Canım, sana bir hikaye anlatacağım, dinle bak. Şöyle oldu; bizim Ali, ailesinin en son çocuğu olarak dünyaya gelmiş. Anne babası onu öyle çok sevmişler ki, adeta üzerine titremişler. Küçüklüğü de gayet güzel ve sıcak geçmiş. Ama hayat bu ya, bir gün Ali yirmi yaşındayken annesini kaybetmiş, ardından kısa bir süre sonra da babasını. Askere gitmek zorunda olduğu için ne annesinin ne de babasının cenazesine katılamamış, içi hep burulmuş. Onların hatırasını ise her daim yüreğinde taşıdı.
Askerliği bittikten sonra memlekete dönüyor Ali. Eve geldiğinde bir bakıyor ki, halasının ailesi evde yerleşmiş. Kendisini artık istenmeyen biri gibi hissediyor ve arkasına bakmadan çekip gidiyor o evi bir daha hiç görmemiş. Bir arkadaşının yanında kalmaya başlıyor ama kısa sürede orada da huzursuz oluyor, sanki yükmüş gibi geliyor herkese. Parasız, pulssuz kalınca çareyi otostop çekip başka bir şehre gitmekte buluyor.
Tanıdık biri vasıtasıyla bir inşaatta iş buluyor. Oradakiler, “Hem maaş iyi, hem yemek hem de kalacak yer veririz,” diyorlar. Zor günler geçse de Ali ilk kez umutlanıyor; ama mutluluğu uzun sürmüyor maalesef. Bir süre sonra patronlar işçileri ortada bırakıp kaçıyor, elde avuçta ne maaş kalıyor ne kimlik. Pek çoğu bir şekilde tanıdıkları sayesinde kurtuluyor, ama Ali orada kimliksiz, bilgisiz kalakalıyor.
Ne parası var, ne kalacak yeri Karnını doyurmak için çöpleri karıştırıyor, geceyi bazen gar istasyonunda, bazen apartman girişlerinde geçiriyor. Günden güne bakımsızlaşıyor, üstü başı perişan hale geliyor; ne iş bulabiliyor, ne de yardım edecek biri çıkıyor karşısına. Tam umudu tükenmişken, yolu bir gün Zeynep adında bir kadınla kesişiyor. Zeynep öyle klasik güzellerden değil belki ama içi tertemiz, sıcacık bir insan; Aliye acıyor, ona yemek getiriyor, hal hatır sorup sohbet ediyor.
Bir gün Ali zatürreye yakalanıyor, hastaneye kaldırılıyor. Doktorlar ve hemşireler Aliye adeta yeniden insan ediyorlar; tıraş ediyorlar, yeni kıyafet veriyorlar, bakımlarını yapıyorlar. Alinin tek neşesi Zeynepin ziyaretlerini dört gözle beklemek oluyor. Taburcu olacağı gün, bir bakıyor Zeynep acil serviste elinde kavurma, yeni ayakkabılar ve temiz kıyafetlerle onu bekliyor. Sıcak sıcak kucaklıyor Aliyi. Ali çok etkileniyor bu iyilikten ve hemen Zeynepin peşine takılıp onun evine gidiyor.
Zeynepin abisi de yardımsever biri; Aliye yeni kimlik çıkarması için yardımcı oluyor. Ardından Ali düzgün bir iş buluyor. Zaman geçtikçe Zeyneple aralarında derin bir sevgi filizleniyor ve nihayet evleniyorlar. Bunca zorluğa rağmen, sonunda kendilerine mutlu, sıcacık bir yuva kuruyorlar. Hayat işte, bazen hiç ummadığın yerde yüzünü güldürüyor.




