Acıdan Doğan Aşk: Tanrı’ya Bana Onu Gönderdiği İçin Minnettarım!

Acıdan Doğan Aşk: Tanrı’ya bana Serkan’ı gönderdiği için minnettarım!

Adım Ayşe Yılmaz, ve ben Sakarya’nın şirin ilçelerinden Sapanca’da yaşıyorum. Küçüklüğümden beri çocuklara hep düşkündüm — daha çocukken saatlerce parkta oynayan çocukları izler, bir gün kendi çocuğum olacağı günün hayalini kurardım. 25 yaşına geldiğimde bu hayal neredeyse elle tutulur hale gelmişti: parkta durup, çocukların koşuşlarını, gülüşlerini izlerdim ve kalbim anne olma arzusuyla dolup taşardı.

Mehmet benim ilk gerçek sevgilim oldu. Birlikte planlar yapıyor, evlilikten söz ediyorduk ve hamile olduğumu öğrendiğimde mutluluktan ayağım yerden kesildi. Artık gözümde bir aile, bir ev ve bir bebek canlanmıştı. Fakat onun için bu haber bir darbe gibi oldu. Yüzü soldu, içine kapandı ve sonunda hiçbir açıklama yapmadan eşyalarını toplayıp evden ayrıldı. Koca bir sessizlikte, kalbimde büyüyen bir bebekle ve veda etmeye bile tenezzül etmeyen Mehmet’in ardından kalakaldım. Bir daha onu görmedim. Geceleri uyuyamaz oldum, kafamda bin bir türlü düşünce: kürtaj, çocuğu evlatlık vermek, ya da kendim büyütmek. İlk iki seçeneği hemen eledim — bu kendime ihanet olurdu. Üçüncü yol ise beni korkutuyordu: ailemin suçlamalarıyla, bitmek bilmeyen eleştirileriyle yüzleşmem gerekecekti ama savaşa hazırdım.

Günün doğuşuyla birlikte umut kapımı çaldı. O gün ağır bir yürekle işe giderken kapının önünde Serkan ile karşılaştım. O, eli açık, iyi yürekli bir adam olarak beni sıkça neşelendiren komşumdu. Onun, market dönüşlerimde poşetleri taşımama yardımcı olmak için koşuşturmalarını izlerdim. Genelde kısa bir ‘merhaba’ ile geçiştirir geçerdim ama o sabah durdum. Konuşmaya başladık. Mehmet’ten bahsetti ve neden bilmem, bütün acımı, korkularımı, yalnızlığımı ona anlattım. Akşam olduğunda, girişte elinde kırmızı bir gülle bekliyordu ve bir ay sonra evlendik. Düğün istemiyordum — bu bana ikiyüzlülük gibi geliyordu ama Serkan ısrar etti: “Her şey güzel olacak, inan.”

Serkan benim altın gibi bir eşimdi — iyi kalpli, zeki, yardımcı, kalbi tertemiz biriydi. Fakat onu seviyordum diyemezdim. Kızımız Ece dünyaya geldiğinde, Serkan evimizi dört günde masal gibi bir yere çevirdi, her şeyi kendi elleriyle onardı, onun odasını hayallerden çıkma bir hale getirdi. Arkadaşları duvarlara hep birlikte eşlik ediyordu ve Serkan’ın gururla parladığını görüyordum. İçimde bir şeyler kıpırdadı, göğsümde sıcaklık yayıldı ama o kıvılcım, o büyü henüz ortada yoktu. Serkan, kalbimi kazanabilmek için pes etmeden savaşıyordu ama ben soğuk davrandım, duvar gibi.

Sonra kader bizi bir kez daha sınadı. Oğlumuz doğdu — zayıf, hasta, ağır bir teşhisle. Doktorların yüzleri acıma doluydu: “Onu bırakın, daha iyi olur.” Serkan’ın gözlerine baktım, benim ruhumu parçalayan o korku onda da vardı. Birbirimize sarılarak bir can simidine tutunur gibi sımsıkı sarıldık. Ama bir hafta sonra minik oğlumuz hayatını kaybetti. Gece boyunca birlikte ağladık — Serkan bana sarıldı, belki oğlumuz, acı çekmeyeceği o yere gitmiştir diye fısıldadı. Bu kayıp bizi yerle bir etti ama düşündüğümden daha güçlü bir şekilde birleştirdi. O gece, ilk kez onu sevdiğimi hissettim — sadece saygı duymadım, sadece minnettar değildim, tüm kalbimle sevdim. Acıdan, külden bir aşk doğdu.

Sonra mucize gibi peş peşe iki oğlumuz daha dünyaya geldi — gürültülü, neşeli iki fırtına. Şimdi evimiz kahkahalarla, sıcaklıkla, hayatla dolu. Serkan’a delicesine aşığım, çocuklarımın babasına, kurtarıcıma. Hayatıma düştüğüm boşlukta geldi ve beni ışığa çıkardı. İnancım tam: Tanrı onu bana göndermişti, beraberce gözyaşlarıyla dolu yolları aşıp, bir gün torunlarımızı kucaklayacağımız günü beklemek için. Her sabah ona bakıyor ve düşünüyorum: iyi ki varsın. Pes etmediğin için teşekkür ederim. Acımızdan doğan mutluluk — gerçek, sarsılmaz bir kaya gibi. Biliyorum ki, onunla sonuna kadar yürümeye hazırım.

Rate article
Lifequest
Acıdan Doğan Aşk: Tanrı’ya Bana Onu Gönderdiği İçin Minnettarım!