O sabah, Serkanın kravatını düzelttim ve ona, devasa aynaların altında öpücük vererek uğurladım. Hayatımın bir rüya olduğuna emindim. Valenciada önemli bir toplantıya gideceğini söyledibabamın karşısında, ailemin servetine yaslanmadan başarılı olabileceğini kanıtlamak istiyordu. Ona sorgusuz sualsiz inandım.
Ben Elasessizce onun özel dikim takım elbiselerini, lüks arabasını ve gururla kendi işim dediği girişimleri finanse eden mirasçıydım. Ona tamamen güvendim.
O gün, Zeynepin bana hastanede yatmakta olduğunu söylemesi üzerine onu ziyaret etmek için Ankaraya doğru yola çıktım. Yakın arkadaşım Zeynep, ağır bir tifo geçirdiğini iddia etmişti.
Özel hastanenin 305 numaralı odası önünde meyve sepetiyle durduğumda zaman yavaşladı. Kapı hafif aralıktı. İçeriden acı dolu bir ses değil, kahkaha geliyordu.
Ve birden duydum.
Kocamın sesi.
Aç bakalım güzelim, uçağımız geliyor
Bedenim buz gibi oldu. Serkanın yüzlerce kilometre ötede, Valencia yolunda olması gerekiyordu. Kalbim hızla çarpıyordu, kapının aralığından içeri baktım.
Zeynep hasta değildi. Bembeyaz çarşaflara rahatça yaslanmış, yüzü ışıl ışıldı. Serkan ise yanında, ona sevgiyle meyve yediriyordu.
Ama ihanet sadece bir yasak ilişki değildi.
Zeynep sakince saklanmak zorunda kalmaktan şikâyet etti ve elini göbeğinin üzerinde gezdirdi. Hamileydi. Serkan güldü ve maskesi düştü. Buz gibi bir rahatlıkla planını açıkladı.
Sabırlı ol, diye fısıldadı. Elanın şirketinden yavaşça parayı kendi hesabıma aktarıyorum. Yeterince birikince, onu kapı dışarı ederim. Çok safbenim sadık olduğumu sanıyor, aslında sadece onun özel bankası.
İçimde bir şey kırıldı.
Artık güvenen, sakin Ela yoktu.
Onları yüzleştirmedim, bağırmadım.
Telefonumu çıkarıp her şeyi kaydettimdokunuşlarını, her sözü, her suç itirafını.
Sonra yürüyüp gittim.
Gözyaşlarımı sildim, güvenlik müdürümü aradım ve sakin bir şekilde konuştum.
Metin. Serkanın tüm banka hesaplarını dondur. Kredi kartlarını iptal et. Hukuk ekibini uyar. YarınZeynepin kaldığı evi boşalt.
Serkan, bana oyun oynuyordu.
Ama farkında değildi: yanlış kadına savaş açmıştı.
O sabah, İstanbul bile daha gri görünüyorduama ben neşeliydim. Kravatını düzelttim, kocam Serkan aynanın karşısında dimdik duruyordu. Leventteki lüks evimiz, beş yıl boyunca mutluluğuma tanıklık etmişti. Oysa ki, benim bildiğim hayat o güne kadar vardı.
Yolda sana bir şey hazırlamamı ister misin? diye sordum, göğsüne hafifçe dokundum.
Valencia çok uzak.
Serkan, endişelerimi her zaman dağıtan gülümsemesini gösterdi. Alnıma uzun bir öpücük koydu.
Hayır, sevgilim. Acelem var. Valenciadaki müşteri acil görüşmek istiyor. Bu proje portföyüm için önemli. Babana kendi ayaklarım üzerinde durabildiğimi göstermek istiyorum.
Başımı öne eğdim, onunla gurur duydum. Serkan, çalışkan bir eşti ama gerçek; işindeki para, sürmekte olduğu Land Rover, giydiği markalı takım elbiseler hepsi bana aittidevraldığım ve yönettiğim şirketimin temettüleri. Ama asla başına kakmadım. Evlilikte, benim olan onun da olur, değil mi?
Dikkatli ol, dedim. Otele varınca bana mesaj at.
O, anahtarlarını aldı ve çıktı. Oymalı kapılardan kayboluşunu izledim ve içimde hafif bir huzursuzluk hissettim. Birkaç gün evde tek başıma olmanın rehavetiydi belki.
Öğleden sonra ofisteki toplantılardan sonra aklım sık sık Zeynepe kaydıüniversite yıllarında tanıştığım en yakın arkadaşım. Bir gün önce bana mesaj atıp, Ankaradaki bir hastanede ağır tifo geçirdiğini söylemişti. Zeynep o şehirde yalnız yaşıyordu. Ona hep yardım etmeye çalışmıştım. Kaldığı küçük ev, benim gayrimenkulüm ve ona şefkatle ücretsiz vermiştim.
