Arkadaşımı hastanede ziyaret ettiğimde kocamın ona bakıcılık yaptığını görmek beni şoke etti; tüm mal varlıklarımı geri çektim ve ikisini de engelledim.

O sabah, kocamın kravatını düzelttim ve onu uğurlarken, İstanbuldaki görkemli yalıda göz kamaştıran ışıkların altında hayatımın bir rüya olduğuna inandım. Bugün Ankaraya çok önemli bir iş toplantısı için gidiyorum, dedi. Babama başarılı olabileceğini, ailemin servetine güvenmeden de hayat kurabileceğini göstermek istiyordu. Ona sorgusuz sualsiz inandım.

Ben Ayşegülüm; onun özel dikim takımlarını, lüks arabasını ve adına açtığı şirketlerin sermayesini sessizce finanse eden mirasçı. Ona sonsuz güven duydum.

O günün ilerleyen saatlerinde, üniversiteden beri en yakın arkadaşım olan Melikenin ağır bir hastalıkla İstanbuldaki özel hastanede yattığını söylemesinden sonra, ona bir sürpriz yapmak istedim. Hem onun yalnız kalmaması için, hem de moral vermek amacıyla en sevdiği kuru fasulye yemeğiyle ve taze meyve sepetiyle yanına gittim.

305 numaralı odanın önüne geldiğimde zaman adeta durdu. Kapı aralıktı; odadan acı dolu bir ses değil, kahkahalar yükseliyordu.

O anda onu duydum.

Kocamın sesi.

Aç ağzını hayatım, geliyor uçak

İçim buz kesti. Sözde Ankarada olması gereken kocam şimdi Melike’nin yanındaydı. Kalbim hızla atarken, kapıdan süzülüp içeriye baktım.

Melike hasta değildi. Bembeyaz çarşaflara uzanmış, sağlıklı ve huzurluydu. Kocam yanında, ona meyve yediriyor; sevgiyle ve büyük bir özenle.

Ama ihanet sadece bir aldatmadan ibaret değildi.

Melike karnını okşadı, saklanmak zorunda olduğunu şikayet etti. Hamileydi. Kocam güldü ve planını tüm soğukkanlılığıyla açıkladı:

Sabırlı ol, dedi. Ayşegülün şirketinden parayı yavaş yavaş kendi hesabıma aktarıyorum. Evimizi alacak kadar olduğunda onu evden atacağım. Fazla güveniyor bana, sadık olduğumu sanıyor. Aslında bana sadece banka gibi

İçimdeki güven kırıldı.

O eski, saf Ayşegül o anda yok oldu.

Onları ne yüzle, ne sesle karşılamadım. Çığlık atmadım.
Telefonumu çıkardım, her şeyi dokunuşlarını, ihaneti ve dolandırıcılığı olduğu gibi kaydettim.

Sonra yürüyüp gittim.

Gözyaşlarımı sildim ve güvenlik müdürümü aradım. Sakin bir sesle konuştum:

Ali, kocamın tüm hesaplarını dondur, kredi kartlarını iptal et, hukuk ekibini bilgilendir. Yarın Melikenin kaldığı evi de boşalt, kendine konacak yeni bir yer aramasını sağla.

Kocam oyunun başladığını sanıyordu.

Ama yanlış kişiye savaş açtığını bilmiyordu.

O sabah İstanbul biraz daha griydi, ama içimdeki umut parlaktı. Yalımız, beş yıllık evliliğimde mutluluğuma tanık olmuştu, ya da ben öyle sanıyordum.

Yol uzun, sana yiyecek bir şey hazırlayayım mı? diye sordum, göğsünü okşayarak.

Hayır, acelem var. Ankaradaki müşteri bu geceyle buluşmak istiyor. Babana, başarabileceğimi göstermek istiyorum, dedi.

Başarı için çabalayan bir evlat görünümündeydi Gerçek ise, işinin sermayesi, arabası, kıyafetleri hep benim mirasımdan gelmişti. Ama hiç yüzüne vurmadım evlilikte onun da benim olan hakkı vardı, değil mi?

