Sabahın erken saatlerinde, yakın ve uzak akrabalar bir noter ofisinde buluştu. Herkes, merhumun kendilerine yüklü bir miktar para bırakmış olmasını umuyordu. Noter gecikmişti, herkesin sinirleri iyice gerildi. Daha ne kadar bekleyeceğiz? Babam bana bir şey bırakmış mı, onu öğrenip bir an önce gideyim, diye söyleniyordu Adamın en büyük kızı, Zeynep. Zeynep Abla, biraz daha metin olmalısın. Sonuçta baban vefat etti, üzgün olmalısın, dedi Mehmet. Bana abla demeye devam etme, hâlâ gencim. İsmimle hitap et, diye sinirle cevap verdi Zeynep. Ne kadar makyaj yapıp, güzellik salonlarına gitsen de gençleşmiyorsun işte, diye öfkeyle karşılık verdi Mehmet.
Sonunda, noter ofise girdi. Bütün akrabaları dikkatle süzdü ve yanındaki masadan bir belge dosyasını aldı. Hazırsanız, vasiyeti okumaya başlıyorum, diye sordu. Herkes başını onayla salladı. Noter dosyayı açıp, hafifçe gülümseyerek Adamın son arzularını okumaya başladı: Size miras bırakıyorum. Ancak ona ulaşmanız için önce onu bulmanız gerekiyor. Küçüklüğümde, ailemle köyde yaşardım. Fazla bir şeyimiz yoktu ama hep birlikte, mutlu yaşardık. Eski köy evimizde bir kasa var; tüm para orada. Fakat kasayı açmak için anahtarı bulmalısınız. Noter size bir harita verecek ve kurallara uyduğunuzdan emin olacak. Bol şans, sevgili ailem!
Bir süre sessizlik oldu, kimse Adamın ölümünden sonra bile oyun oynamayı seçtiğine inanamadı. İlk konuşan Zeynep oldu: Eşimle köye hemen gidiyoruz. Kim geliyor bizimle? dedi. Mehmet ve diğer kız kardeşi, Babamız hep oyunbazdı, kesin bunda da bir tuhaflık var. Biz parayı istemiyoruz, mirastan vazgeçiyoruz, diyerek köye gitmeyi reddetti.
Zeynep, eşi ve diğer akrabalar köye doğru yola çıktılar. Biri bir görev bitirdi, yanına bir diğerini eklediler. Ahırdaki hayvanlara baktılar, samanlarda ipucu aradılar, çamurlara bata çıka ilerlediler. Köylüler işlerini bırakıp, onların uğraşını izledi adeta eğlence gibi. Zeynepin şık elbisesi birkaç saniyede çamur içinde, yırtık bir paçavra haline geldi. Sonunda anahtarı bulup kasayı açtıklarında herkesin ağzı açık kaldı. Kasada bir not ve bir sürü şeker vardı. Para bir hayır kurumuna bağışlandı, siz de hak ettiğiniz sonucu aldınız. Köylülerimi mutlu ettiğiniz için teşekkürler, yazıyordu notta.
O an, mirasın sadece maddiyat olmadığını, insanları mutlu etmenin değeri olduğunu düşündüm. Herkes çikolatadan bir tane aldı, köylülerle gülüşerek dağıldı. Bu anı ve babamın son sürprizini uzun süre unutmayacağım.




