Bizim Ela adında bir yeğenimiz var, henüz on üç yaşında, onu iki haftalık yaz tatili için annemin yani büyükannesinin yanına göndermiştik. Başlarda, Ela büyükannesiyle zaman geçirmekten keyif aldı, araları oldukça iyiydi. Fakat yıllar geçtikçe Ela büyüdü, köyün o eski büyüsü ona biraz sıkıcı gelmeye başladı. Arkadaşlarını, sinemayı ve şehirde yaptığı türlü türlü eğlenceyi özlemeye başladı. Üstelik, önceden de olduğu gibi, anneannesiyle giden tek torun yine kendisiydi; yani büyükannesi için minik bir neşe kaynağıydı bir yandan da.
Bir gün, Elanın annesi ikinci çocuğunu dünyaya getirirken, babası Ela’yı arabaya atıp anneannesinin evine bıraktı. Taze hava alsın, kafa dağıtsın, bir yandan da anneannesinin gönlünü hoş tutsun diye düşündüler. Hem böylece babası da, kızının köyde harcayacağı masraflar için anneannesine güzelce Türk lirası gönderdi, aile ekonomisi de tazelendi tabii!
İlk zamanlar anneannesi, Ela’dan evi çekip çevirmesini, bulaşık yıkamasını, yerleri silmesini falan beklemiyordu zaten; yanında birisi olmasına, uzun uzun sohbet edebilmelerine seviniyordu. Ama zamanla, Ela ufaktan taleplerini artırmaya ve homurdanmaya başladı. Nasıl olsa babasının anneannesine harçlık gönderdiğini biliyordu, en güzel yemekler, ikramlar, dondurmalar beklendi tabii!
Gelin görün ki işler köyde böyle yürümüyor: Bir sabah, Ela’nın sevdiği kruvasan kayboldu. Ela kıyameti kopardı, kuyumcuyla yarışır şekilde Kim yedi benim kruvasanımı? diye sordu. Suçu, anneannesinin yanında kalan diğer bir akrabaya attı. Tabii ortalık karıştı, babası kalktı İstanbuldan köye geldi! Küçük küçük kaprisler, yanlış anlamalar, minik krizler ailede gereksizce gerilim yarattı. Bu olaydan sonra, çocuk dediler Biz Elayı bir daha köye göndermeyelim diye karar aldılar.
Bu karar, anneanneyi derinden yaraladı aslında. Torunuyla vakit geçirmeyi, sohbet etmeyi çok seviyordu; o minik çatışmalara rağmen, Ela’nın o cıvıl cıvıl enerjisini etrafında isterdi. Ama kısmet Hayat değişti, ziyaretler bitti. Köye bir hüzün, şehirde ise yeni maceralar kaldı. Hayat işte, bir kruvasanın başına açtıklarına bak!