Yazık Zeynepe, dedim. Çok yalnız olmalı.
Saate baktımikiydi. Öğleden sonrası bosdu, onu ziyaret etmeye karar verdim. Ankaraya birkaç saatlik yol. Favorisi olan kuru fasulyeyi ve bir meyve sepetini hazırladım.
Şoförüm Ahmetin hastalandığını hatırlayıp kendi aracımla yola çıktım; kırmızı Mercedesimle, Zeynepin beni görünce mutlu olacağını hayal ettim. Sonra Serkana arayıp bana olan nazikliğiyle övünmesini hayal ettim.
Beşte, Ankaradaki elit özel hastanenin otoparkına vardım. Zeynepin söylediği VIP 305 numaralı odadaydı.
VIP.
Bir an duraksadım. Zeynep çalışmıyordu. Böyle bir süite nasıl ödeme yapıyordu? Ama iyimserliğim şüphemi de bastırdı. Belki birikimi vardı. Yoksa daben karşılarım.
Meyve sepetini elime alıp koridorlardan yürüdüm. Temizlik kokusu vardı, her şey pahalı ve şık görünüyordu. Adımlarım mermerde yankılandı. Korkum yoktuheyecanlıydım.
Üçüncü katta asansörün kapısı çaldı. Koridorun en sonunda, 305 numaralı oda biraz izoleydi. Yaklaşınca kapının tam kapanmadığını gördümhafifçe aralıktı.
Kapıya vurmak için elimi kaldırıp donakaldım.
Kahkahalar geliyordu.
Ve bir adamın sesisıcak, şaka dolu, tanıdıkkanımı dondurdu.
Aç bakalım güzelim, uçağımız geliyor
Midem düştü. O ses sabah alnıma öpücük koymuştu. O ses bana Valenciayı söz vermişti.
Hayır, olamaz.
Titreyerek kapının aralığına yaklaşıp nefesimi tutarak içeri baktım.
Gördüğüm manzara sarsıcıydı.
Zeynep yatakta doğrulmuşsağlıklı, parlayan yüzüyle; hastane önlüğü bile giymiyordu, saten pijamayla oturuyordu. Yanında ise, sabırla elma dilimleri yediren Serkan vardı.
Kocam.
Gözleri yumuşaktıtam tıpkı yeni evlendiğimiz zamanki gibi.
Karım şımartılmış biri, diye fısıldadı Serkan, Zeynepin ağzını başparmağıyla sildi.
Karım.
Koridorda başım döndü, duvara yaslanmasam bacaklarım bükülecekti.
Sonra Zeynepin sesitatlı, sitem dolu, samimizehir gibi geldi.
Elaya ne zaman söyleyeceksin? Gizlenmekten yoruldum. Şimdi birkaç haftalık hamileyim. Çocuğumuz da kabullenilsin.
Hamile.
Çocuğumuz.
Göğsümde yıldırım çaktı.
Serkan tabağı kenara koyup Zeynepin ellerini tuttu, ellerini öptü.
Sabırlı ol. Şimdi boşanırsam her şeyi kaybederim. Ela akıllıher şey onun adına. Araba da, saat de, şirketin sermayesi de hepsi onun parası. Hafifçe güldü, ne kadar işe yaradığımı takdir eder gibiydi. Ama hazır ol, biz iki yıldır gizlice evliyiz.
Zeynep dudak büktü. Elaya asalak mı olmaya devam edeceksin? Gururlu olduğunu söylemiştin.
Serkan güldü.
Tam da gururlu olduğum için. Önce daha fazla sermaye lazım. Şirketinden gizlice para aktarıyorumsahte projelerle. Biraz daha bekle. Yeterli birikince, kendi işimize ve evimize geçip onu kapı dışarı ederim. Artık ona nazik davranmaya dayanamıyorum. O baskıcı, sen daha uysalsın.
Zeynep kıkırdadı.
Ankaradaki evimiz güvende mi? Ela hak iddia etmez mi?
Güvende, dedi. Henüz tapu benim adıma değil ama Ela saf. Evin boş olduğunu sanıyor. Yardım ettiği ‘yoksul arkadaş’ aslında kocasının yüreğinin kraliçesi.
Birlikte güldülerneşeli, acımasız, zalim.
Meyve sepetinin tutamacı avucuma batana kadar sıktım. Kapıyı kırmak, onun saçlarını yolmak, yalanlarını dövdürmek istedim.
