HEDİYE
Ee, oğlum, anlat bakalım, bugün nasıldı, günün nasıl geçti?
Akşam işten eve dönen baba Alper, beş yaşındaki oğlunu, Ardayı, kucağına alıp yanına kanepeye oturttu, elini Ardanın dağınık kestane rengi saçlarında gezdirdi. Mutfakta annesi Meltem akşam yemeğini hazırlarken baba, biricik oğluyla sohbet ediyordu. Ev sıcacık, her köşesi huzur doluydu. Salonda televizyon ile kitaplığın arasında, rengârenk ışıklarla parlayan, çok da büyük olmayan ama gayet şık bir yılbaşı ağacı vardı. Yeni yıla tam bir gün kalmıştı.
Benimki şahane! diye atıldı Arda. Ama arkadaşım Kaanınki hiç iyi değil.
Kaan mı, o yan binadaki çocuk mu? diye sordu Alper.
Evet, o işte dedi Arda başını sallayarak.
Bugün anaokulunda yılbaşı hediyesi alamamış, dedi mutfaktan Meltem, elinde tavuk kokularını salonun içine taşıyarak. Yazık çocuğa… Neyse hadi, ellerinizi yıkayın beyler, yemek hazır!
Nasıl yani, o neden alamamış ki? Herkese verdiler, Kaana vermediler mi? Burada bir gariplik var, diye şaşkınlıkla ayağa kalktı Alper.
Aynen öyle, herkese verdiler, bir tek Kaana vermediler dedi Arda, babasını takip ederek kanepeden indi. Herkese hediyesini verdi Ayşegül Abla ve Noel Baba, ona vermediler. Kaan da bekledi durdu.
Amma olmuş! Ne biçim Ayşegül Abla ve Noel Baba bunlar, çocukların arasını yapamıyorlar, diye homurdandı Alper, sandalyesini çekip masaya oturdu.
Onların suçu değil bence, omuz silkti Meltem. Büyük ihtimalle Kaanın annesi ya parayı yatırmayı unuttu ya da parası yoktu. Hayatta oluyor öyle. Arda, ellerini güzelce yıkadın mı?
Beraber girdik banyoya, yıkadı tabii, dedi Alper, nar gibi kızaran tavukları tabaklara paylaştırırken. Varsayalım parayı yatırmadılar… Ama nasıl olur da, anaokulunun müdürü… neydi adı, Zeynep Hanım mıydı? Zeynep Hanım, izleyicilerin önünde bir çocuğu hediye vermeden geçer? Bu nasıl vicdansızlıktır!
Zeynep Hanım bizim Ayşegül Abla, açıkladı Arda. Noel Baba ise okulun servis şoförü!
Eee, o zaman daha da garip! dedi Alper hâlâ sinirli bir şekilde. Bir paket fazla ayırmak bu kadar mı zor? Hadi sonra hesap görürsün velisiyle. Gerçekten anlamıyorum!
Demek ki bu sefer olmadı, iç geçirdi Meltem. Ben olsam bir yolunu bulurdum da, neyse artık…
Peki Kaanın ailesi? Neden çocuklarını hediye alamadan bırakıyorlar? diye diretirken Alper birden oğluna döndü.
Sen hediyeni onunla paylaştın mı peki, Arda?
Oğlu ona kırık bir bakış attı.
Evet, baba, ben de, bir iki arkadaş da… ama Kaan kimseden almak istemedi.
Helal olsun gururuna! şaşırdı Alper. Sakın bana ağlamadı deme!
Vallahi görmedim, dedi Arda dürüstçe.
Eh, anlaşılan çocuk adam gibi çocukmuş! dedi Alper bir kez daha. Bu muameleyi hak etmediği kesin.
Vallahi yazık çocuğa, dedi Meltem. Belli ki çok alınmıştır.
Ben diyorum adaleti sağlayalım! diye bir anda ciddileşti Alper. Yüzü kızardı, gözleri parladı belli ki bir şeyler planlamış.
