı tercih etti, çünkü şehirdeki yüksek kira fiyatları onların başka seçeneği bırakmamıştı. Ben ise altı yıldır evliyim, altı yaşında bir oğlum ve dört yaşında bir kızım var. Eşim Ankaradan olduğu için oraya yerleştik. İkimiz de çalıştığımızdan, küçük bir daireyi krediyle alabilmiştik.
Geçenlerde annem ve babam aradı, ağabeyim ve ailesinin bir hafta boyunca bize misafirliğe geleceğini, onları ağırlamamız gerektiğini söylediler. Ağabeyimi uzun zamandır görmediğimden mutlu oldum ama dört kişilik ailemle tek odalı bir evde oturduğumuz için onları misafir etmem mümkün değildi.
Onları tren garında karşıladıktan sonra tüm günü Ankarada gezerek geçirdik. Akşam olurken ailem yeniden, ağabeyim ile eşini ve oğlunu misafir etmem konusunda ısrar etti. Zira başkentte bir oda ya da ev kiralamak gerçekten oldukça pahalıydı. Fakat evimizin küçük oluşu yüzünden buna imkan yoktu. Akşam yemeği sırasında, onları bir otele yerleştirmeyi teklif ettim, ama ağabeyim buna tepki göstererek mutlaka evimde kalmak istediklerini söyledi.
Alternatifler aradım; iyi bir otelde veya uygun bir pansiyonda kalabileceklerini ya da belki tanıdıklarımızın evinde yer bulabileceğimizi söyledim, fakat tüm önerilerimi reddettiler. Belli ki başkentte hem kalacak hem de yiyecekleri masrafsız şekilde kalmak istiyorlardı. Sonuçta bu tür bir yükümlülüğüm olmadığını düşünüyorum, kendi ailemin rahatı ve huzuru benim önceliğimdir. Eşim ve çocuklarım için yaşanabilir bir ortam sağlamam önemli. Ayrıca kimseye konaklama borcum da yok.
Hayatta bazen en yakınlarımız için bile sınırlar koymak zorundayız. Kendi ailemizin huzuru ve mutluluğu, önceliklerimizin başında olmalı. Herkesin anlayışlı olması, ilişkileri daha sağlam tutar. Başkalarını düşünürken, kendimizi unutmamamız gerektiğini öğrendim.
Press «Like» and get the best posts on Facebook ↓



