Anneciğim, 35 yaşındayım. Seninle aynı evde yaşadıkça evlenemem. Lütfen eşyalarını topla ve artık kendi yoluna git.

Üç ay önce, hayatım hiç beklemediğim bir şekilde değişti. Her şeyim vardı: harika bir eş, bir kızım ve sadık bir köpeğim. Bir gün, eşim bana başka birini tanıdığını ve onun için beni terk ettiğini söyledi. Tabii ki elimden bir şey gelmiyordu; olanları kabullenmekten başka çarem yoktu.

O anda zorlukların kapıda olduğunu anlamıştım. Çünkü bundan sonra hem kendimi hem de kızımı tek başıma geçindirmem gerekecekti ve düşük maaşımla bu hiç kolay değildi. Kasım ayının sonlarına doğru bir akşam, kızımı uyutup köpeğim Sütlaçı gezdirmeye çıkmıştım. O sırada yaşlı bir kadınla karşılaştım.

Kasım havası iyice soğuktu, yağmur da yağıyordu. Kadın bir bankta, yanında küçük bir çantayla oturuyordu. Üstü başı inceydi, titriyordu. Yanına yaklaştım ve ona yardımcı olup olamayacağımı sordum.

Kadın hafifçe başını kaldırdı ve yorgun gözlerle bana baktı. Evi terk etmesi istendiğini söyledi. Kalbim ona çok acıdı. Onu evime davet ettim. Eve vardığımızda ona sıcak bir battaniye verdim, güzelce bir çay demledim ve elimden geldiğince bir akşam yemeği hazırladım.

Adının Fikriye olduğunu öğrendim. O da bana hayat hikayesini anlatmak istedi.

Yeni tanıdığım Fikriye Hanım’ın bir kızı varmış. Senelerce tek başına bakmış, eşini uzun zaman önce kaybetmiş. Kızının iyi bir hayatı olsun diye çok çalışmış. Ama galiba annesi sürekli işte olduğu için, kızı annesinin emeğinin değerini pek anlamamış, ne yazık ki vefasız büyümüş.

Kızı hiçbir yerde çalışmamış, yıllarca annesinin parasıyla geçinmiş. Şimdi ise, oturdukları tek odalı evde annesinin varlığı yüzünden hayatta ilerlemeye fırsat bulamadığını söylemiş. Annesine eşyalarını toplamasını ve köydeki ailesinin yanında yaşamasını istemiş. Çünkü kızı 35 yaşına gelmiş, hâlâ evlenememiş, buna da annesinin yanında yaşamasını bahane etmiş.

O gece Fikriye Hanımı evimde misafir ettim.

Sabah olunca ayrılmak istedi ama ona bizimle kalmasını teklif ettim. Nedense ona inandım, bir an bile tereddüt etmedim. Ben işe giderken Fikriye Hanım kızımla ilgilendi, Sütlaçı gezdirdi. O da bu teklifi büyük bir memnuniyetle kabul etti.

Meğer, Fikriye Hanımın şehir dışında, eski ama güzel bir yazlığı varmış. Tek sıkıntısı, evde ısınma yokmuş. Çok güzel bir ilişki kurduk, sanki kendi annem oldu. Kızım ona anneanne diyor, ona sarılıyordu adeta.

Bir gün hep beraber Fikriye Hanımın yazlığına gittik. Ortam şahane, ev bakımlı, etraf orman, yakınlarda bir gölet var. Doğanın güzelliğine hayran kaldım. Ev pırıl pırıldı, tam bir Anadolu kadını titizliğindeydi.

Bir anda kapıda Fikriye Hanımın komşusu belirdi, sohbet ettik. Hikayesini duyunca, sobayı hemen halledeceklerini ve böylece evin ısınacağını, yemeklerini pişirebileceğini söyledi.

Fikriye Hanım gerçekten çok şanslıydı; bu zor zamanında yanında yardımcı olmak isteyen insanlar karşısına çıktı. Biz de onu çok sevdik, hep birlikte kalmasını, bize destek olmasını rica ettik. Yazları da hep birlikte onun yazlığına gitmeye başladık. O da bunu memnuniyetle kabul etti.

Böylece hem ben hem de Fikriye Hanım eski ailelerimizi kaybettik ama birbirimize yaslanıp yepyeni bir aile olduk. Şimdi gerçek mutluluğu aramızda bulduk diyebilirim. Hayat kimi zaman beklenmedik şekilde değişse de, birbirimize el uzatınca insanın kalbi yeniden umutla doluyor.

Rate article
Lifequest
Anneciğim, 35 yaşındayım. Seninle aynı evde yaşadıkça evlenemem. Lütfen eşyalarını topla ve artık kendi yoluna git.