Her şey bitti Elmas, aramızda her şey sona erdi. Gerçek bir aile istiyorum, çocuklar istiyorum. Sen bana bunu veremiyorsun. Yıllarca bekledim, sabrettim. Bir oğluma ihtiyacım var. Boşanmak için başvurdum bile! Eşyalarını toplaman için üç günün var. Gidince ara haber ver. Ben şimdilik annemde kalacağım. Çabuk ol, evimi çocuk ve annesi için hazırlamam lazım. Evet, şaşırma, yeni eşim çocuk bekliyor! Üç günün var!
Elmas sessizdi. Ne diyebilirdi ki?
Çocuğu olmuyordu bir türlü. Murat zaten beş yıl sabretmişti. Üç başarısız deneme…
Elmas onlarca doktora gitmişti, hepsi sağlamsın demişti. Peki neden her seferinde olmuyordu?
Elmas hep düzgün yaşardı.
Bu kez işyerinde fenalaştı, hemen ambulans çağırdılar, ama olanlar çok hızlı gelişti…
…Murat kapıyı çarparak çıkınca Elmas bitap halde kanepeye oturdu.
Ne istek ne de güç vardı, eşyalarını toplamak istemiyordu. Zaten nereye gideceğini de bilmiyordu.
Üniversiteye kadar teyzesinde yaşamıştı, teyze vefat edince kuzeni evi satmıştı. Babaannesinin köydeki evine mi dönmeli? Bir ev mi kiralamalı? İş ne olacak?
Soru çok, ama karar vermesi gerekiyordu…
…Sabahın erken saatinde kapı açıldı, kayınvalidesi içeri girdi.
Daha uyumadın mı? Aferin. Kontrol etmek için geldim, fazladan bir şey almayasın.
Oğlunuzun eski donunu istemiyorum, benimkileri mi sayacaksınız?
Vay canına! Ne kabalaştın böyle… O kadar iyi, kibar, sessizdin. Ama belliydi böyle olacağı. Murata sen ilk denemede doğuramayacaksın demiştim.
Sırf bunu söylemek için mi geldiniz? Lütfen susun, izleyin yeter.
O servisi nereye atıyorsun?
O benim, teyzemden kaldı, hatıram…
Artık yerinde boşluk olacak işte!
O beni ilgilendirmez. Size torun geliyor, yeter size.
Sadece kendi eşyalarını al!
Bilgisayarım, kahve makinem, mikrodalgam, hepsi benim. Düğünden önce alınmış arabam da. Oğlunuzun da kendi arabası var.
Her şeyin var, bir tek çocuk doğuramıyorsun!
Bu artık sizin işiniz değil. Ben sağlıklıyım, galiba Allah böyle yazmış.
Hiç üzülmüyor gibisin! Belki de bilerek yaptın!
Saçmalıyorsunuz. Bunu düşünmek bile ağır.
Elmas evin son haline baktı. Diş fırçası, makyajı, terlikleri yok artık. Sanki bir şeyi unuttu Kayınvalide dikkati dağıtıyor. Sonra hatırladı eski kedili biblosu yoktu. İçinde herkesin bilmediği, Murata dahi söylemediği küçük bir sır vardı: Bir çift küpe ve bir yüzük. Maddi değeri olmasa da babaannesinden hatıraydı. Murat hep çöpmüş gibi bakardı. Attı mı acaba? Eskileri hep balkona koyardı. Elmas kapıyı açtı…
Orada ne arıyorsun? Topla eşyalarını, defol! kayınvalidenin sesi yankılandı. Evinle vedalaşacak mısın? Vedalaş hadi! Sana başka böyle bir şey nasip olmaz!
Nihayet kedi biblosunu buldu, küpe ve yüzük de yerindeydi. Artık gidebilirdi.
Anahtarlar burada, hoşça kalın. Umarım bir daha görüşmeyiz.
Elmas ofise uğradı. Henüz raporluydu, izine ayrılmak istediğini bildirdi.
Üzgünüz çok, ama sensiz nasıl toparlarız. Üç hafta izin yeter mi? Ama lütfen bağlantıda kal. Projelerin yarısı sana bağlı.
Tamam, biraz uzaklaşmam lazım. Teşekkürler.
Yardım ister misin?
Hayır.
İzin ve prim işini ayarlatacağım.
Çok teşekkürler, tam yerinde oldu.
Elmas ev aramadan köye, babaannesinin evine çekip gitti. Orada kimsesi yoktu. Babaannesi üç yıl önce vefat etmiş, hiç görmediği annesi ise onu doğururken ölmüştü.
