Sabır Ne Zaman Güce Dönüşür?

Sabır, Güce Dönüştüğünde

Zehra, yatak ucunda oturmuş, elinde uğursuz bir gömleği sıkıca tutuyordu. Sanki bu kumaş parçası değil de kaderinin kanıtıymış gibi Kafasında, bağırıştan sonra ancak duyulabilen o yoğun sessizlik yankılanıyor. Öyle bir sessizlik ki, insanın canını yakıyor.

Onun söylediği sözler hâlâ odada asılı duruyor; duvarlara, eşyalara, tenine sinmiş gibi.

Şuna bak, kendine bir bak aynada! Yağ tulumu!

Bunları öyle öfkeyle değil, rahatlamış bir tonda bağırmıştı. Sanki sonunda içindeki nefreti dışarı çıkarmasına izin verilmiş gibiydi. Sonra kapı çarptı. O kadar. Çıktı, gitti. Ne arkasına baktı, ne özür diledi, ne de diğer odada oğullarının uyuduğunu hatırladı.

Zehra, yavaşça ayağa kalktı ve aynaya doğru yürüdü. Adeta darağacına gidiyor gibi ağır.

Karşısındaki yansımada, gözlerinde ışık kalmamış, yorgun bir kadın vardı. Yanakları şişmiş, göz altları halka halka olmuş, saçları özensizce toplanmıştı. Kendi yüzüne dokundu, gerçekten o olup olmadığını kontrol eder gibi.

Ne zaman bu hale geldim?.. diye fısıldadı.

Eskiden başka bir Zehra vardı. Hafif, neşeli, incecik bir elbise giyer ve Mahir gözlerini ondan alamazdı. O zamanlar, Sen benim için en güzelsin, kızgın olsan da bile, derdi.

Oysa şimdi…

Şimdi Zehraya bakarken duyduğu şey sadece soğuk bir acıma ve iritasyondu.

Zehra yere çöktü. Dizleri istemsizce katlandı. Ağlamadı. Gözyaşı yoktusanki içindeki her şeyi kurumuştu. Sanki içi dışına çıkmış ve öylece bırakılmıştı.

Çocuk odasından hafif bir hıçkırık sesi geldi.

Kerem Zehra irkildi, fırladı.

Oğlunun odasına girdi, yatağın yanında diz çöktü. Kerem huzursuz uyuyordu, kaşları çatık. Sanki içinde sıkıntı hissediyordu. Oğlunun saçlarını okşadı, tıpkı Mahirinki gibi simsiyah.

Özür dilerim, yavrum diye fısıldadı. Keşke bunları duymasaydın.

O anda Zehranın içinde bir şey tamamıyla kırılıp gitti.

O an çok net anladı: O aslında bugün değil, çok önce gitmişti. Elini tutmadığı, göz göze gelmekten kaçtığı, ona yabancı gibi konuşmaya başladığı zaman Bugün sadece kapıyı kapatmıştı.

Zehra, Mahirin doğumdan sonraki o bakışını hatırladı: Hızlı, değerlendiren bir bakış. O an bir şeyi anlamamıştı. Sonra, acı şakalar başladı.

Boyun kilo almış…
Eskiden ateş gibiydin, şimdi ev kıyafeti gibisin…

Zehra, incinmelerini yutup yorgunluğa, işe bağladı. Sevgi, sabır ister diye avuttu kendini.

Ama sevgi aşağılamaz.

Komodindeki telefon titredi. Mesaj.

Bir süre evde olmayacağım. Kereme yardım ederim. Birbirimizden biraz nefes almalıyız.

Üç kez okudu. Ne sevgiden, ne pişmanlıktan, ne suçluluk duygusundan bir kelime yok.

Telefonu düzgünce masanın üstüne koydu.

Nefes almak mı acı acı gülümsedi. Zaten çoktan aldın. Benim üzerimden.

