Dört yılın sonunda: Fazla kilom yüzünden beni küçük düşürdü!
Benim adım Aylin Yılmaz ve Bursa’nın eski çarşılarıyla ünlü sessiz bir mahallesinde yaşıyorum. Hayatımın bu kadar kâbusa döneceğini asla düşünmezdim. Ayrıldık. Dört yıl üç ay boyunca onunla her şeyi paylaştım — kahkahaları, gözyaşlarını, umutları. Şimdi ise tamamen yalnızım ve kalbim paramparça. “Peki ya ne olmuş? İnsanlar her gün ayrılıyor,” diyeceksiniz. Evet, bu doğru, ama bu ihaneti asla affetmeyeceğim — gülümseyerek sırtıma sapladığı bir bıçak gibi.
Her şey neredeyse kusursuzdu. Elbette tartışmalar olurdu ama hiç büyük kavgalara varmazdık. İyi anlaşıyorduk, ta ki kader beni hırpalayana kadar. Yaşadığım büyük bir kişisel sıkıntı yüzünden kilo almaya başladım. Eskiden dergi kapağındaki modeller gibi değildim ama düzgün bir fiziğim vardı. Sonra, kilolar birikmeye başladı ve eski sevgilim, Şahin, benim için bir işkenceciye dönüştü. Bana alay etmeye ve beni aşağılamaya başladı, sanki gözünde bir hiç olmuşum gibi.
Herkesin önünde benimle alay etmekten çekinmiyordu. Bir keresinde arkadaşlarla bir eğlencede, sarhoşken benim “yağlarım” hakkında şakalar yaptı, parmağıyla belime dokundu ve grup kahkaha attı. Onun ayıklandığında bile özür dilemesi acımı dindirmedi — kendimi ezilmiş ve zavallı hissettim. Son aylarda, güneşten daha çok gözyaşlarına boğuldum. Her şeyi biliyordu — hangi cehennemden geçtiğimi, yaşadığım sıkıntıların her detayını. Yine de beni ezmeye devam etti, sanki ayaklar altına alınacak bir çöp gibiydim. Her iğneleyici sözü sorunlarımı daha da ağır, daha da dayanılmaz hale getiriyordu.
Bir sabah dayanamadım. Kalbim öfkeyle doldu, gözyaşlarım boğazımda düğümlendi ve “Git!” diye bağırdım. Gözünü bile kırpmadı — sanki bunu bekliyordu. Sessizce eşyalarını topladı, kapıyı çarptı ve kayboldu. Dört yılın ardından beni keder içinde, sorunlarımın içinde boğulurken bıraktı. İçimde boşluk ve cevapsız sorularla kaldım. Belki de başka biri vardı? Hiçbir belirgin işaret, telefon görüşmesi veya gizli buluşma görmedim. Ama belki de kendine yeni, zayıf, güzel birini bulmuştu, benim gibi kilo almış ve yıkılmış birini değil.
Sizden tavsiye beklemiyorum, acıma da. Sadece içimi yakan bu acıyı döküyorum. Şahin yalnızca sevgimi değil kendime olan inancımı da paramparça etti. Onun her alaycı bakışı, kilom hakkında söylediği her söz hafızama kazındı, adeta bir yara gibi. Onun, yabancıların önünde benimle alay edişini, bana artık gözlerinde bir kadın değilmişim gibi bakışını unutamam. İçimdeki şeytanlarla savaştığımı biliyordu, ama beni daha da derin bir çamura sokup gitti, arkasına bile bakmadan.
Bazen onu biriyle hayal ediyorum — havadan hafif, ince belli ve şen kahkahalı biriyle. Belki de benim stres ve gözyaşlarıyla kilo aldığım süreçte hep böyle birisini hayal etti? Bu düşünce beni geceleri kemiriyor, ama gerçeği bilmek istemiyorum — yalnızca daha fazla yıkıma sebep olur. Dört yıl boyunca ona her şeyimi verdim — sevgimi, sıcaklığımı, ruhumu — o ise bana yalnızca hüsran ve hayal kırıklığı bırakıp yeni bir hayata gitti. Geride ben, fazla kilolarım, incinmişliklerim ve hak etmediğimi düşündüğüm bir damla mutlulukla kaldım.
Ama direneceğim. Bunun üstesinden geleceğimi biliyorum. Gözyaşlarının ve acının ötesinde, ayağa kalkacak gücü bulacağım. Her gün aynaya bakıyorum ve yansımamdan nefret ediyorum — kilolarımdan değil, ona kendimi bu kadar kırmasına izin verdiğim için. O gitti, ama ben savaşmak zorunda kaldım — kendimle, geçmişle, kafamdaki hala “Hiçbir değerin yok” diyen sesiyle. Tek bir şey için dua ediyorum: bu cehennem bir an önce sona ersin. Yaralar kapansın, kendimi yeniden canlı hissedeyim. Onu affetmeyeceğim, ama ihaneti atlatacağım — kendim için.




