Ay, canım! Sana başıma gelenleri anlatmam lazım, vallahi hala hatırladıkça gülüyorumhem de biraz içim acıyarak. Geçenlerde doğum günüm vardı. Tam böyle kuş gibi hafifim; iş yerinde terfi aldım, eşimle sonunda kredi borcumuzu kapattık, havam yerinde, tabaklar dolu, evde huzur var. Dedim ki, bu akşamda bana sadece güzel sözler, içten kutlamalar gelir. Ama kapı çalınca ve içeri kayınvalidemhani şu meşhur Nevin Hanımgirince, olaylar başladı.
Nevin Hanımın bir cilveli tavrı vardır; bir pohpohlar, bir laf sokuverir ki, yanında hem gülmek hem lavaboya koşup suratımı yıkamak isterim. Aaa, Ececiğim, elbisen ne hoş, ama senin kalçalarına cesaret ister! der mi insan? Ya da, Duydum çok zayıflamışsın, galiba işten başını kaldıramıyorsun artık? İltifatı bile hafif acı verir, öyle diyeyim. Ama bu doğum günümde sahne büyük!
Gün geldi, evi mis gibi donattık, dostlar masada, her yer baklava börek dolu. Hediyeleşme faslına geçtik; biraz utangaç ama güzel anlardan. Nevin Hanım ayağa kalktı, sahneyi aldı ve inan bana, acayip uzun bir konuşma yaptıhem dramatik, hem karmakarışık. O kadar uzun ki anlatamam! Zaman ne çabuk geçiyor, kadın güzelliği çiçek gibi solmasın, bakımlı olmak lazım, erkeklerin de şöyle diri, dinç bir eşe ihtiyacı var Yani güzel sözlerin tam sınırında dolandı.
Baktın paketi bana uzattı. Açtım, içinde iki kutu Birinde dijital tartı var, ötekinde ise upuzun, kocaman yazılarla 45+! Yıpranmış Cilde Sıkı Bakım, Derin Kırışıklık Karşıtı diyen bir yaşlanma kremi. Biliyorsun, bir anda ortam dondu; eşim kıpkırmızı oldu, masadaki herkes göz kaçırıyor, ben anca teşekkürler deyip kutuları masanın altına kaydırdım. İçimde acaip bir burukluk, hem de öyle böyle değil!
O gece kavga çıkarmadım ama o baskülü görünce bir an gerçekten camdan atmak istedim. Kremi de banyoda en görünür yere koydum, sanki çok lazımmış gibi. Nevin Hanım her gelişinde şöyle bir bakıyor, Kullanıyor musun canım? diye soruyor. Ben de nedense Özel günler için saklıyorum diyerek geçiştiriyordum.
Ama içimden hep onun doğum gününü bekledim! Çünkü 55 olacaktı, öyle ciddiye alınacak yaş yani. O güne kadar baya düşündüm; ona gidip tansiyon aleti, yaşlılar için krem almak bana çok sığ geldiçünkü direkt alınmış olurum. Ben de daha ince bir şey düşündüm, hem akıllıca, hem acı verecek ama zarif olacak bir şey…
Ve birden jeton düştü! Meğer Nevin Hanımın en büyük zayıflığı, yaşı ya da kilosu değil, sözü… Her zaman bir şeylere laf yetiştirip, vida gibi insanların iliklerine işler ya. Hiç boş durmaz, perdeden çorbama kadar her şeyime karışır. Ben de kitapçıya gittim, harika bir şey buldum: Susmanın Sanatı: Yakınlarına Bilmeden Zarar Vermeden Konuşabilmek diye. Altında da İstenmeyen Tavsiyeler Sevenler İçin Pratik Rehber yazıyor, var ya, içimde davul çalıyor!
Hediye tam olsun diye bir de zarif, büyüteç aldım; hani filmlerde olur ya, eski tarz, ahşap saplı.
Gün geldi çattı, kutlama bir restoranda oldu, herkes orada; eski tanıdıklar, akrabalar, komşu Ayşe Teyzeler… Nevin Hanım baş köşede, havai, mutlu, doğum günü kraliçesi gibi. İlk eşimle ben kutlama sırası bize geldi, eşim nazikçe konuşup SPA hediye çeki verdi. Eh, o da lazım, insanların önünde ezmek yakışmaz.
Sonra ben usulca kendi hediyemi verdim; Sizin için özel aldım Nevin Hanım, iç huzur ve kişisel gelişim için, dedim. O da pek merakla açmaya başladı. İlk büyüteci çıkarttı.
Aaa, ne kadar hoş, antika mı bu? Ama neden? dedi, gözlerini devirdi.
Dedim ki, Çevresindekilerin güzel yanlarını daha iyi görebilesiniz diye, Nevin Hanım.
Herkes hafiften gülümsedi, ama olayı tam kavramadılar. Ama kitap çıkınca… O başlığı önce içinden okudu, sonra mırıldandı: Yakınlara Takılmadan Nasıl Susulur…
Gözüme baktı titrek bir sesle, Bu kitap mı? diye sordu.
Evet, Nevin Hanım, sizin bana özenle verdiğiniz güzellik uyarısından esinlendim. 55 yaşında da insanın iç huzuru ve ailede ahenk önemli, bence çok faydasını görürsünüz. Benim için o kırışık kremi verdiğiniz gibi.
Yüzü renkten renge girdi ama bir şey diyemediçünkü kitaba çıkışsa, haklılığımı kanıtlardı. Kısık sesle, Teşekkürler çok özgün dedi ve kitabı sanki elinde böcek varmış gibi bıraktı.
Biliyor musun, olaydan sonra ilişkimiz bambaşka oldu. O günden sonra anladı ki, artık oynadığı oyun karşılıklı. Her zamanki o masum dokundurmalarına bir cevabım olduğunu anladı, öyle bir cevap ki gülmek yerine hafifçe dondurur insanı.
İlk haftalar sadece eşimi aradı, bana çok mesafeli ve resmiydi. Ama inatla vites düşürdü; abuk sabuk nasihatler ve laf sokmalar azaldı gitti.
Hala arada deneyecekken Nevin Hanım, kitap nasıl gidiyor? O sayfayı geçtiniz mi? deyince tık diye susuyor.
Şimdi tartı yukarıda çatı arasında tozlanıyor, kremi ise itiraf edeyim topuklarıma sürdüm, yumuşacık oldu, ona da teşekkürler valla! Bir keresinde o kitabı onun salonunda, sehpanın üstünde gördüm. İçinde de ayraç vardı, baya ortalara gelmişti.
Demek ki işe yaradı! İşte böyle arkadaşım, bazen en güzel intikam biraz tatlı zekayla oluyor, ne dersin?




