Ay, bizim Nastya ne kadar da burnu havada oldu! Gerçekten de para insanı bozuyor derler! Ne olup bit…

Şu senin Sedef ne kadar da kibirli oldu! Gerçekten de para insanı bozuyor derler, doğruymuş! Ne dediklerini anlamamıştım, nasıl bu kadar insanı kırdığımı da bilmiyordum.

Eskiden çok güzel bir evliliğim vardı. Bir eşim ve iki çocuğum Ama bir gün her şey bir anda paramparça oldu. Sevgili kocam işten dönerken bir trafik kazası geçirdi. O acıdan sağ çıkamayacağımı sanmıştım, fakat annem beni çocuklarım için ayakta kalmam gerektiğine ikna etti. Kendimi toparladım. Çok çalışmaya başladım ve çocuklar büyüyünce de başka bir şehirde iş bulmaya gittim. Onlara destek olmalıydım, çünkü kimsem yoktu.

Önce Bursada iş buldum, ardından İstanbula geçtim. Defalarca iş değiştirdim, nihayet düzgün kazanmaya başladım. Her ay çocuklarıma para gönderdim, sonrasında onlara evler aldım, kendi evimi de baştan sona güzelleştirdim. Kendi kendime gurur duymaya başlamıştım. Artık tamamen memleketime, Konya’ya dönmeyi düşünüyordum ki, bir yıl önce hayatım yeniden değişti. Birisiyle tanıştım. O da bir Türktü ama uzun yıllardır İstanbulda yaşıyordu. Konuşmaya başladık, birlikte bir gelecek olasılığını hissediyordum.

Ama içimde hep bir kuşku vardı. Murat Türkiyeye dönemiyordu, ben ise evimi özlemiştim. Sonunda, günlerden birinde memlekete döndüm. Önce çocuklarımı, sonra anne-babamı gördüm. Sadece kayınvalidemleri bir türlü ziyaret edememiştim; vakit bulamamıştım, birikmiş işler başımı alıp gitmişti. O sırada kasabada çalışan arkadaşım Meltem bana uğradı; biraz sohbet ettik. O bana şunları anlattı:

Kayınvaliden sana çok kırgın!

Nereden biliyorsun?

Markette konuşurken duydum, bir komşuyla dertleşiyordu. Seni kibirli buluyormuş, para seni değiştirmiş diyor. Bir de hiçbir zaman maddi destek yapmadığın için kafaya takıyormuş!

Bunu duymak o kadar ağır geldi ki Çünkü ben iki çocuğumu tek başıma büyütmüştüm, her şeyim onlara adanmıştı. Kayınvalidemlere de para gönderecek durumda değildim; benim de hayatta kalmam gerekiyordu, anlıyor musun?

Buna rağmen, kendimi zorlayıp gitmeye karar verdim. Bir sürü yiyecek aldım, evlerine gittim. Başta gayet iyiydi, fakat o dedikoduları bir türlü unutamıyordum. Sonunda dayanamayarak,

Biliyor musunuz, yıllardır hiç kolay bir hayatım olmadı. Her şeyi çocuklarım için yaptım. Destek göreceğim biri yoktu.

Bizim de kimseden yardımımız yok, evlatlarımız var ama kimse destek olmuyor, birlikte yalnız kaldık! Senin de memlekete dönüp bize destek olman gerekirdi.

Kayınvalidem sanki beni suçladı. İngilterede bir ev kurduğumu söylemeye bile cesaret edemedim. Oradan üzgün ayrıldım. Artık ne yapacağımı bilmiyorum. Acaba gerçekten eşimin anne-babasına da yardım etmek zorunda mıyım? Artık gücüm kalmadı.

Yaşananlar bana bir şeyi öğretti: İnsanlar bazen kendi acılarını başkasına yükler, sen elinden geleni yapsan bile kalpleri yeterince ısıtamayabilirsin. Hayatta önemli olan herkesin ne düşündüğünden ziyade, vicdanınla barışık kalabilmektir.

Rate article
Lifequest
Ay, bizim Nastya ne kadar da burnu havada oldu! Gerçekten de para insanı bozuyor derler! Ne olup bit…