Yıllar yıllar önce, Elif otobüs durağında, olması gerektiği gibi bekleyip otobüse bindi. Otobüste sadece bir boş koltuk vardı, o da kendisinden biraz daha büyük görünen bir adamın yanındaydı. Elif ilk başta yanındaki adama pek dikkat etmedi. Anne babasının yanına gitmek için önünde yedi saatlik bir yol vardı ve kafasında hemen çözmesi gereken birçok mesele dolanıyordu.
Rahatça yerleşmişti, otobüs hareket etti. Birkaç dakika sonra hafif bir misk ve yoğun kavrulmuş Türk kahvesi kokusu burnuna gelmeye başladı. Bu acımtırak ve hoş koku, genç kızın zihninde hemen geçmişi canlandırdı.
Sıcak bir yaz günüydü, daha 17 yaşındaydı; yanında en sevdiği sevgilisi, Kaan vardı. Kaan da aynı şekilde kokardı. Nehir kenarındaki çimlere uzanmış, yıldızların altında öpüşüyordular. Kaan sık sık Elifin kulağına Hep yanında olacağım, seni asla bırakmayacağım, diye fısıldardı. İlk aşkıydı onundelicesine, gözü kara. O kadar seviyordu ki, yanında kalabilmek için eğitiminden, geleceğinden bile vazgeçmeye razıydı.
Ama kader ayırdı onları. Kaan askere gitti ve orada, şehirde başka bir kız tanıyıp evlendi. Elif ise kırık bir kalple geride kaldı. Bir daha kimseyle çıkmadı, Kaana hâlâ, on sene geçmiş olmasına rağmen, ona yaptığı ihanete rağmen, içten içe sevmeye devam etti.
Bir an için Elif başını hafifçe çevirdi, yanındaki adama baktı. Şaşkınlık! Koyu saçlı, mavi gözlü, düzgün bir burun ve dolgun dudaklar, uzun boylu Bu genç, Kaana o kadar benziyordu ki, Elifin kalbi hızla atmaya başladı.
Affedersiniz, adınız Kaan mı yoksa? diye utangaçça adama seslendi.
Hayır, benim adım Baran. dedi genç adam, başını çevirip kocaman bir gülümsemeyle. Elifin yıllardır kalbinde taşıdığı adamı andırıyordu.
Peki, sizin adınız nedir? diye sordu Baran.
Ben Benim adım Elif, memnun oldum. Elif bir an dilini yuttuysa da toparlandı hemen.
Ben de çok memnun oldum, Elif Hanım. Siz de birine çok benziyorsunuz, inanmazsınız. dedi Baran, tekrar gülümseyerek.
Kime? Elif meraklandı.
İlk aşkıma Onunla tatsız ayrıldık. O benden başkasını buldu, ben de on sene boyunca bir türlü unutamadım. Şimdi burada sizinle tesadüfen karşılaşmak… Şaka gibi. Baran öyle içten konuşuyordu ki, yüzündeki hafif kızarıklıktan, anıları yüreğini hoplatmış anlaşılıyordu.
Ne tuhaf Aynı hikâyeyi ben de yaşadım. Siz de eski sevgilime tıpatıp benziyorsunuz. Bazen düşünüyorum da, kader oyun mu oynuyor bize? dedi Elif.
Bilmem ki Elif İsterseniz telefonlarımızı değişelim, görüşmeye devam edelim? diye önerdi Baran.
Olabilir Elif başıyla onayladı.
Gençler sohbete başladılar. Kim bilir, onların hikâyesi nasıl bitti? Belki de kader, başka insanlarda eski sevgililerinin suretini bulup gençlere ikinci bir şans verdi. Sonuçta, tesadüf diye bir şey var mı gerçekten?