Pencereye gitti. Sokakta lambalar yanıyor, hayat sanki hiçbir şey olmamış gibi devam ediyordu. Tam o an, Zehra uzun zamandır ilk kez yalnızca acı hissetmiyordu.

Öfkeyi hissetti.

Sessiz. Derin. Tehlikeli bir öfke.

Beni kırıldın sanıyorsun, Mahir diye fısıldadı. Oysa ne büyük bir hata yaptığını farkında değilsin.

O akşam Zehra, Mahirin sonunu göremese de, dönüş yolu kalmamıştı zaten.

Yalnız geçen ilk günler bir sis perdesi gibi geçti. Zehra adeta otomatik çalışıyordu: Keremi doyur, okula bırak, öğretmene gülümse, çorba pişir. Bütün bunlar mekanikti. Geceleri neredeyse uyuyamıyor, tavana bakıp atan kalbini dinliyorduçok hızlı, çok yüksek.

Ne aradı ne sordu. Sadece kısa mesajlar:
Cumartesi Keremi alırım
Parayı gönderdim

Ne Nasılsın? ne de Affet.

Cumartesi geldiğinde Mahir çıkageldi. Kendine güvenli, düzgün giyimli. Üzerinden başkasının parfümü yayılıyordutatlı, gösterişli.

Selam, dedi, Zehraya bakmadan.

Kerem, babasına sarıldı.

Baba!

Zehranın dudağı titredi. Babasını oğlundan eksik etmeye hakkı yoktu. Ama Mahiri her görüşünde, sanki açık bir yaraya tuz basılıyordu.

Zayıflamışsın, dedi Mahir, şöyle bir göz gezdirerek.

Biraz, dedi Zehra, sakince.

Gerçek buydu. Zehra neredeyse hiç yememişti. Ama Mahirin sesinde sanki izin almadan değişmeye cesaret etmiş gibi bir öfke vardı.

Fazla abartma, alay etti. Gerçi artık geç.

Zehra cevap vermedi. Sadece kapıyı kapadı.

Ev yalnız kalınca, Zehra yıllar sonra ilk kez ağladı. Acıdan değil artık. Öfkeden, aşağılanmışlıktan, bunca zamandır izin verdiği için kendine.

Akşam, eski dostu Asumanı aradı. Üniversite yurdunda kahkahalarla güldüğü eski arkadaşını.

Zehra Asuman derin nefes aldı. Hiçbirine katlanmak zorunda değilsin. Eskiden kimdin, hatırlıyor musun? Ve kim olabilirsin!

Eski Zehra yok artık, dedi yorgun bir sesle Zehra.

Yanılıyorsun. Sadece kendini unuttun.

Bu cümle aklında takılı kaldı.

Ertesi gün, Zehra yıllar sonra ilk kez apartmanın yanındaki spor salonuna girdi. Mahir için değil. Kendi için. Aboneliği aldı, titreyen elini sözleşmeye attı ve birden sanki yeni bir hayata adım atmış gibi hissetti.

Sonrası: Saç modeli değişikliği Sonra psikolog desteği Sonra kendine dürüstçe, acı da olsa, yüzleşmek

Mahir değişimleri fark etti. Önce hafifçe. Sonra şaşkınlıkla.

Bambaşka olmuşsun, dedi bir gün Keremi alırken. Daha özgüvenli gibi

Sadece korkmamayı öğrendim, dedi Zehra.

Mahir burun kıvırdı. Ama gözlerinde bir telaş gölgesi belirdi.

Bu arada onun yeni hayatı sallanmaya başladı. Uğruna gittiği kadın, ne nazik bir ilham perisi, ne de anlaşılmak isteyen biri çıktı. Akşam yemekleri, hediyeler, şikâyetler

Daha fazlasını vaat etmiştin, dedi o kadın. Sürekli çocuk, çocuk

Geç gelmeleri başladı. Para yetmemeye başladı. Yıllardır ilk kez Mahirin ayakları altından zemin çekiliyordu.

