Yaşlı bir kadının arabasını ücretsiz tamir eden genci kovdular… Ama günler sonra kadının kim olduğ…

Ya sana anlatmam lazım, inan film gibi bir hikaye yaşandı… Bir adamı düşün: adı Murat Yılmaz. İstanbulda, küçük bir sanayi sitesinde eski püskü bir oto tamirhanesinde çalışıyor. Elleri yağa bulaşmış, üstü başı perişan ama kalbi kocaman. Kazandığı üç beş kuruşu da evde hasta yatan annesinin ilaçlarına harcıyor. Neyse, bir sabah, sıcak mı sıcak bir yaz günü, atölyeye yaşlı bir teyze gelecek: adı Münevver Hanım. Üzerinde eski bir pardösü, gözlerinde tarifsiz bir sevecenlik var. Kadıncağızın arabası öyle pert ki kontağı çevirse de zor çalışıyor.

Selam veriyor, sesi titrek: Evladım, sabah sabah rahatsız ettim ama arabamda tuhaf bir ses var. Ne yapacağımı şaşırdım, diyor. Murat hemen gülüyor: Teyzeciğim, hiç dert etme, bir bakayım hemen. Sanmam ki büyük bir şey çıksın. Aracı kurcalıyor, o sırada Münevver Teyze gözlerini ondan ayırmıyor. Muratın çalışırkenki sabrı, nezaketi, saygısıhepsi kendi oğlunu hatırlatıyor ona. Başlıyorlar lafa. Kadıncağız anlatıyor; meğerse yalnız yaşıyormuş, şehir dışında küçücük bir evde.

Muratın gözleri bir anda doluyor, durduramıyor artık içini: Benim de annem hasta, Teyzeciğim. Her gün onun daha iyi bir yaşamı olsun isterim. Siz de bana annemi anımsatıyorsunuz, o yüzden, yaşınıza başınıza bakınca, elimden ne gelirse yapmak isterim, diyor sahiden yürekten. O an, yaşlı kadının gözlerinde bir pırıltı beliriyor; bir anda Murata içinde karşılıksız bir sevgi duyuyor. Bu gençte öyle bir yürek var ki parası olan pek çok adamda bulamazsın.

Bir bakayım şu delikanlı gerçekten böyle mi diye kendi içinden geçiriyor. Araba hazır olunca Münevver Teyze, elini cebine atıp çantasını arıyormuş gibi yapıyor, ama telaş içinde: Eyvah yavrum, cüzdanımı evde unutmuşum. Sana borcumu nasıl ödeyeceğim şimdi Murat bir an bakakalıyor, önce arabaya, sonra teyzeye Sonra diyor ki: Canınız sağ olsun, Teyzeciğim. Hiçbir şey istemiyorum, yalnızca dikkatli sürün, yeter bana. Kadıncağız hemen atlıyor: Ama oğlum, patronun ne diyecek? Murat mahcup, ama gülümsüyor: Önemli değil, zor zamanlar parayla ölçülmez.

Tam o sırada, içerden müdürün sesi gök gürültüsü gibi çalınıyor: Ne dedin Murat?! Patron, Ziya Usta denen huysuz ihtiyar. Saçlar bembeyaz, öfkesi tez. Bedavaya mı yaptın işi?! Murat bir şey demeye hazırlanırken, Ziya Usta daha da çıkışıyor: İşte bu yüzden beş kuruş paran yok! Bu tamirhane hayır kurumu mu oğlum?! Herkesin önünde Muratın gururu ayaklar altına alınıyor, gözleri nemli. İnan lütfen, sadaka olsun diye değil, doğru olan buydu, diyor Murat titrek bir sesle.

Doğru olan faturaları ödemez! diye parmağıyla gösterirken Ziya Usta bağırıyor: Çık git, kovuldun! Herkes donakalıyor, atölyede çıt yok. Münevver Teyze elleri ağzında, şok içinde. Murat başını eğiyor, eldivenlerini usulca çıkarıp bir kenara koyuyor: Teşekkürler, fırsat verdiğiniz için, diyor, sesi çatallı. Sanırım annemin ilacı biraz daha bekleyecek artık Teyze bir şey demek istese de kelime bulamıyor. Ancak sımsıkı sarılıyor Murata, gözyaşları içinde uğurluyor onu.

Ardından Ziya Usta hınçla yaşlıya dönüyor: Siz de Teyze, bir dahaki sefere cebinizde para olmadan gelmeyin. Biz kimseye acıyarak iş yapmayız! O hiç cevap vermeden, ama içinde sanki şimdi yeni bir karar almış gibi, çıktı gitti. O akşam Murat eve yürüyerek döndü, gözleri şiş, sus pus. Hasta annesi başında; Noldu oğlum, nasıl geçti günün? diye soruyor. Murat ise yüzünde zoraki bir tebessümle, hiçbir şey olmamış gibi davranıyor. Oysa odada bir hüzün var, dışarda bardaktan boşanırcasına yağmaya başlayan yağmur gibi