Dikkatli ol, dedim. Otele varınca bana haber ver.

Anahtarı aldı, çıktı. Ben ise onu kapıdan izledim; içimde hafif bir huzursuzluk vardı. Belki evde yalnız kalacağıma sevinmiştim.

O gün işteki toplantılardan sonra aklım Melikeye kaydı. Hastanede olan Melike, tek başına, ona sahip olduğu evde ücretsiz oturmasına bile izin vermiştim. Yazık Melikeye, dedim, yalnız olmasından korkuyordur.

Saat iki olmuştu, işlerim bitmişti. Ona sürpriz yapmaya karar verdim; arabamı kendim sürdüm, Melikenin hastanede yüzünde bir tebessüm göreceğimi hayal ettim.

Saat beşte hastanenin VIP bölümüne vardım. Melike’nin VIP odada olması şaşırttı; neyle ödüyordu bu masrafları? Şüphemi bastırdım, belki kenarda parası vardı yoksa ben öderdim zaten.

Koridorlar hijyen kokuyordu, ama her yer pahalı ve gösterişliydi. Heyecanla asansörle 3. kata çıktım, uzun bir koridorda 305 numaralı oda aralıktı.

Tam kapıyı çalacaktım ki, bir kahkaha duydum.

Ve bir erkek sesi içimi titreten, çok tanıdık.

Aç ağzını, canım

Sabah bana veda eden o ses şimdi Melikenin yanında.

Kapıdan içeri baktım, buz gibi gerçekle karşılaştım.

Melike gayet sağlıklıydı, pijamalarını giymişti, hastane önlüğü yoktu. Yanında sabırla meyve yediren ise kocamdı.

Gözleri, yeni evlendiğimizde olduğu gibi sevgiyle bakıyordu.

Karım çok nazlı, dedi, Melikenin ağzını sildi.

Karım.

Dünya başıma yıkılacak gibiydi; dizlerim titredi.

Melikenin sesi tatlı, içten, zakkum gibi zehirli:

Ne zaman Ayşegüle söyleyeceksin? Saklanmaktan yoruldum, hem birkaç haftalıktan hamileyim. Çocuğumuzun kabul edilmesi lazım.

Hamile.
Çocuğumuz.

Kocam tabağı bıraktı, Melikenin ellerini öptü.

Sabırlı ol, şimdi boşanırsam her şeyi kaybederim. Arabası, saatleri, iş projeleri hepsi onun parası. Hafif bir övgüyle güldü. Ama merak etme, iki yıldır gizli nikahımız var.

Melike sordu: Yani hala ona bağımlı kalacaksın? Hani gururluydun sen?

Kocam kendinden emin şekilde güldü.

Gururumdan dolayı. Daha fazla sermaye lazım. Şirketinden parayı kendi hesabıma aktarıyorum fazla harcamalar, sahte projeler. Evimizi ve işimizi kuracak kadar olunca onu terk ederim. Ona iyi davranmaktan yoruldum. Baskıcı, sen daha iyisin daha uyumlusun.

Melike kıkırdadı.

Üsküdardaki evde sorun yok, Ayşegül orayı ister mi?

Güvende, dedi. Henüz tapu benim adımda değil ama Ayşegül saf, evi boş sanıyor. Aslında yardım ettiği fakir arkadaş, kocasının kalbindeki kraliçe.

Beraber gülerek, acımasızca keyif aldılar.

Meyve sepetini o kadar sıkı tuttum ki, avucumda iz yaptı. Odayı basıp saçlarını yolmak, yüzüne tokat atmak istedim.

Ama yaşlı bir kadından duyduğum bir söz kafamda yankılandı:

Düşmanına öfke ile saldırma. Bekle, beklenmedik anda vur. Temeli yık, sonra binayı da devrilsin.

Titreyen elimle cep telefonumu çıkardım, sessize alıp aralıktan video kaydını açtım.

Her şeyi kaydettim.
Belini okşayan Daniel, gizli nikahları, parayı çalma itirafları, cömertliğimle dalga geçen kahkahaları hepsi net ve acımasızca.

Beş dakika, beş ömür gibi geçti.