Ve o an fark etti: Zehra artık beklemiyor. Ağlamıyor. Acındırmıyor.

Yaşıyor.

Bir gün, onu bahçede gördühafif trençkotuyla, dik omuzlu, güler yüzlü. Yanında Kerem kahkahalar atıyordu. Zehra mutlu görünüyordu.

Mahirin içi cız etti. Kıskançlıkla karışık, nahoş bir acı.

Nasıl olur? diye düşündü. Bensiz?

Oysa olaylar şimdi başlıyordu. Asıl bedel yeni başlıyordu.

Mahir, kendini sık sık Zehrayı düşünürken buldu. Ev kıyafetiyle, bitkin bakan eski Zehrayı değil; yeni Zehrayı. Sakin, dengeli, ulaşılmaz Ve bu onu çileden çıkarıyordu.

Yeni hayatı sandığı gibi değildi. Gittiği kadın, bütün maskeleri düşürmüştü. Anlayacağım, sabredeceğim falan yok. Parası, boş zamanı ve başkasına aidiyeti olmayan bir erkek istiyordu.

Bu çocuğa fazla düşkünsün, dedi bir gün, elindeki fincanı itip. Biz sevgiliyiz!

Bu sözler Mahiri yaraladı. Kerem, onun için hiçbir zaman o çocuk değildi. Ama açıklamak da artık nafileydi.

Eve döndüğünde artık kimse onu beklemiyordu. Kira ev soğuk, sessiz, ıssızdı. Günün nasıldı? diye soran yoktu. Buzdolabında not yoktu. Kimse onunla ilgilenmiyorduve en çok bu eksikliği hissetti.

Zehrayı arayacak bahaneler bulmaya başladı. Önce Kerem hakkında. Sonra daha sık.

Kerem nasıl?
Ceketini unutmadın mı?
Gelip konuşalım mı?

Zehra kısa, kibar, duygusuz cevaplar verdi.

Bu, Mahiri korkuttu.

Bir gün, ansızın çıktı geldi. Zehra kapıyı açınca, Mahir bir an duraksadı. Karşısında, bir zamanlar âşık olduğu kadını ve tanıyamadığı birini buldu.

Değişmişsin, dedi alçak bir sesle.

Kendime geri döndüm, dedi Zehra gayet sakin.

Evine geçti; bir misafir gibi hissetti. Her şey sade, düzenli, huzurluydu. Havada eski gerginlik yoktusadece özgüven vardı.

Hata yaptım, dedi sonunda. Çok acımasızdım. Affet.

Zehra ona dikkatlice baktı. Ne öfke ne gözyaşı vardı.

Hata değil, Mahir. Seçimdi. Senin de, benim de.

O an, Zehrayı sonsuza dek kaybettiğini anladı. Gitmiş olduğu için değil; onu aşağıladığı için. Onu kırmaya çalıştığı için. Zayıf sandığı için.

Senin yanında ayakta kalamayacağımı sandım, diye fısıldadı Mahir.

Ben de sensiz yok olacağım sanmıştım, dedi Zehra. Oysa tam tersiymiş.

O sırada Kerem koşarak salona girdi.

Anne bak, resim yaptım! diye coşkuyla bağırdı.

Zehra yanında diz çöküp oğluna sarıldı, kahkaha attı. Gerçekten ve içten.

Mahir uzakta, yabancı kaldı.

Ve o an asıl bedelin; yalnızlıkta ya da tartışmada değil, ona değer veren kadını eskisi gibi asla geri alamayacağını anlamakta olduğunu gördü.

Zehra, Mahiri uğurlarken elleri titremedi.

Aynanın karşısına geçti ve ilk defa uzun zamandır kendi yansımasına gülümsedi.

İyi ki gittin, dedi sessizce. Yoksa kendim olamayacaktım.

Hayat devam ediyor. Eskisi gibi değil. Daha güzel.

Rate article
Lifequest
Sabır Ne Zaman Güce Dönüşür?