Başkasının Babasının Gölgesi

Başka Bir Babanın Gölgesi
Zeynep (anne) Paramparça
Benim adım Zeynep, otuz beş yaşındayım. Hayatımda her şey tam yerindeydi: Feriköyde sıcak bir daire, sağlam bir iş, güvenilir bir eş olan Murat ve henüz on altısına basan oğlum Berk. Fakat bu uyum, bir akşamda tuzla buz oldu.
Berk, üst raflarda eski bir oyun konsolunu ararken ayakkabı kutusunda saklı, tozlu bir albüm bulmuş. Mutfaktan içeri girdiğinde, yüzü kağıt gibi bembeyazdı.
Bu kim anne? dedi ve fotoğrafı masaya bıraktı.
Fotoğrafta, on dokuz yaşındaki ben, kamuflajlı uzun boylu bir gencin kollarında mutluluktan parlıyorum. Arka yüzünde geniş harflerle şunlar yazıyor: Zeynep + Ali = sonsuza dek. Beni bekle, sevgilim.
Yanında solmuş bir zarf duruyordu. Berk çoktan açmıştı.
Erkek olursa adını Berk koy sesi titredi. Anne, Ali benim gerçek babam mı? Peki Murat ne oluyor?
Ayaklarımın altından zemin çekildi sanki.
Evet Ali senin biyolojik baban.
Bütün hayatım boyunca bana yalan söyledin! diye bağırdı. O anda gözlerinde yalnız kırgınlığı değil, sarsıcı bir öfkeyi de gördüm.
Ceketini kaptığı gibi evden dışarı fırladı. Bir tek laf etmeme bile müsaade etmedi.

Berk (oğul) Boşluğa Kaçış
Yağmur yüzümü döverken, hiç umurumda değildi. Kafamda tek bir şey yankılanıyordu: Bütün hayatım sahteymiş. Arkadaşlarıma gitmedim. Sadece yok olmak istedim.
Muratın bana bisiklete binmeyi öğrettiği, beraber balığa gittiğimiz günler gözümde canlandı. Bütün bunları, benim kendi oğlu olmadığımı bile bile mi yaptı, yoksa annem esas ona mı ihanet etti?
Kendimi eski mahallemizde, eskiden çocuk esirgeme kurumu olan metruk binanın önünde buldum. Kimse gidecek yeri olmayanlar genelde burada takılırdı. Kırık camdan içeri girdim, arka odada yere oturdum ve telefonumu açtım. Yanıma aldığım mektubun üstünde askerlik adresiyle ve tam isim yazıyordu: Ali Eren Demir.
İsmi arattım. Karşıma çıkan bilgiler son darbeyi vurdu.

Zeynep (anne) Acı Gerçek
Murat işten geldiğinde, ağlamaktan bitap düşmüştüm.
Her şeyi öğrendi, Murat; albümü, mektupları
Murat derin bir nefes alıp sandalyeye oturdu.
Zeynep, bu eninde sonunda olacaktı. Şimdi ona neden Aliyi beklemeyi bıraktığını çok dikkatlice anlatmalıyız.
Gözlerimi kapadım, o kâbusu tekrar yaşadım. Ali askere gitti, sıcak bir bölgeye düştü. Haftalarca gelen mektuplarıyla yaşadım. Sonra bir gün, tanımadığım bir kadın olan Melikeden bana bir mektup geldi.
Meğerse Alinin bir de orada bir nişanlısı daha varmış. Aynı satırları ona da yazmış; dönmeye, sonsuza dek sevmeye söz vermiş. Önünü göremediğinden, her günü son günü gibi yaşadığından duygularına yenik düşmüş.
Ardından iki adrese birden ölüm haberi ulaştı.
Hem ölümlerini, hem ihaneti aynı anda yaşadım. Karnımda bir çocukla, yanında Melike olduğunu öğrenince Aliden geriye hiçbir şey bırakmak istemedim. Murat geldiğinde ise bana asla yargılamadan, sakin bir hayat sundu; ben de geçmişi unutmak, acıyı silmek istedim. Yalansız huzurlu bir hayatı seçtim.

Berk (oğul) Sığınakta Karşılaşma
O harabede geceyi geçirdim. Sabah, gürültüyle uyanınca cebimde polisin botlarının sesi yankılandı.
Evlat, burada ne işin var? Her yerde seni arıyoruz. Annen kayıp başvurusu yaptı.
Karakola götürdüler. Avare bir şekilde duvardaki tek noktaya bakarken nöbetçi:
Demir? Ziyaretçin geldi, ama annen değil, dedi.
İçeri titrek elleriyle eski bir çanta sımsıkı tutan yaşlı bir kadın girdi. Gözleri tıpkı benimkiler gibiydi.
Berk fısıldadı. Allahım, ona ne kadar da benziyorsun
Siz kimsiniz?
Ben senin babaannenim, Alinin annesi, Fatma Hanım. Annen yıllar sonra ilk kez aradı beni.

Gerçeklerle Yüzleşme
Annen, beni hiç görmek istemedi, sessizce anlatmaya başladı. Melike diye başka bir kızın varlığını öğrenmişti. Melike zaten yetimdi, yanımıza almıştık. Ali hata yaptı, çok gençti, geri dönememekten çok korkuyordu. Melike de oradaydı, yemeğini paylaşır, çamaşırını yıkardı. Savaş zamanı aşkıydı Ama mektuplarının sonlarında tek birini anıyordu, Zeynepi ve çocuğu
Tam o sırada, Murat arabasıyla karakola yanaştı. Saçı başı dağınık, bembeyaz bir yüzle, koşarak yanıma geldi.
Berk
Önce babaanneme, sonra da on altı yıldır tek dayanağım olan adama baktım.

Zeynep (anne) Hayatı Yeniden Kurmak
Mutfakta dörtlü halde, sıkışık sofrada oturuyoruz; ben, Murat, Berk ve Fatma Hanım. Ortadaki masada o eski albüm var.
Sana o kızı, yani Melikeyi affedemediğim için Aliyi hep kalbimden çıkarmak istedim, dedim oğlumun gözlerine bakarak. Senin de onun gibi dengesiz ve duygusal olacağından korktum, genlerini hayatından silmek istedim.
Hakkın yoktu, dedi Berk, sertçe. Ardından Murata döndü: Sen peki, baba Sen biliyor muydun?
Biliyordum, dedi Murat. Seni bağrıma bastım, oğlum. Sana sadece kendi kanımdan değil, sevgimden de babalık yaptım. Seni hastaneden kucağıma aldığım ilk günden beri oğlumsun.

Berk (oğul) İki Baba
Bir yıl geçti. Kitaplığımda iki fotoğraf var şimdi. Birinde Ali var; genç, yakışıklı, pek çok hata yapmış ama bana hayat vermiş adam. Ara sıra babaannemle kabrine gidiyorum.
Diğerinde Murat var; hâlâ odamı toparlamayınca bana kızan, teknik çizimlerime yardım eden babam.
Bir şeyi öğrendim: Gerçek hayat, doğrusal bir çizgi değil, sevgiyle, ihanetle, korku ve fedakârlıkla örülü karmaşık bir yumak.
Ali benim başlangıcımdı. Ama Murat temelim oldu. Şimdi ikisine de bakınca, artık ne yanlışım, ne de aldanışım diye düşünüyorum. İki kere sevilmiş biriyim. Biri hayatını vererek, diğeri her gününü ailemize adadığı sadık sevgisiyle
Ev, sırrın olmadığı yer değil. Ev; en karanlık sığınakta bile seni buldukları yerdir.

Rate article
Lifequest
Başkasının Babasının Gölgesi