Ve şimdi Elmas da doğuramıyordu…
Bir saatlik yol ve evin önünde durdu. Elma ağacı, laleler…
Son Muratla sonbaharda gelmişlerdi, mangal yapmışlardı.
Arabayla avluya girdi, garaj anahtarı evdeydi.
Kapıyı açıp içeri girdi. Sessizlik. Masada kirli bardaklar, tabaklar… Neden geçen sefere toplamadı ki?
Hayır, toplamıştı! Demek ki biri gelmişti!
İki kupa, tabak, meyve suyu kutuları, Muratın sevdiği köpüklü şişeler. Kesin geçen sonbahardan kalma değildi.
Demek Murat buraya gelmişti. Ama kiminle?
Artık önemi yoktu…
Ev anahtarı sadece Elmastaydı, meğer Murat kopya yaptırmış. Kilidi değiştirmek gerek.
Yeni bir yaşam, temizlik, sonra sıcak bir banyo…
Elmas geçmişin izini yıkamak istedi.
Tam çıkarken kapıya vuruldu, sonra da cama.
Kim o?
İyi misiniz?
Evet… şaşırdı.
Kusura bakmayın, ben de komşunuzum, sabahtan beri sizi izliyorum.
Bir ara kayboldunuz, bacadan duman da tütüyor, başınıza bir şey gelmesin dedim…
Sağ olun, her şey yolunda…
Siz Muratın akrabası mısınız? O da geçenlerde karısıyla buradaydı… Kız kardeşi misiniz?
Hayır, eski eşiyim. Boşanma süreci yani.
Peki ev sizin mi?
Benim.
Ben de geçici komşuyum. Ailevi sebepler… Arkadaşım burada kalmamı istedi. Boşanma bende de… Yarın özgürüm. Her şey yolundaysa, ben gideyim. Yardıma ihtiyacınız olursa çekinmeyin. Ben İbrahim.
Elmas ben de. Bekleyin, kilidi değiştirir misiniz?
Evet. Ne zaman isterseniz…
En kısa zamanda lütfen. Yarın alayım.
Ben alırım, yanlış bir şey alırsınız, şehirden getireyim.
Tamam.
İki hafta geçti. Bir hafta daha izin bitince şehre dönme vakti gelmişti. Elmas alışmış, yeni ev aramak istemiyordu. Murat aramamış, yazmamıştı, sadece boşanma tarihi gelmişti. Bu, onun için daha iyiydi. Onu görmek bile istemiyordu.
Bir cumartesi. Elmas her zamanki gibi erken kalktı, İbrahim o gün göle gitmek için yürüyüşe çağırmıştı.
Yeni bir ilişki planında yoktu, ama yürüyüş zararsızdı. Keyifli vakit geçirdiler, öğle yemeği için döndüler. Elmasın evinin önünde bir araba Muratın arabası…
Kapıyı açtı, Murat ve yanında hamile bir kadın indi arabadan.
Elmas ve İbrahim tam o sırada kapıya gelmişlerdi. Murat eve girmeye çalıştı, ama nafile.
Bu da ne şimdi?
Başkalarının evine girmek olur mu?
Murat şaşkınlıkla durdu.
Bu ev bizim! dedi hamile kadın.
Kim söyledi? Murat mı? Ev benim, lütfen bahçeyi terk edin.
Murat, bu kadın kim? Eski karın mı?! Göndersene şunu! diye cırladı kadın.
Elmas ve İbrahim güldü. Murat kadını tekrar arabaya bindirdi, gittiler.
Eğlenceli bir hayat bekliyor onu…
Ama o adama çocuk doğuracak. Ben başaramadım, üç deneme… Kusura bakma.
Biz de ayrıldık, çünkü eşim istemedi…
Dört yıl geçti boşanmadan sonra. Eski kayınvalideyle bir süpermarkette tesadüfen karşılaştı.
Elmas, seni tanıyamadım. Uzun zamandır gözlüyorum. Yoksa hamile misin?
Evet, Elmas karnını okşadı.
Muratın da işi kötü. Torun hasta doğdu, sorun erkektenmiş. Kadın terk etti, çocuğu bize bıraktı. Sen tek başına doğurmaya mı kalktın?
Hayır, yalnız değilim. Bir ailem var. Şimdi gitmem gerek, bekliyorlar.
Öyle mi? Beni affet…
Size sabır…
Eski kayınvalide uzun uzun Elmasın arkasından baktı. Elmasın yanında İbrahim yürüyordu, bir elinden minik bir kız çocuğu tutmuştu. O kız, annesine tıpkı benziyordu…