Nasıl olacakmış o iş? diye sordu Meltem, peçetesini kenara bırakırken. Arda da merakla baktı babasına.
Hop, bir dakika! Kaan hangi dairede oturuyor bilen var mı? Arda, sen biliyor musun?
Yo, bilmiyorum, dedi çocuk başını sallayarak. Hiç gitmedim ona. Hep okulda, bahçede oynuyoruz.
Ben hallederim, dedi Meltem düşünceli bir sesle. Komşum Nurhayat her şeyi bilir, bir sorarım. Ama neden uğraşıyoruz ki?
Arayacaksın ve şimdi, dedi Alper kararlılıkla.
Pekala, dedi Meltem. O zaman masayı siz toplarsınız, bulaşıkları da siz yıkarsınız!
Otuz beşte oturuyorlar, soyadları Gökçebay, dedi Meltem birkaç dakika sonra yanlarına dönerek. Annesinin adı Derya. Babası yok. Ya ayrılmışlar, ya babası kaçmış. Ama tek yaşıyorlar.
Nereden biliyorsun da bu kadar detaylı? sırıttı Alper.
Nurhayatın işi gücü yok dedikodu! güldü Meltem. Hem apartman yönetiminde, her şeyi bilir!
Tamam, işimiz kolaylaştı, dedi Alper. Arda, hediyenin paketini bitirdin mi?
Bitiremedim, dedi iç geçirerek. Annem çok şeker yeme diyor.
Haklı tabi, dedi Alper. O zaman paketin duruyor mu?
Duruyor baba, dedi Arda. Dikkatlice açmıştım zaten.
Süper. Şimdi kalanları başka bir poşete koy, hediye paketini bana ver, dedi Alper.
Niye ki? diye şüpheli baktı Arda. Ama gidip odasından parlak hediye paketini getirdi, kalan şekerleri masaya döktü.
Bu koşuşturmayı bir süre sessizce izleyen Meltem en sonunda konuştu:
Demek ki, sevgili beylerim, siz Kaana hediye vermek istiyorsunuz, değil mi? Ama nasıl? Kim götürecek?
En iyisi bugün hemen verelim! dedi Alper. Tabii sen ne dersin, Arda?
Tabii ki hemen verelim! diye heyecanla atıldı Arda. Biraz şekerimi ona koyayım mı?
İstersen koy oğlum, dedi Alper gülümseyerek.
Birlikte mi gideceğiz ona? diye sordu Arda, şekerlerini pakete yerleştirirken.
Sen zaten bugün paylaşmak istedin, ama Kaan naz yaptı, dedi Alper kuşkuyla. Çok gururlu işte! Bir planım var…
Alper hızlıca odasına gitti. Birkaç dakika sonra… karşılarında yılbaşı gecesi gibi bir Noel Baba! Bildiğin kırmızı kaftan, beyaz keçeler, bembeyaz sakal, baston ve koca bir hediye çuvalı (gerçi bu çuval boştu daha).
Arda şaşkınlıkla bakakaldı. Sonra sordu:
Baba, geçen sene ve ondan önce yılbaşı gecesi Noel Baba sen miydin?
Bendim ya… dedi Alper, gülerek. Kusura bakma, şimdi itiraf ettim! Geçen yıl iş yerinde Noel Baba oldum, çok sevildi, üç yıldır mahallede Noel Babalık bende. Hem seni hem Meltemi hep bu kılıkla kutluyorum. Beğendin mi geçen yılki Noel Babayı?
En çok seni! dedi Arda gururla. Evimizde Noel Baba olması süper!
Yaklaşıp babasına sarıldı.
Meltem de şekerlerden bir avuç ekleyip paketi parlak kurdeleyle bağladı. Alper, hediyeyi çuvala koydu, sakalını düzeltti:
Ne diyorsunuz? Şu hüzünlü çocuğu sevindireyim mi?
