Eve Döndüğümde Kapı Açık Kalmıştı: İlk Akla Gelen Hırsızlık Oldu, Ama Olanlar Bambaşkaydı… 62 Yaşınd…

Eve döndüğümde kapı aralıktı. İlk aklımdan geçen, birinin eve girdiğiydi. Herhalde burada bir miktar para ya da mücevher sakladığımı umdular, diye düşündüm.

Adım Melahat Hanım. Altmış iki yaşındayım. Beş yıldır yalnız yaşıyorum. Eşim rahmetli oldu, yetişkin çocuklarım ise kendi ailelerini kurup ayrı yaşıyorlar. Havalar çok soğumadıkça, şehrin biraz dışında, müstakil küçük bir evde kalmayı seviyorum. Kış olunca ise şehirdeki iki odalı daireme dönüyorum. Fakat bahar ilk ısısını gösterdi mi hemen tekrar köydeki evime geçiyorum.

Kırsalda yaşam bana huzur veriyor. Temiz havayı soluyarak güç buluyorum, bahçemde uğraşmak hoşuma gidiyor. Yakında küçük bir orman var; yazları mantar ve böğürtlen toplayabildiğim bir yer.

Geçenlerde işlerim çıktığı için köyden bir hafta kadar uzak kalmam gerekti. Döndüğümde kapının açık olduğunu görünce içimden birisi girmiş olmalı diye geçirdim. Acaba para veya değerli bir şey aradılar mı? Ama ne bir zorlama izi vardı, ne de evde en ufak bir dağınıklık. Sadece masanın üstünde bir tabak bırakılmıştı. Oysa ben evden ayrılırken asla kirli tabak bırakmam, uzun süre gelmeyeceğimi biliyordum.

O anda anladım ki, birisi yokluğumda burada kalmış. Bu düşünce başta beni çok öfkelendirdi. İçeri girdiğimde ise salondaki kanepemde bir erkek çocuğunun uyuduğunu fark ettim. O an her şey açıklığa kavuştu.

Çocuk uyanıp bana mahmur gözlerle baktı. Kaçmaya yeltenmedi, oturdu ve mahcup bir sesle bana döndü:

Özür dilerim, böylece evinize girdim.

Çocuğun edepli ve utangaç olduğu belliydi. Bir anda ona karşı içim ısındı.

Ne zamandır benim evimde kalıyorsun? diye sordum.

İki gündür.

Aç değil misin? Ne yedin peki?

Annem yanımda börek vermişti. Birazı kaldı, isterseniz paylaşabilirim.

Poşetten birkaç parça eski börek çıkardı. Çoktan bayatlamıştı.

Senin adın ne evladım?

Tuncay.

Benim adım ise Melahat Hanım. Yalnız mısın burada? Kayboldun mu? Peki annen baban nerede?

Annem sık sık beni tek başıma bırakırdı. Eve döndüğünde genellikle sinirli olur, öfkesini benden çıkarırdı. Sürekli Sen benim hayatımda bir sorunsun, olmasaydın ben mutlu olurdum derdi. İki gün önce yine bana bağırdı, dayanamayıp evden kaçtım.

Belki şimdi seni arıyordur?

Hiç sanmam. Daha önce de evden kaçtığım olurdu, bazen haftalarca dönmedim, eksikliğimi bile fark etmedi. Onsuz daha mutlu oluyor. Döndüğümde de hiç mutlu görünmezdi.

Meğer babası yokmuş, annesi ise oğluyla ilgilenmektense kendi hayatının peşinde koşar, bazen tanıdıklarının evinde kalırmış. O esnada ise Tuncay tek başına geçinmek zorundaymış.

Çok üzülmüştüm ama yaş itibariyle, de artık emekli olduğumdan, ona yasal anlamda yardımcı olamazdım. Sosyal hizmetler benim gibi birinin vasi olmasına izin vermezdi. Tuncay ise yurda gitmeyi kesinlikle istemiyordu. Onu yedirdim, bir gece daha bende kalmasına müsaade ettim. En azından burada annesinin yanında olduğu zamankinden daha güvendeydi.

O gece gözüme uyku girmedi, bu çocuğun geleceği hakkında çok düşündüm. Sonra aklıma, eskiden tanıdığım, şimdi sosyal hizmetlerde çalışan iyi bir arkadaşım olan Ayla Hanım geldi. Sabah ilk iş onu arayıp danıştım.

Ayla Hanım bana yardımcı olacağını söyledi ama biraz zaman gerekti. Tam üç hafta sonra, Tuncayı evlat edinmek mümkün oldu. Tuncayın mutluluğu yüzünden adeta akıyordu. Annesi ise, oğluna sahip çıkmak isteyen birinin çıktığını duyunca, hemen kolayca haklarından vazgeçti.

Artık Tuncayla beraber yaşıyoruz. Çevredekilere kendimi Tuncayın babaannesi olarak tanıtıyor. Ben ise hayatın bana bu yaşta bir torun armağan etmesinin mutluluğunu yaşıyorum.

Tuncay çok akıllı ve çalışkan bir çocuk. Bu sonbaharda ilkokula başladı. Öğretmeninden hep övgü dolu sözler duyuyorum. Okuma ve matematikte pek çabuk ilerledi.

Bazen hayatta neyin sürpriz getireceğini bilemezsin. Bir çocuk için el uzatmak, bir ömrü güzelleştirebilir. En güzel mutluluk, paylaşılınca çoğalır.

Rate article
Lifequest
Eve Döndüğümde Kapı Açık Kalmıştı: İlk Akla Gelen Hırsızlık Oldu, Ama Olanlar Bambaşkaydı… 62 Yaşınd…