En büyük hatam parasız olmam değildi; fazlasıyla gururlu olmamdı.

En büyük hatam paramın olmaması değildi. Asıl hata fazla gururlu olmamdı, biliyor musun?

Seneler önce işsiz kaldım bir anda. Hani neredeyse on yıl çalıştığım işyerinin bir gecede kapandığını düşün. Bir gün düzenli maaşım, kendi evimde kredim, her şey yolunda ertesi gün ise cebimde beş kuruş yok ve ev kredisi bekliyor. O dönem tam yeni yıl sonrası, dışarıda herkes tatil muhabbeti yaparken ben cüzdanımdaki bozuklukları sayıyordum.

Eşim, Elif, beni avutmaya çalışıyordu sürekli. Önemli olan sağlık, her şey hallolur diyordu. Ben ise kafamı sallıyordum evet dese de, içim içimi yiyordu utanmaktan. Kendimi tamamen başarısız hissetmiştim. Kırk yaşında, beşinci sınıfa giden bir çocuk sahibi bir adamım ve aileme huzur veremiyorum Bu ağır geliyordu.

Hemen iş aramaya başladım tabii. Mülakatlara gir, CV gönder, arayan soran olur mu diye bekle Kimi zaman geri dönüş oluyordu, kimi zaman hiç arayan yok. Daha sık duymaya başladım Biraz daha genç birini arıyoruz lafını. İnsanın gururuna da, öz güvenine de fena koyuyor bu. Eve dönerken surat bir karış, en ufak şeye patlıyorum. Çocuğum fark ediyordu gerginliği, o da odasına kapanıyordu.

Annem bir şeyler olduğunu hissetti. O zaten bizim burada, İstanbulda değil; Kocaelinin ufak bir köyünde yaşıyor. Emekli, gelir yok denecek kadar az ama yüreği her zaman büyük. Bir gün, hiç haber vermeden çıkıp geldi. Masanın üstüne bir zarf bıraktı, içi de para dolu. Elife, yıllardır kenarda kara gün için topladığım ufak birikim bu, sizin ihtiyacınız olabilir demiş.

Bu, işsiz kalmaktan daha çok canımı acıttı. Sanki onurum gururum kırıldı. Yaşlı kadının parasına muhtaç olmak, bana koydu yani. Hemen o akşam geri götürdüm, Al anne, ben senden para alamam, sen zar zor geçiniyorsun zaten dedim. Eve dönerken de kendimi doğru olanı yapmış gibi hissediyordum.

Bir hafta sonra elektriğimiz kesildi, gecikmiş fatura yüzünden. Karanlıkta oturuyoruz ve çocuğum Baba, neden ışık yok? diye soruyor. O an işte, o gururumun o kadar da asil bir şey olmadığını anladım.

Ertesi gün annemin yanına gittim. Para istemek için değil, gerçekten ona ihtiyaç duyduğum için Evlerinin önündeki eski bankta yan yana oturduk. Ne kızdı ne de yüzüme vurdu. Sadece Aile dediğin şey, bireysellik yarışı değildir oğlum. Birinin ayağı kayınca diğeri kaldırmaya çalışır, aile dediğin budur dedi. Hep öyle olmuş zaten.

Eve dönerken hem içimde ağırlık vardı hem de başka bir şeyi fark ettim. Annemin yardımını geri çevirerek aslında aramıza bir duvar örmüştüm. Sırf kendi egomu, ailemin iyiliğinin önüne koymuşum. Halbuki ailede öyle bireysel gurura filan yer yokmuş, onu anladım.

Parayı kabul ettim sonunda. Gittim, elektrik faturasını ve diğer borçları kapattım. Gururu yutmak kolay değildi ama aylar sonra ilk defa gerçekten rahat uyuyabildim.

Çok geçmeden iş buldum. Eskisi gibi masa başı, prestijli filan değil Bir depoda, bedenen zor, yorucu bir işti. Eskiden yok, bana göre değil derdim belki. Ama bu kez gözümü kırpmadan başladım. Sabah akşam çalışıyordum, şikâyet etmeden. Başka biri ne der? diye düşünmeye zamanım da kalmıyordu.

Bir yıl geçti. Azar azar toparlanmaya başladık ailecek. Anneme aldığım her kuruşu kuruşu kuruşuna geri verdim. Geri almak istemedi ama Bunu senin emeğine sayarım, almak zorundayım dedim. Gururdan değil, gerçekten ona olan saygımdan

Şimdi o döneme dönüp bakınca, asıl imtihanım işsizlik değilmiş. Sınavım, inadı mı yoksa ailemi mi seçeceğimle ilgiliymiş. Güçlü adam imajını sürdürmek mi, yoksa yardıma ihtiyacım var diyebilmek mi daha cesurca? Bunları yaşayınca fark ettim.

Güçlü olmak hiç düşmemek değilmiş aslında. Güç, sevdiklerinin elini tutmasına izin vermekteymiş. Bazen insanın söyleyebileceği en cesur söz Tek başıma yapamıyorum demekmiş.

O gün gururum yüzünden ailemin huzurunu neredeyse kaybedecektik. Ama annem sayesinde esas önemli olanı öğrendim: Yardım alarak insan küçülmezmiş, aksine daha insanca olurmuş.

Rate article
Lifequest
En büyük hatam parasız olmam değildi; fazlasıyla gururlu olmamdı.