Mutluluğu Yaşamak Her Kadının Hakkı

Mutlu Olmak Mecburiyet Değil

Babası, Derya henüz dört yaşındayken, başka bir kadına âşık olup evi terk etti. Yeni yıl kutlamasından hemen sonra, evden çıkarken kapıda beni affet dedi ve ardında kapıyı kapattı.

Annesi bu durumu inanılmaz bir sükûnetle karşıladı, hatta bu ailenin kadınlarında gözüken kaçınılmaz bir yazgı gibi kabul etti. Çünkü onun soyunda hiçbir kadının uzun süren bir evliliği olmamıştı zaten. Ama iki hafta sonra, bir gece elinde ne kadar ilaç varsa – hem uyku hem de ağrı kesicileri karıştırıp içti ve sessizce, sonsuza kadar uyudu.

Sabah Derya, annesini uzun süre uyandırmaya çalıştı, bağırdı, sarsıldı. Sonra buz gibi buzdolabında ne varsa alelacele kahvaltı yaptı, tekrar annesinin yanına gitti. Sonunda yorulup annesine sarılarak uyuyakaldı.

Ocak ayında günler çok kısa olur ya, hava daha yeni kararmaya başlarken Derya gözlerini açtı. Üşüyerek uyandı, battaniyeyi biraz daha üzerine çekip annesine sıkıca sokuldu. Fakat bu, ısınmasına hiç yardımcı olmadı. İşte o an, annesinden gelen bu tarifsiz ve derin soğukluğun nedenini Derya ilk kez o an fark etti. Yanağında birden yanmaya başlayan yaşlar aktı.

Tam o sırada, giriş kapısı açıldı. Derya koşar adım oraya gitti. Gelen, annesinin kız kardeşi Nurtendi.
Deryacığım, evde misin? Annen nerede? Bütün gün arıyorum ulaşamıyorum, merak ettim diye geldim!
Derya, teyzesinin kabanının eteğine sıkı sıkı tutundu, onu hızla yatağa doğru sürükledi. Kocaman, kızaran gözlerle Nurtene baktı, parmağıyla yatak odasını gösterip hıçkıra hıçkıra bir şeyler söylemeye çalıştı. Fakat ağzını ne kadar açsa da, ağlamaklı yüzüyle tüm o çabalarına rağmen tek bir ses bile çıkmadı; gözyaşı ve burun akıntısı adeta sel oldu, ama sesi yoktu.

Nurtenin hiç çocuğu olmamıştı. Eşi de, beş yılın sonunda başka bir kadın için evi terk etmişti. Ama Deryayı gerçekten kalpten seviyordu, ikinci annesi gibi olmuştu ona. Doğal olarak tüm resmi işlemleri halletti, Derya ile birlikte yaşamaya başladılar. Deryaya adeta adanmış gibi davrandı; doktorlar, terapiler üç yıl sürdü, yine de Deryanın sesi geri gelmedi.

O kış, tam Cemrelerde, ayazla beraber şehre gerçek kar yağdı. Derya ve arkadaşları gün boyu, Göztepe Parkında kızak kaydı, kardan koca bir aile yaptı, karların içine yatıp melek figürleri çizdiler.
Tamam kızım, artık eve gitsek iyi olur. Üstündeki tüm kıyafetlere kar donmuş, eldivenlerin buz gibi olmuş. Hadi, çıkmadan önce bakkaldan süt ve makarna da alalım, dedi Nurten.

Marketin önünde insanlar girip çıkıyordu, otomatik kapılar açılıp kapanıyor, ama kapının yanında, sağ köşede sanki hiçbir şey umurunda değilmiş gibi usulca oturan bir sarman kedi duruyordu. Hafifçe gözlerini kısmış, soğuktan ön patilerini hareket ettiriyor, ama yüzünde öyle sıradan bir bilgelik ifadesi vardı ki, gören garipserdi. Derya yanına çömeldi, Nurtene sen alışverişe git anlamında işaret etti.

Tamam canım, sen burada bekle. Ben hemen geliyorum, sakın uzaklaşma!

Derya kediyi yavaşça okşadı, kedi keyifle sırtını büktü ve mırıldamaya başladı. Kız sarmana sarılıp başını yanağına bastırınca, birden gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Kedi, Deryanın yanaklarını yalamaya başladı, arada tıksırıyor ama tekrar devam ediyordu.

Kızım, ne yapıyorsun öyle, sokak kedisi, pis dedi Nurten, telaşla Deryayı kolundan çekerek arabanın arka koltuğuna oturttu. Derya mücadele etti, kaçmak istedi ama Nurten onu zorla arabaya bindirdi.

Kedi de peşlerinden geldi, camın yanında miyavlayıp Deryaya baktı. Derya ise gözyaşlarını cama sürerek Olmaz, o artık benim! Onu bırakmak istemiyorum! diye fısıldadı.

Kızım, sen mi konuştun? Ne olur bir daha söyle, hadi lütfen… diye titrek bir sesle yalvardı Nurten.

Onu bırakamayız. Onsuz ölür! dedi Derya, Nurtenin gözlerinin içine bakarak.

Nurten, hemen arabadan indi, kediyi kucağına aldı ve arka koltuğa Deryanın yanına oturdu. Korkudan titreyen sarman, kadının kabanına tutunsada, Deryayı görünce hemen dizine geçti, yatıp kaldı.

Bak, madem bu kadar çok istiyorsun, keşke daha önce söyleseydin de, çoktan sana bir kedi bulurdum, dedi Nurten gülümseyerek.

Ve o gün, Derya ilk defa kendi sesini yeniden buldu, sarmanın sıcaklığıyla minik dünyasına biraz olsun huzur geldi.

Rate article
Lifequest
Mutluluğu Yaşamak Her Kadının Hakkı