Elif, küçük bir Anadolu şehrinden, bir odalı bir daireye birkaç kuruşa sahip olabileceğin bir yerden gelmişti. O da orada bir daire almıştı, ama kocası Selimin bundan hiç haberi yoktu.
Selim iş gezilerine gittiğinde, Elif kızını dünyaya getirmişti. Doğumunu sıradan bir devlet hastanesinde yapmıştı, fakat Selime, özel lüks bir hastanede doğum yaptığını söylemişti. Hem de kocasının market alışverişi için gönderdiği paraları damla damla biriktirerek, her kuruşa titizlikle sahip çıkarak hareket ediyordu.
Selim evdeyken, buzdolabı etle, balıkla, her türden leziz yiyecekle dolu olurdu. Ama o şehir dışına çıkar çıkmaz, Elifin tasarruf günleri başlardı.
Küçük kızına hiç yeni kıyafet almıyordu. Ya komşuları, ya akrabaları ellerindeki fazla eşyayı veriyordu, ya da internetten ucuz ikinci el şeyler buluyordu. Böylece birikim yapmayı başarmış, gizlice o sıcacık küçük evin parasını denkleştirmişti. Bazen annesini çağırır, çocuklara bakmasını rica eder, kendisi de gizli gizli çalışmaya giderdi.
Selimin bu hale düşmesinde kendi payı çoktu. Elif onun gözünde köyden gelmiş, sessiz sedasız, dediklerini harfiyen yerine getiren mükemmel bir eşti. Selim ise İstanbulun muasır bir semtinde büyümüş, Elife sürekli laf yetiştiren, her dediğini yaptırmaya çalışan buyurgan bir adamdı. Günlerden bir gün, Elif artık daha fazla dayanamayıp kaçmaya karar verdi. Çünkü Selimin bir gün elinin ayarını tamamen kaybedebileceğini çok iyi biliyorduve o zaman her şeyin sonu gelecekti.
Alışverişi hep hileyle yapıyordu. Kızına üç elma alır, ama kocasına bir kilo aldığını söylerdi. Tam iki buçuk yıl boyunca dişini tırnağına takıp, paralarını sakladı. Sonunda, bir iş gezisi sırasında fırsatını kolladı; kızını ve birkaç eşyasını toplayıp kaçtı. Bir gün önce de boşanma davası açmıştı.
Selim, Elifi ve küçücük kızlarını bulabilmek için çırpınıp durmuştu. Defalarca arayıp, bu sefer ailelerinin çok daha huzurlu olacağına dair sözler verdi. Ardından ses tonu değişti; tehditlerle kendisini korkutmaya çalıştı, Ne olursa olsun sizi geri alacağım! diye bağırıyordu telefonda.
Birkaç hafta sonra, Selimin bir üniversite öğrencisiyle yeni bir ilişkiye başladığını öğrendi. Elif biliyordu; ona da muhtemelen aynı acıları yaşatacaktı. Elif, hiçbir zaman kocasını aldatmadı. Biriktirdiği parayla canını kurtardığı için vicdanı rahattı. Zaten kaç başka yolu olabilirdi ki? Aç kalıp kendinden kısmış, her kuruşu çocuğu ve kendi özgürlüğü için biriktirmişti.
Çaresizdi. Yapabileceği tek şey kızıyla birlikte yeniden başlamak, sessizce iyileşmekti. Şimdi yeni bir hayata adım atarken, kalbi yorgun ama umut doluydu.