Tabii! diye onayladı hem Meltem hem Arda.
Arda hemen atıldı:
Ben de gelebilir miyim baba?
Sen de mi Sakar Ayşegül olacaksın? dedi Alper gülerek.
Yok, ben tavşan olacağım! diye koşarak tavşan kostümünü giydi. Bugün anaokulundaki yılbaşı eğlencesi için hazırlanmış bembeyaz tulum, havaya dikilen kocaman kulaklar, minik bir pompon kuyruk, kartondan maske… Gözlerinde delikler, burnunda bıyık gibi çizgiler vardı.
Neyse, hadi bakalım, umarım Kaan seni tanımaz! dedi Alper razı olarak. Ama montunu giy, tavşan olsan da dışarısı kış!
Baba oğul kapıya yöneldiler. Meltem kahkahalarını zor bastırdı, kilolu Noel Baba ve minik tavşan, ellerinde koca hediye çuvalı yürüyüp gittiler.
On dakika sonra eve yalnız Alper döndü, yüzü bir garip mahcup.
Arda nerede? diye telaşlandı Meltem.
Sakin ol, iyi, Kaanlarda kaldı, oynuyorlar. Birazdan alırım, dedi Alper, sakalını terlemiş yüzüne silerek.
Noel Baba kılığıyla kendini koltuğa bıraktı. Homurdandı:
Vay arkadaş!
Sonra yaşadıklarını anlattı. Meğer altıncı hediye getiren Noel Baba onlar olmuş! Ve sırada daha gelenler varmış. Onlardan önce gelen son kişi anaokulunun müdürü Zeynep Hanımmış, Sakar Ayşegül kostümüyle değil tabii.
Bir özür bir özür… Kaanla annesinden helallik istiyor, nasıl üzülmüş! dedi Alper, kaftanını çıkarıp sakalı kenara atarken. Biliyorsun ki, o anaokulu eğlencesinin videosunu biri çekmiş, mahalle sitesine koymuş. Binlerce kişi izlemiş, herkes yorum yağdırmış!
Vay be, dedi Meltem şaşkınlıkla. Ben de bakarım.
Ama önemli olan o değil, dedi Alper. Kaanın annesi parayı biraz geç yatırmış, hediyeye yetişememiş…
Kadıncağızın suçu var tabii, araya girdi Meltem. Bir yandan da kadın tek başına, parası yetmiyor, anaokulu bir şeyler ayarlayabilirdi.
Evet, idare edenler hiç soruşturma sormadan, Kaanı listeden çıkarmış! Suçu olmayan çocuk üzülmüş, diye dertlendi Alper. Çocuklarla uğraşan biri daha duyarlı olmalı…
Bir süre sessiz kaldı, çenesini ovuşturdu. Sonra gözlerini Melteme dikti:
Ha, söylemeyi unuttum; Kaanın babası da gelmiş! Hem hediyeyle hem pişmanlıkla, neredeyse ağlıyordu…
Ciddi misin? sevindi Meltem.
Bir anda kapı çaldı. Meltem açtı, Arda döndü.
Nasıl tek başına geldin? dedi Alper şaşkınlıkla. Seni gidip alacaktım.
Ne yani, çocuk muyum ben? dedi Arda bozulmuş bir tavırla. Hem orası artık sıkıcı oldu.
Neden ki? dedi babası.
Kaanın annesiyle babası önce kavga etti, sonra ağladı. Biz Kaanla mutfaktan geldik, bir baktık sarılıyorlar. Sonra Kaan sarıldı, üçü birden ağladı. Gerçekten çok tuhaflar! Ben çıkarken fark bile etmediler…
Alper ve Meltem göz göze gelip gülüştüler.
Neyse, tatlı mı tatlı ailem, şimdi çay içelim, dedi Meltem. Kalanlar uyumazsa, gece yeni yılı karşılarız. İnşallah herkes mutlu olur!
Olur tabii! dedi Arda elini savurarak.




