Bir Kediciği Analiz Sonuçları Nedeniyle Terk Ettiler, Yalnız Bıraktılar ve Sırt Çevirdiler: Kışın Dondurucu Soğuğunda…

Bir günlüğüme bu yaşadıklarımı yazmazsam içimde kalır diye düşündüm. Kışın en soğuk günlerinden biriydi, rüzgâr acımasızca yüzüme çarpıyordu. Apartmanın girişinde küçük bir kediye rastladım. Kara gözleriyle bana korkuyla bakan, tiz ve çaresiz miyavlayan bu kedinin adını sonradan öğrendim: Barış. Sahiplerinin ona böylesine yakışan, saf ve iyi bir isim verdiğini düşünmüştüm önce. Üstüne bir arpa tanesi kadar sıcaklık kalmamış, kıpırdanan bedeniyle metal kapıya hem pençeleriyle hem dişleriyle tutunmaya çalışan bir canlı… O an hissettim ki Barış, hayatında ilk kez evinin dışına çıkmış, soğuğun sertliğine hiç alışık değil.

Ev kedisi olmanın verdiği rahatlığa, yumuşacık, sıcacık bir peteğin yanında kıvrılıp yatmanın konforuna alışık Barış, şimdi soğuklarla ve yabancılarla mücadele etmek zorunda kalmıştı. Geçen komşulara, hatta canı istemese de yabancılara yaklaşmaya çalışıyor, bacaklarına sürtünüyor, titreyen vücuduyla gözlerinin içine bakıyor; adeta kurtarın beni dercesine yalvarıyordu. Sırtından üşüyen bir canlı, hayatının tek tanıdığı ortamından bir anda koparılıp dışarı bırakılmıştı.

Bunun sebebini öğrendiğimde sinirim burnumdan çıktı. Barışın eski sahibi internetten ücretsiz bir Ankara kedisi bulmuş, ikinci bir kediye sahip olma hayaliyle heyecanlanmış. Ancak diğer kediyi evine almadan önce, şimdi Barışı sahiplenen kişi, evdeki mevcut kediden birtakım tahliller yapılmasını istemiş. Testler yapılınca Barışta kedi immün yetmezlik virüsünün taşıyıcılığı saptanmış. Gerçi bu virüsün insanlara ve köpeklere hiçbir zararı yokmuş, üstelik Barışta hastalık aktif değilmiş; bağışıklık sistemi virüsü kontrol altında tutuyormuş.

Ama eski sahibi korkmuş işte. “Hasta kedi istemiyorum, ya bulaşırsa?” demiş kendi kendine. Konuyu araştırmak, derinlemesine öğrenmek yerine, Barışı sıcacık evinden kaldırıp dışarı atmaya karar vermiş. Üstelik bunu Ankaranın ayazında; kar, soğuk ve deli gibi esen bir rüzgâr varken yapmış.

Barışın bu mahzun ve ölümle karşı karşıya kalmış halini apartmanın kapıcısı Fadime Hanım fark etmiş. Öncesinde gözünün önünde sağa sola koşturan Barışı bir süre sonra kapının önünde, karların üzerinde büzüşüp uyuklar vaziyette bulmuş. Soğuk, Barışın uykusuna mal olabilirdi ve herkes bilir ki ayazda uyunan bir uyku çoğu zaman dönüşü olmayan bir yolculuktur. Sağ olsun Fadime Hanım, üşümüş minik kediyi alıp kendi odasına taşımış, montunu serip onu kaloriferin yanına yatırmış, yanında getirdiği yiyeceklerden paylaşmış. O gün soğukta bir tas bulgur pilavı Barış için nefis bir ziyafete dönüşmüş, sıcaklık ve yemek yeniden ona hayat vermiş.

Bir süre sonra Barışı hayvan barınağına götürdüler. Hastalığı ve aşırı üşümeye bağlı ortaya çıkan rahatsızlıklar tedavi edildi; zamanla toparlandı. Şu an Barış tüm aşıları yapılmış, kısırlaştırılmış, sağlık karnesi olan pırıl pırıl bir delikanlı. Henüz üç yaşında genç bir kendisi. Sevecenliğiyle insanı büyülüyor; sarılmayı seviyor, insanın kulağına mırıldanıyor, başını dayayıp kendince “kedi öpücüğü” veriyor. Gönüllülerin yanından ayrılmak ona zor geliyor, kafesine istemeden dönüyor. Onun için apartman ya da sıcak bir yuva, sevgi dolu eller bir zorunluluk gibi.

Hayatımda gördüğüm en naif ve sevgiyi en çok hak eden kedilerden birisi Barışın hikâyesi bana bir kez daha gösterdi ki, korkudan veya bilgisizlikten verdiğimiz kararlar bir canlının hayatını altüst edebiliyor. Her ne olursa olsun, birini hayatımıza aldıysak; sorumluluğunu da, sevgisini de ömrümüz yettiğince sırtımızda taşımamız gerekir. Bugün bunu yüreğime bir kez daha not ettim.

Rate article
Lifequest
Bir Kediciği Analiz Sonuçları Nedeniyle Terk Ettiler, Yalnız Bıraktılar ve Sırt Çevirdiler: Kışın Dondurucu Soğuğunda…