Sonra sessizce koridorda uzaklaştım, bekleme salonunda oturup videoyu izledim.

Biraz gözyaşı geldi, ama çabuk sildim.

Çöp için ağlanmaz.

Bunca zaman dedim, sesi titrek, sevgi soğuk bir şeye dönüştü. Yatığım yılanmış.

Melike kardeşim gibi gördüğüm arkadaşım gülümseyen bir asalaktı. Para yok diye ağladığında, ona kendi kredi kartımı verdiğimi hatırladım. Kocamın işte fazla mesai bahaneleri, o sahip olduğum evde, onunla birlikte harcanmıştı.

Acı buz gibi sertleşti.

Mobil bankacılık uygulamamı açtım. Kocamın yönettiği yatırım hesabına erişimim vardı, çünkü asıl sahibi bendim. Hızla hareket ettim.

Bakiye kontrolü.
900.000 TL proje fonlarından olması gereken para.

İşlem kayıtları.
Butiklere, kuyumcuya, Kadıköydeki bir kadın doğum kliniğine yapılan transferler.

Güle güle, şimdiye kadar, dedim. Birazdan ağladığınızda anlayacaksınız.

Odaya girip yüzleşmek istemedim. O, ucuz tiyatro, mazeretler için fazlaydı.

Hayır.

İhanetin şiddetiyle karşılık vermek istedim.

Ceketimi düzelttim, koridorda oda 305e doğru bakarak hedefimi belirledim.

Hastane balayınızın tadını çıkarın, dedim, çünkü yarın cehennem başlayacak.

Arabamda, daha motoru çalıştırmadan güvenlik müdürüm Aliyi aradım.

Ali, merhaba, dedim, daha önce hiç duymadığı kadar sakin bir sesle.

Buyurun, hanımefendi, bir sorun mu var?

Sana bu gece ihtiyacım var. Acil ve gizli.

Her zaman, hanımefendi.

Bir: kocamın platinum kartını iptal et. İki: yatırım hesabını bloke et ani bir iç denetim başlatıyoruz. Üç: hukuk ekibini varlıkları geri almak için hazırla.

Ali nedenini sormayacak kadar zekiydi.

Anlaşıldı. Ne zaman yapalım?

Hemen. O, bir şey almaya çalışırken, işlemi iptal eden bildirim gelsin.

Yaparım.

Bir şey daha: en iyi çilingiri bul ve iki sağlam güvenlik görevlisi ayarla. Yarın Üsküdardaki eve gidiyoruz.

Emrinizde, hanımefendi.

Telefonu kapadım, arabayı çalıştırdım, dikiz aynasında kendime baktım.

Koridorda ağlayan kadından geriye eser kalmamıştı.

Sadece Ayşegül CEO kalmıştı; merhametin bedelini yeni öğrenen.

Telefonum titredi: Danieldan WhatsApp mesajı.

Canım, Ankaraya vardım. Yorgunum. Uyuyacağım. Öptüm. Seni seviyorum.

Sessiz, kısa, acı bir kahkaha attım.

Sakinlikle cevap yazdım.

Tamam canım, iyi uykular. Tatlı rüyalar gör çünkü yarın bambaşka bir gerçekliğe uyanabilirsin. Ben de seni seviyorum.

Gönder.

Ve ekran karardı; yüzümde bir tebessüm belirledi.

Oyun resmi olarak başlamıştı.

Hayatta en büyük ders şudur: Gerçek sevgi ve güven, hak edilmeyen kişilere fedakarlıkla sunulduğunda kendinizi yok edersiniz. Ama ihanetle yüzleştiğinizde, kaybettiğiniz tek şey geçmişteki o saflık olur; yeni bir siz, hak ettiğiniz gücü geri kazanır ve kimsenin sizi kullanmasına izin vermezsiniz. Merhamet, hakkı olana verilmelidir.

Rate article
Lifequest
Arkadaşımı hastanede ziyaret ettiğimde kocamın ona bakıcılık yaptığını görmek beni şoke etti; tüm mal varlıklarımı geri çektim ve ikisini de engelledim.