Ama kader ağlarını örüyor ya! O yaşlı kadının, yani Münevver Teyzenin kim olduğunu tahmin bile edemezsin O, koca bir ömrün ardından köşesine çekilmiş, zengin mi zengin ama gösterişi sevmeyen bir iş insanıymış, Münevver Özdemir. O gece gözüne uyku girmemiş, içinden Bu çocuğun yolu açık olmalı demiş Aradan birkaç gün geçiyor, Murat umutsuzca iş arıyor; ama referansı olmayınca arayan soran yok. Akşama doğru camdan dışarı bakarken, içeri annesi giriyor ve elini tutup Evladım, insan iyi olunca sonunda hak ettiğini bulur. Sakın umudunu kaybetme, diyor. Murat sadece gülümsüyor ama o anda, Münevver Teyze çoktan işini halletmiş bile!

Bir sabah Murata telefon gelir, nazik bir ses: Murat Bey, sizi önemli bir iş görüşmesi için müsaitseniz şu adrese bekliyoruz. Murat biraz tedirgin ama umutla gidiyor. Adrese vardığında gözlerine inanamıyor: Yepyeni, pırıl pırıl bir tamirhane, girişte kocaman tabela: Yılmaz Oto Servis. Resepsiyondaki kıza Sanırım bir yanlışlık olmalı diyor. Tam o esnada, elegan bir şekilde Münevver Hanım geliyor yanına, ama gözlerinde o ilk günkü sıcaklık Yanlışlık yok, oğlum. Artık bu işyeri senin, diyor.

Muratın dili dolaşıyor: Ama nasıl? Hiç param yok, yol paramı zor buldum, derken Münevver Hanım da gözleri dolarak: Sen bana hiçbir şey beklemeden yardım ettin ya, bana oğlumu hatırlattın. Yıllar önce onu kaybettim. Gerçek iyilikten şüphem yok artık. Sen ikinci bir şansı hak ediyorsun Murat, diyor. Murat kendini tutamıyor, gözyaşları içinde sarılıyor kadına.

O kadar borcum var ki size, nasıl öderim? Münevver Hanım gülerek: Sadece bir söz ver bana. Hiçbir zaman başkalarının kötülüğü yüzünden o güzel kalbini değiştirme! diyor. Bu olay köyde, mahallede anında yayılıyor tabii. Ziya Usta bir süre sonra dayanamayıp yeni dükkana gidiyor. Gördüğü şey karşısında dili tutuluyor: Yer tıklım tıklım müşteri dolu, yepyeni makineler, Murat ekibini yönetiyor Görüyorum da kader yüzüne gülmüş, diyor Ziya Usta gururunu tam yutmadan.

Murat ise sükunetle: Bana hayatı siz kaybettirdiniz, ama iyilik sonunda dönüp bumerang gibi geri geldi, diyor. Münevver Hanım da yanlarından geçerken sessizce ekliyor; Ben insanlara yatırım yaparım, rakamlara değil. Sizin kaybınız oldu. Ziya Usta başı önünde, oradan sessizce çıkıp gidiyor.

Murat, eline geçen bu fırsatı hiç unutmadı. Herkesin yüz vermediği gençleri işe aldı, çırak yetiştirdi, kimsesizlere sahip çıktı. Ama asla kibirlenmedi. Her akşam, çiçeklerle ya da sadece iki tabak çayla Münevver Hanımın evine uğradı. Onun yanında huzur bulduoğlu gibi oldu. Bir yıl sonra, Münevver teyze hastalanınca, Murat kendi annesine gösterdiği şefkatle ona baktı, bir an olsun başından ayrılmadı. Son nefesinde Münevver Hanım, Muratın ellerini sıkıp Biliyordum, büyük işler başaracağını, evladım, dedi, gözlerinde o yumuşacık gülümsemeyle.

Murat ağlayarak: Her şey sizin sayenizde oldu, iyi ki bana güvendiniz, dedi. Münevver Hanım huzurla kapattı gözlerini. O günden sonra, Murat tamirhanesinin baş köşesine bir levha astı: Bu dükkan Münevver Özdemire ithaf edilmiştir; bana iyiliğin hiçbir zaman hata olmadığını öğretti. Müşteriler her okuduğunda kim olduğunu sorardı; Murat ise gülümseyip: O iyi kalpli biriydi, bana ikinci bir hayat sundu, derdi.

İşte böyle, şaşkına döndüren bir hikaye Bir zamanlar herkesin hor gördüğü o genç, sonunda şükran ve iyilik üstüne sımsıcak bir hayat kurdu. Çünkü hayatta, gönülden yapılan hiçbir iyilik kaybolmaz. Kim bilir, kimin altında ne hikaye var, kim ne sahte maskeyle karşımıza çıkıyor? Önemli olan; zor koşullarda bile insanlığımızı kaybetmemek. Asıl servet, yüreğiyle yardım edende. İşte ben bu yüzden hala insanlara ve şansa inanıyorum!

Rate article
Lifequest
Yaşlı bir kadının arabasını ücretsiz tamir eden genci kovdular… Ama günler sonra kadının kim olduğ…