— Peki, beni tekrar yetimhaneye mi göndereceksiniz?

Kanka, dinle, bir şey anlatayım. Yoksa beni yine o yetimhaneye geri mi götüreceksiniz? Teyzem aceleciydi, beni almışlar çünkü yeni bir bebek gelecek diye haberleri yoktu. Ben de kendime ait değilim diye sesleniyordu Can.

Merve ocakta duruyordu, ince kıvrımlı krepleri çeviriyordu. Yakında babası işten çıkacaktı, hepsi birlikte akşam yemeği yiyeceklerdi.

Bugün Can neden odasında sessizce oynuyordu, merak ettim? Merve, sevdiği krepleri pişirirken, Can yanına gelip gözlerine bakarak şunu sorar:

Anne, bir krep daha verir misin?

Merve verir, Can bir anda doymuş gibi görünür, ama yine yaklaşıp, bir çocuksu sevinçle, her bir kıvrımı uzatarak tekrar sorar:

Anneee, bir tane daha alabilir miyim?

Merve anlar ki Can zaten karnı tok, sadece anne kelimesini tekrar tekrar duymak istiyor. Eskiden Merve spatulayı ve krepleri bir kenara bırakır, Canı kollarına alırdı; beş yaşındaydı, pek ağır değildi. Haydi canım, babamı işe giden yolu bekleyelim mi? derdi. Can da neşeyle yanıtlar:

Evet anne, babamı bekleyelim! Gözlerindeki heyecan pırıl pırıldı. Daha önce hiç anne ve baba tanımamıştı, şimdi ise vardı.

Can artık kendi odasına, kendi yatağına ve babasının aldığı sallanan bir oyun köşesine sahip. Arabalar, robotlar, lego setleri ve daha birçok oyuncak sadece ona aitti; başka kimseye dokunmazdı. Akşamları Merve ona masal okur, başını okşar, Seni çok seviyorum der. Can bu sevgiyle dolup taşar, geçmişi neredeyse unutmuş gibiydi.

Merve, Canı çağırmak istedi ama birdenbire bebek karnına itildi.

Merve elini uzattı ve bebek bir kez daha itildi.

Ya Rabbim, diye Merve her gün bu beklenmedik hediyeyi için dua ederdi; umar ki her şey yoluna girsin. Çocuğun ismini de bulmuşlardı; Mehmet Şebnem olsun demişti. Babasının babası da Ayşe diye çağırıyordu.

Merveye, kendi çocuğun olamaz, sen ve Mehmet Canı yetimhaneden almıştınız, bir yıl sonra bir kız çocuğu daha doğacak demişlerdi. Merve dalgın düşmüş, krep çevirme işini neredeyse unutmuştu. Cana seslendi:

Canım, ne kadar sessizsin bugün?

Ama yine sessizlik Sanki duymuyor muydu?

Merve ocağı kapattı, çocuk odasına yürüdü.

Odadaki ışık bile kapalıydı, Can nerede?

Bir anda gürültü duyuldu. Merve ışığı açtı, Canı gördü; kanepede bir ceket ve bere içinde oturuyordu. Elinde sırt çantası, içi en sevdiği arabalarla doluydu.

Ne yaptın, karanlıkta oturuyorsun? dedi Merve şaşkın, ardından neşeyle, Hadi kalk, giyin, nereye gidiyorsun? Seyahate mi çıkıyorsun? Hadi gel senin o krepleri, kaymak ve yoğun sütle yiyelim, Can, neden bu kadar sessizsin?

Can gülümsemedi, yetişkin bir bakışla bir noktaya bakıyordu, sonra aniden sordu:

Bu oyuncakları yanımda götürsem olur mu? Arabalar ona lazım mı?

Ne diyorsun Can, ne oldu sana? Nereye gidiyorsun? diye Mervenin sözleriyle elleri sarktı. Ben kötü bir anne miyim? Can benim sevgimi hissetmiyor mu? Belki de yakında doğacak kız kardeşi kıskanıyor mu? diye düşündü. Dün hâlâ çok mutlu görünüyordu.

Can aniden Yine beni o yetimhaneye geri mi götüreceksiniz? Teyzem aceleciydi, beni almışlar çünkü yeni bir bebek gelecek diye haberleri yoktu. Ben de kendime ait değilim diye tekrarladı.

Canın gözleri yaşlıydı, zor zor ayakta duruyordu, yanına bakıyordu.

Can, ne diyorsun? Hangi teyze? Merve, komşusuyla birkaç gün önce karşılaştığını hatırladı. Şükür ki çocuğumuz yakında doğacak, dedi, sonra gözlerini Cana çevirdi, Hızlı davranmıştınız, Mervem! diye ekledi.

Merve, Canın hâlâ her şeyi anlamadığını düşündü, komşuyla konuşup kopmadı. Ama Can, aslında her şeyi kavramıştı.

Birden aklına geldi; Ben yabancıyım, tek başıma kalacak ne olur! diye düşündü.

Merve çocuğu sıkıca kucakladı, Can önce iterek uzaklaşmaya çalıştı, sonra çöküp ağladı.

Canım, ne oldu? Bu teyze hiçbir şeyi bilmiyor, babanla ben seni çok seviyoruz, kimseye vermeyeceğiz! dedi.

Merve şapkasını ve ceketi çıkardı, iki yan yana oturup sessizce kanepede kaldılar.

Şebnem doğduğunda, Can ve baba evde tek başlarına bakıyordu, ardından annesi ve kız kardeşiyle buluşmaya gittiler.

Can, kız kardeşini sevmeyecek diye endişelendi.

Ama Şebnemi görünce, Anne, bu minik nasıl olur da büyük bir kardeşe sahip? Ben ona arabalarla oynamayı öğreteceğim, birlikte çok eğleneceğiz! diye güldü.

Şimdi Can, kız kardeşinden ayrılamıyor, büyüdüğünde odasına taşımalarını bekliyor. Şimdilik annesinin en büyük yardımcısı.

O akşam Merve onu çağırdı: Can, Şebemi aldık, babamı işe gidiyor, acele edelim! Can giyinmiş, koridorda bekliyordu: Anne, kapıyı tutarım, beşiği taşıyacağım!

Asansörle aşağı indiklerinde aynı kadın tekrar girişte belirdi.

Can, annesinin elini daha sıkı tuttu, heyecanla.

Canım, teyze yardım eder mi? Bagajları ağır, asansörü çağır.
Tamam anne! dedi Can gururla, kadına asansörü çağırdı, ardından annesinin peşinden koştu.

Yarın tatil, bütün aileyle parka gideceğiz. Şebnem hâlâ küçük ama çabuk büyüyecek, beraber dönme dolaba bineceğiz. Büyük kardeş Can da tutacak, Şebnem korkarsa tutacak. Sonuçta, kardeşler her zaman beraber, birbirine destek olur!

Sevdin mi, beğen, yorum bırak!

Rate article
Lifequest
— Peki, beni tekrar yetimhaneye mi göndereceksiniz?