Ama eski bir öğüt zihnime geldi:
Düşman saldırınca duyguyla dövüşme. Beklemediği yerden vur. Temelini yok et, sonra bütün binayı çökert.
Titreyen elim cebime girdi. Yeni telefonumu çıkarıp sessize aldım ve video kaydını başlattım. Kamerayı aralıktan özenle uzattım.
Her şeyi kaydettim.
Serkanın Zeynepin göbeğini öpmesi. Gizli evlilikleri. Şirketimden para kaçırdıklarını itiraf etmeleri. Cömertliğime gülmeleri. Hepsi net, acımasız şekilde kayda geçti.
Beş dakika, beş ömür gibiydi.
Sonra geri çekilip koridordan çıktım, hıçkırıklarımı bastırarak boş bekleme salonunda oturdum. Ekranda kaydedilmiş videoyu izledim.
Kısa bir süre ağladım.
Avuç içimle gözyaşlarımı sildim.
Çöp için ağlamak yok.
Demek tüm bu zaman diye fısıldadım, aşkım acı bir soğukluğa dönüştü. Yastığımda bir yılanla uyuyormuşum.
Kız kardeşim gibi gördüğüm Zeynep, gülümseyen bir sülükmüş. Sahte gözyaşlarını, ona yemek parası verirken nasıl ek kartımı verdiğimi hatırladım. Serkanın fazla mesai bahanesinimuhtemelen benim evimde, yardımla beslediğim kadınla geçirdiğini düşündüm.
Acım buz gibi oldu.
Bankacılık uygulamamı açtım. Her şey bendeSerkanın yönettiği portföyün sahibi bendim. Hızlıca işlem yaptım.
Bakiyesine baktım.
90.000 TL olması gereken sermaye eksikti.
İşlemleri inceledim.
Butiklere transfer. Mücevher. Ankaradaki özel bir kadın doğum kliniği.
Neşelenin, dedim. Bunlar son kahkahalarınız.
Odaya girip onları yüzleştirmek istemedim. Fazla kolay: gözyaşı, yalvarmalar, ucuz tiyatro.
Hayır.
İhanete karşı aynı ölçüde acı istedim.
Ayağa kalkıp ceketimi düzelttim, koridorda 305in kapısına hedef gibi baktım.
Hastanedeki balayınızın tadını çıkarın, dedim. Çünkü yarın… cehennem başlıyor.
Arabama binip motoru çalıştırmadan Metini aradımIT ve güvenlik şefimi.
Alo, Metin, dedim, sesim artık bana ait değil gibi sakin.
Ela Hanım? Bir sorun mu var?
Bu akşam sana ihtiyacım var. Acil. Gizli.
Emrinizde, hanımefendi.
İlk olarak: Serkanın platinum kartını iptal et. İkincisi: yönettiği portföyü donduraniden denetim başlat. Üçüncü olarak: hukuk ekibini varlıkların geri alınması için hazırla.
Hazır, Metin fazla sormadı.
Anladım. Ne zaman başlatayım?
Şimdi. Anında. İlk alışverişte bildirim gelsin istiyorum.
Hemen başlıyorum.
Bir şey daha, dedim. En iyi çilingiri ve sağlam birkaç güvenlik elemanı bul. Yarın sabah Ankaradaki evde buluşacağız.
Emrinizde.
Çağrıyı sonlandırdım, arabayı çalıştırdım, dikiz aynasına baktım.
Koridorda ağlayan kadın gitmişti.
ElaCEOkaldı; merhametin bedelini öğrenen kadın.
Telefonum titredi: Serkandan bir WhatsApp mesajı.
Aşkım, Valenciaya vardım. Çok yoruldum. Uyuyacağım. Öpücükler, seni seviyorum.
Sessiz, keskin bir kahkaha attım.
Sonra sakinlikle cevap yazdım.
Tamam hayatım. İyi uykular. Tatlı hayaller görçünkü yarın bambaşka bir gerçekle uyanabilirsin. Ben de seni seviyorum.
Gönder.
Ekran karardı, dudaklarımda yamuk bir gülümseme belirdi.
Artık oyun başlamıştı.
Hayatta bazen en yakınlarımızdan gelen ihanet, bize gerçek gücümüzü ve değerimizi gösterir. İnsanları sınamadan sahip olduklarımızı paylaşmak büyük bir erdemdir, fakat kendimizi korumak da hayatın vazgeçilmezidir. Saflık, zamanında gözlerini açmazsan en büyük kayıp olur. Unutma: merhametin dozunu iyi ayarlamazsan, kendi hayatının mimarı değil, kurbanı olursun.



