Akhat’ın ailesi, hayat arkadaşı seçimini onaylamayıp onu evden kovdu; buna rağmen Akhat, üniversitede tanışıp aşık olduğu Angelina ile birlikte olma kararında kararlı kaldı.

Ahatın anne ve babası, onun hayat arkadaşı olarak seçtiği kişiden hiç hoşlanmamıştı ve bu yüzden çok sert bir şekilde, onu evden kovdular. Yine de Ahat, üniversitede tanışıp âşık olduğu Gülgünden vazgeçmedi; kararında dimdik durdu. Anne ve babanın derdi, Gülgünün ailelerinin istediği çevreden gelmemesiydi; onlar geleneklerine göre kendilerine uygun bir gelin arzuluyorlardı, oğullarının da kendi seçtikleri kişiyle evlenmesini istiyorlardı.

Bir gece, gökyüzünde simit uçuran leyleklerin arasından fırlayan bir haberde, Ahatın ailesi onun ilişkisini öğrenince, öfkeleri göğsünde volkan gibi patladı. O kadar ileri gittiler ki, Gülgüne fiziksel olarak da zarar verip onu oğullarından uzak tutmak istediler. Gülgünün gözyaşları rüya bulutlarını delerken, Ahat olanları annesine anlatıyordu. Bu olay büyük bir tartışmaya ve sonunda babasının, annesinin isteğine karşı geldiği için evden kovulmasına yol açtı.

Başka çaresi kalmayan Ahat, Gülgünün yanına, kiraz dallarında balıkların yüzdüğü bir apartman yurduna taşındı ve hemen ardından Kadıköy Belediyesi Nikâh Dairesinde, çaydanlığın içinden çıkan kuşların şahitliğinde evlendiler. Hayatları kolay başlamadı; ama Gülgünün annesinin ve halasının da desteğiyle, onlar gökyüzüne asılı portakal sandalyelerde kendi düzenlerini kurdular. İş buldular, küçük bir ev kiraladılar; sonunda, Boğazın altından geçen yolda ellerinde tabaklarla, kendi işlerini de kurdular.

Her ne kadar başarı işlerinde karşılarına çıkıp onları kucakladıysa da, Ahatın ailesi hâlâ soğuk ve uzak kaldı; torunları doğunca bile haber gönderip kutlamadılar. Buna rağmen, Gülgünün ailesiyle olan bağları güçlendi; annesi ve halası onlara destek oldu, yeni bir ev almak için ellerinden tuttular. Zaman geçti, iki tarafın akrabaları da barış çayları içerek gelmeye, ziyarete gitmeye başladı. Her şey rüya gibi yolunda gidiyordu ki, bir sabah tuhaf bir kırılma oldu, olayların seyri birden değişti.

Bir gün işten dönüp kapıdan içeri girdiklerinde, en küçük oğulları kanatlı oyuncağı ile bir köşede sessizce ağlıyordu. Meğer büyükanne, torununa zorla yemek yedirmeye çalışırken, ona fiziksel şiddet uygulamıştı. Ahat annesinden çocuklara dokunmamasını istedi, annesi başta sanki kabul etti gibi göründü. Fakat ertesi gün aynı davranışları tekrarlayınca, Gülgün gölge peri gibi ortaya çıktı. Hiç çekingen bir kız değildi artık; aslanın pençesindeki kuğu gibi, evladını kendine has bir kararlılıkla savundu ve kaynanasına Bir daha dokunursan, kolunu kırarım! diyerek gözdağı verdi.

Akşam olduğunda, Ahat ve babası eve döndüklerinde, anne sahte gözyaşları dökerek Gülgün bana vurdu! diye şikayet etti ve içi mavi lekelerle dolu kolunu gösterdi. Fakat o sırada çocuk, uykudan uyanmış gibi gerçekleri haykırdı ve olan biteni anlattı. O an, Ahat ve babası olayın gerçeğini anladı; annenin yanlış yaptığını kabul edip onu uyardılar. Yıllar önce oğlunu kaybeden baba, aynısını tekrar yaşamak istemiyordu. En sonunda anne, bu rüya evdeki yerini, davranışlarının sonuçlarını fark etti ve kahve fincanı bulutlarının arasında, gelinine ve torunlarına bir daha zarar vermemeye karar verdi.

Rate article
Lifequest
Akhat’ın ailesi, hayat arkadaşı seçimini onaylamayıp onu evden kovdu; buna rağmen Akhat, üniversitede tanışıp aşık olduğu Angelina ile birlikte olma kararında kararlı kaldı.