Artık umudunu yitirmiş olan köpek, bu acımasız dünyadan ayrılmaya hazırlanıyordu…

Köpeğin artık pek umudu kalmamıştı, bu zalim dünyadan ayrılmaya hazırlanıyordu
Yıllardır, Ayşegül İstanbula hayallerini sığdıramayıp Ege kıyısındaki küçücük bir kasabanın en ucunda tek katlı müstakil evinde yaşayıp giderdi. Ne zaman biri onun yalnız olup olmadığını sorsa, hınzır bir gülümsemeyle omuz silkerdi:
Yalnız mıyım, canım? Hadi oradan, benim koca bir ailem var!
Kasabanın kadınları karşısında halinden memnun gözüküp kafa sallarlardı ama Ayşegül arkasını dönünce aralarında bakışıp klasik deli mi ne? işaretiyle şaka yaparlardı. Ne de olsa, ortada koca yok, çocuk yok; evde ne kadar canlı varsa hepsi kedi köpek Ama Ayşegül için gerçek ailesi tam da bu patili ve tüylü dostlarıydı. Başkaları hayvan sahiplenmeyi fayda üzerinden anlardı: İnek süt için, tavuk yumurta için, köpek eve bekçi, kedi fareci Ama Ayşegülün evinde beş kediyle dört köpek vardı ve hepsi de kışın sıcacık evde yaşıyordu, bu da komşuların aklını başından alıyordu.
Olan bitene şaşıran kasabalılar bunu sadece kendi aralarında konuşurlardı. Bu kadınla tartışılır mı? der gibilerdi Ayşegül ise tüm abartıyorsun diyenlere kahkaha atarak karşılık verirdi:
Aman aman, bırakın sokak yetti onlara, evimizde rahat etsinler!
Beş yıl önce, hayatı bir günde altüst olmuştu. Eşi ve oğlu balıktan dönerken kasaba yolunda hızla gelen bir kamyonun altında kalmışlardı. O acıdan toparlandığında, her köşe başında eski hayatını hatırlatan büyük şehri terk etmekten başka yol olmadığını anladı. Sokakları, marketleri, apartmandaki eski komşuların şaşkın ve acıyan bakışlarını artık çekemiyordu
Altı ay sonra evini sattı, kedisi Minnoşu kucaklayıp Egede bir kasabadan ufacık bir ev aldı. Yazları bahçede domates biber yetiştiriyor, kış geldi mi ilçe merkezinde lokantada çalışıyordu. Zamanla, bahçesine, sokağa bırakılmış, istasyonda başıboş gezen, kasabanın lokantası önünde sarkık kulaklarıyla Bir köfte de bana? bakışı atan hayvanlar yeni aile üyeleri oldu. Birbirine küskün bu kayıp ruhlara Ayşegülün sıcaklığı iyi gelmişti; onlarsa ona sonsuz bir sadakat ve şefkat sunuyordu.
Hepsini besliyordu, çoğu zaman zor da olsa. Bir daha yeni birini almamaya kendi kendine söz verse de, o sözler mart ayının tuhaf bir şubata döndüğü gün havada kaldı: Hava birden buz gibi oldu, ortalığı sulu kar ve uğuldayan rüzgar bastı.
O akşam, Ayşegül son otobüsü kaçırmamak için koşturdu. İki gün üst üste tatili vardı, evdekiler için yiyecek almıştı, lokantadan kalan artıkları da çantaya doldurmuştu. Poşetler kollarını yıksa da, aklı sadece evin sıcaklığındaydı. Ama işte, kalbin gözü, gözün gördüğinden daha uzaktı: Otobüs durağına birkaç adım kala birden durdurdu kendini, geriye döndü.
Bankın altında bir köpek! Göz göze geldiler ama köpeğin gözleri sanki camdan yapılmış gibiydi; vücudu karla örtülmüş, kim bilir kaç saattir orada yatıyordu. İnsanlar atkısına sarınıp yanından geçmişti, kimse durmamıştı. Kimse bu zavallıyı fark etmedi mi? diye iç geçirdi.
Ayşegülin için cız etti, sözüm söz! dediği tüm kararları unuttu, koştu, poşetleri fırlatıp elini uzattı. Köpek gözlerini zorlamayla kırptı:
Ay Allahım, yaşıyorsun! deyiverdi. Haydi kalk bakalım, kıpırdan biraz
Kıpırdayacak hali bile yoktu köpeğin ama, Ayşegül onu dikkatlice, canı yanmasın diye çekerken bile karşı çıkmadı. Sanki zavallı hayvan yeter artık der gibiydi.
