Çocuklarını mezun edebilmek için her şeyini satan anne — yirmi yıl sonra, pilot üniformalarıyla kapısını çalan evlatları onu hayal bile edemeyeceği bir yere götürdü.

Ayşe Hanım 56 yaşındaydı ve duldu.
Tek evlatları Baran ve Keremdi.

İstanbulun kenar mahallelerinden birinde, küçük, sıvasız duvarlı, saç çatılı bir evde yaşıyorlardı. Bu evi rahmetli eşiyle beraber yıllarca dişini tırnağına takarak yapmışlardı; kocası inşaat işçisi olarak harç yoğururdu.

Derken hayat bir günde tepetaklak oldu.

Ayşe Hanımın eşi, çalıştığı şantiyede bir iskele çökünce hayatını kaybetti. Doğru düzgün tazminat ödenmedi, hakkını arayan da olmadı. Sadece sessizlik ve borçlar

O günden sonra Ayşe Hanım, hem ana hem baba oldu.

Bir dükkanları yoktu, birikmişleri yoktu. Sadece ellerindeki ev ve kocasının ailesinden miras kalan, şehrin dışında küçücük bir arsa vardı.

Her sabah yalnızlığıyla baş başa uyanırdı. Ama asla unutmaması gereken bir görevi olduğunu bilirdi: Çocuklarını okutmak.

Hele Baran ve Keremin hayalinden hiç vazgeçmesine izin vermedi.

HER ŞEYİ SATAN ANNE

Ayşe Hanım, her sabah saat dörtte kalkar; tezgahında satmak için börek, poğaça ve simit pişirirdi.

Simitlerin buharı gözlüğünü bulandırırdı, sıcak sac ellerini yaksa da sesi çıkmazdı.

Taze simit, açmaaa!diye bağırırdı bazen, o yorgunluğuyla.

Bazen ayakları şiş dönerdi eve, bazen ağzına lokma koyamadığı gün olurdu, ama oğulları aç kalmazdı hiç. Onlar okula gitmeden bir kap sıcak çorba buldu önlerinde.

Akşamları bazen elektrik faturasını ödeyemediklerinden mum ışığında ders çalışırlardı.

Bir gece Baran utangaçça konuştu:

Anne Ben pilot olmak istiyorum.

Ayşe Hanım elindeki tülbenti bırakıp gülümsedi.

Pilot.

Büyük hayal, pahalı hayal, uzak hayal.

Pilot mu oğlum?diye mırıldandı.

Evet, anne. Şu Atatürk Havalimanından kalkan o dev uçaklar gibi uçmak istiyorum!

Korksa da içinde, yüzünde tebessüm vardı.

O zaman uçacaksın, yavrum. Ben arkandayım.

Öyle ya, pilot eğitimi öyle kolay ve ucuz iş değil.

Liseyi bitirdiklerinde, Baran ve Kerem bir havacılık okuluna kabul edilince, Ayşe Hanım hayatının en zor kararını verdi.

Evi sattı.

Arsayı sattı.

Eşinden kalan son maddi hatırasını bile sattı.

Anne, peki şimdi nerede kalacağız?diye sordu Kerem.

Derin bir nefes aldı.

Nerede olursa, yeter ki siz okuyun.

Semt pazarının yakınında, minicik bir oda kiraladılar; belki sekiz aileyle ortak tuvalet, akınca akan çatıyla.

Ayşe Hanım başkalarının çamaşırını yıkamaktan, apartman temizlemekten, yine simit börek satmaktan, arada da okul forması dikmekten elleri çatladı, beli iyice ağrımaya başladı.

Ama oğulları okuldan kopmasın diye kimseye mızmızlanmadı.

YILLARCA SÜREN EMEK

Önce Baran, sonra Kerem havacılık eğitimini bitirdi. Ama işin ucu burada bitmiyor, Türkiyede pilot olup gökyüzüne süzülmek kolay değil; deneyim, sertifika, uçuş saatleri lazım.

O fırsatlar da memlekette bulunmayınca, iki kardeş yurtdışında iş buldular.

Uçağa binmeden, Atatürk Havalimanının kapısında annelerine sarıldılar.

Anne, mutlaka döneceğizdedi Baran.

Başarınca, ilk uçuştan seni de yanımıza alacağız, söz!diye ekledi Kerem.

Ayşe Hanım ikisini de bağrına bastı.

Benden endişe etmeyin, kendinize iyi bakın yeter.

Ve bekleyiş başladı.

Tam yirmi yıl.