Ayşegül sonradan hâlâ şaşkın anlatır durur: Nasıl oldu da hem iki torba yük, hem de köpeği kucağında taşıyabildi bilmiyor. Otogara girip tenha bir köşe buldu, zavallı köpeğin donmuş patilerini avuçlarında ovuşturup ısıtmaya başladı.
Haydi bakalım, kendimize gelelim, daha eve varacağız, hem sana beşinci köpeğim diyorum ona göre! diyerek tatlı tatlı mırıldandı.
Çantasından bir köfte çıkardı, yeni misafire uzattı. Önce köpek ilgilenmiyor gibi yaptı, sonra ağır ağır toparlanıp, Hmm, dünyadan gitmek gibi bir acelem yokmuş galiba dercesine köfteyi yedi, bakışlarında az biraz huzur oluştu.
Bir saat sonra, Ayşegül ile yeni köpekadını Limon koydu hemen, kasabalıların hepsinin adında meyve, sebze olur yaotobüsler çoktan gitmişken el edip geçen bir arabayı çevirmeye çalışıyordu. Kemerinden uydurma bir tasma ve kayış yaptı. Aslında gerek de yoktu; Limon zaten ayaklarına yapışmış, bir an Ayrılmak istemiyordu. On dakika sonra şans onlardan yanaydı, bir araba durdu.
Allah razı olsun! dedi Ayşegül. Dert etmeyin, köpeği kucağımda tutarım, koltuk kirlenmez.
Yok canım, bırak olsun; isterse yanımda otursun, yaşına bakınca pek küçük değil galiba, dedi şoför.
Ama Limon, titreyerek Ayşegüle yapıştı, mecburen ikisi üst üste kucağa tünedi.
Böyle daha sıcak, dedi Ayşegül gülerek.
Şoför, arabayı ısıtıcıyı köklerken yolda uzun uzun konuşmadılar. Kadıncağız camdan kar tanelerini izleyip yeni yol arkadaşını sarıp sarmaladı. Şoför ise arada bir göz ucuyla bu yorgun ama huzurlu kadına bakıp işin aslını sezinledi: Kadın köpeği kasabadan bulup getiriyordu belli.
Kapı önüne geldiklerinde şoför arabadan indi, poşetleri kapıya kadar taşıdı. Kapının önündeki kocaman kar yığınına omuz atmak zorunda kaldı, birden eski kapı menteşesi pes etti, kapı yana devrildi.
Ah boş verin, dedi Ayşegül, zaten kırılacaktı, bahaneyle tamir ederiz.
Evden bir anda homurtu, havlama, miyavlama koptu; Ayşegülün tüm patili ahalisi kapıya üşüştü.
Bakın bakın, sürpriz getirdim size, tanışın bakalım bu bizim yeni arkadaşımız, diyerek Limonu tanıttı.
Köpekler kuyruk sallar, kediler adamın poşetlerine kafa uzatıyor. Ayşegül,
Ay serin oldu, buyurun içeri geçin, korkmazsanız bu kadar kalabalık aileden, bir demlik çay koyayım size, önerisinde bulundu.
Sağ olun, çok geç oldu, dedi misafir, hayvanlar biraz aç kaldı, siz onları doyurun.
Ertesi gün öğleye doğru Ayşegül bahçede bir ses duydu; montunu kapıp çıktı, dün geceki şoför kapının önünde yeni menteşe takıyordu. Yanında takım çantası, yerde matkap.
Günaydın! dedi adam, dün size kapıyı yıkmıştım, geldim tamir ediyorum. Benim adım Mehmet bu arada, siz?
Ayşegül dedi kadın duraksayarak.
Bütün patili takım sırayla etrafında döndü, kokladı, kuyruk salladı. Mehmet yere çömelip hepsini sevdi.
Ayşegül Hanım, siz üşümeyin, eve geçin. İşim bitince bir çayınızı içerim. Arabada pasta var bu arada, hem de patili aileye de atıştırmalık getirdim
Ve böylece, Ayşegülün yalnız hayatında belki de yeni bir sayfa açıldı Kim bilir, belki bu kalabalık aileye bir de insan dostu katılır.

Rate article
Lifequest
Artık umudunu yitirmiş olan köpek, bu acımasız dünyadan ayrılmaya hazırlanıyordu…