Yirmi yıl boyunca arada bir telefon görüşmeleri, WhatsApp mesajları, komşu kızının yardımıyla yapılan görüntülü konuşmalar

Her doğum gününü yalnız geçirdi.

Ne zaman bir uçak gökyüzünden süzüldü, hemen dışarı çıktı.

Belki bu Baranın uçağıdırdiye fısıldadı.

Saçları tamamen ak, yürüyüşü biraz daha yavaş, ama umudu hiç sönmedi.

BİR SABAH HER ŞEY DEĞİŞTİ

Bir sabah, kendi evinin önünü süpürürkenyılların birikimiyle yeniden aldığı, küçük ama şahsına ait evikapı çaldı.

Yandaki komşu sandı, kapıyı açtı, nefesi kesildi.

Karşısında iki uzun boylu, üniformalı, göğsünde parlak rozetli adam duruyordu.

Annededi titrek bir ses.

Barandı bu.

Yanında Kerem.

THY üniforması ile, ellerinde birer çiçek, gözleri nemli.

Ayşe Hanım ellerini yüzüne kapadı.

Siz Gerçekten siz misiniz?

Sıkı sıkıya sarıldılar, yıllar aradan silindi gitti o an.

Mahalleli ağlama sesine toplanmaya başladı.

Anne, artık evdeyizdedi Kerem.

Ve bu defa, boşa söylenen bir söz değildi.

SÖZÜN UÇUŞU

Ertesi gün, onu İstanbul Havalimanına götürdüler.

Ayşe Hanım şaşkın, tedirgin, yavaşça yürüyordu.

Gerçekten binecek miyim?dedi heyecanla.

Bineceksin anne, hem de misafirimiz olacaksın bugündedi Baran.

Uçak kalkmadan önce, Baran eline mikrofonu aldı.

Değerli yolcularımız, bugün aramızda bizim buralarda olmamızı mümkün kılan biri var: Bizim annemiz, hayatındaki her şeyi feda edip bizi okutmak için mücadele etti. Bu uçuş onun

Salonda çıt çıkmadı.

Kerem devam etti:

Hayatımızda tanıdığımız en cesur kadın ne ünlü, ne zengino sadece, iki oğluna inanan bir anneydi.

Koltuklardan alkışlar yükseldi.

Gözleri nemlenenler oldu.

Ayşe Hanım heyecandan titriyordu. Uçak tekeri yerden kesilince, gözlerini kapattı.

Uçuyorumdiye fısıldadı.

Ve yılların emeğinin karşılığını oracıkta hissetti, içi huzurla doldu.

SON SÜRPRİZ

Uçuşun ardından oğulları onu Sapanca Gölünün kıyısına götürdüler.

Her yer yemyeşil, gökyüzü apaydın, göl pırıl pırıl.

O muhteşem göle bakan bir evin önünde durdular.

Annededi Baran, eline anahtarları uzattı, bu ev artık senin.

Artık çalışmanı istemiyoruzekledi Kerem, şimdi sıra bizde.

Ayşe Hanım dizlerinin üzerine kapandı, gözyaşları akıp gitti.

Her şeye değdi satılan simide, uykusuz gecelere, hepsine

Evin kapısından geçti, duvarlara dokundu inanamazcasına.

Bir zamanlar akan çatıyı, o rutubetli kiralık odayı, yağmurda pencereden sızan damlaları hatırladı.

Ve anladı ki:

Aslında hiç fakir olmamış.

Çünkü yüreğinin sevgisiyle hep zengindi.

BİR ANNE GÜN BATIMINDA

Akşamüstü, üçü beraber göl kenarında gün batımını izlediler.

Gökyüzü turuncudan kırmızıya boyandı.

Beraber sarıldılar.

Hafif bir esinti geçmişten bir hatıra gibi dolaştı aralarında, sanki Ayşe Hanımın rahmetli eşi gökyüzünden onlarla gurur duyuyordu.

Artık ben huzurluyumdedi Ayşe Hanım.

Oğulları uçmayı öğrendi.

Ama aslında asıl öğrendikleri şey adanmışlığın, fedakarlığın anlamıydı.

Ve Ayşe Hanım, bir annenin sevgisiyle ektiği tohumun hayat ona kanatlarla döndüğünü gördü.

Rate article
Lifequest
Çocuklarını mezun edebilmek için her şeyini satan anne — yirmi yıl sonra, pilot üniformalarıyla kapısını çalan evlatları onu hayal bile edemeyeceği bir yere götürdü.