Onu unutamıyorum, on yıl geçti. Şimdi nasıl yaşayacağım?
Sadece 23 yaşındaydım, Amerika’ya okumaya gitmiştim. Genç, saf, umutlarla ve hayallerle doluydum — bir karşılaşmanın tüm hayatımı altüst edebileceğini ve hala iz bıraktığını hayal bile edemezdim.
Üniversitedeki ilk günümde kader beni Francesco ile karşılaştırdı. Benden on yaş büyüktü, İtalyan, sakin, sessiz — genellikle çekildiğim erkek tiplerinden değildi. Ama gözlerimiz buluştuğunda, çevremdekileri duymayı ve görmeyi bıraktım. Masada yirmiye yakın insan vardı ama ben sadece onu gördüm. İçimde bir şey kıpırdadı. Sanki onu önceden tanıyordum. Tüm hayatım boyunca arıyordum ve nihayet bulmuştum.
Daha sık karşılaşmaya başladık — meğer ortak arkadaşlarımız varmış. Yavaş yavaş yakınlaştık ve hikayemiz başladı. O Türkçe öğrenmeye başladı, ben İtalyanca. Gerçek bir mutluluk haliydi bu. Onun kollarında kendim olabilmiştim, sesinde ise sadece filmlerde duyduğum bir incelik vardı. Mutluydum. Ta ki onun evli olduğunu öğrenene kadar. İtalya’da bir eşi ve çocuğu vardı.
Dünya bir anda başıma yıkıldı. Her şeyi bitirmek, unutmak istedim ama yapamadım. Eşinin ona ihanet ettiğini ve uzun süredir ilişkilerinin bittiğini, doğru zamanı beklediğini anlattı. Acı çektim, kararsızdım ve nihayetinde eve, Türkiye’ye döndüm. Ama kırık bir kalple döndüm.
Üç ay boyunca evden çıkmadım. Tek iletişimde olduğum kişi Francesco’ydu. Her gün, saatlerce Skype üzerinde konuştuk. Bu cehennemde beni yalnız bırakmadı. Amerika’ya dönmeye karar verdiğimde, beni havaalanında çiçeklerle ve kendi pişirdiği sıcak yemeklerle karşıladı. Her zaman benimle ilgilendi, param olup olmadığını, üşüyüp üşümediğimi, yemek yiyip yemediğimi sordu. Hem ağabeyim gibiydi hem de aşkım.
Ama kısa süre sonra her şey yeniden bozuldu. Francesco’nun eşi, çocukları için boşanmamaya karar verdi. Eşini ve oğlunu bırakamayacağını söyledi. Geleceğimiz olmadığı konusunda dürüst oldu. Yine yalnız kaldım. İkinci kez kalbimi kırdı.
Bir yıl geçti. Onu hâlâ unutamamıştım. Tam o sırada hayatıma Gino girdi — o da İtalyan, Francesco ile aynı şehirden. Çıkmaya başladık, sonra hamile kaldım ve bir çocuğumuz oldu. Evli değildik ama bir aile gibi yaşıyorduk. Bu süre zarfında Francesco’yla yazışmaya devam ettik. Ortak arkadaşlarımızdan benim hakkımda bilgi alıyor, nasıl olduğumu, nasıl yaşadığımı ve çocuğumu soruyordu. Hayatımda arka planda da olsa varlığını hissettiriyordu.
Bir gün, 19 Ocak’ta Gino ile evlenmemiz gerekiyordu. Ama bazı nedenlerden dolayı düğünü yaza erteledik. Ve sadece iki gün sonra — 21 Ocak’ta — Francesco beni bulup nihayet boşandığını söyledi. O artık özgürdü. Ve anladım ki Gino ile evlenemem. Kendimi de onu da kandıramam.
Gino’ya tüm gerçeği anlattım. Yıllardır başkasını sevdiğimi, onu unutamadığımı, bu duyguyla mücadele etmeye çalıştığımı ama bunun beni aştığını. Francesco da beni asla unutmadığını, bu süre boyunca hep beni düşündüğünü itiraf etti.
Çocuğumu Francesco ile tanıştırdım. Birlikte yaşamayı önerdi. Gino’ya karşı suçluluk duygusu içimi parçalasa da biliyordum ki başka bir seçeneğim yok. Geçmişte çok uzun süre kaldım. On yıl boyunca Francesco’yu hafızamdan silmeye çalıştım ama her saniye içimdeydi.
Gino’dan çocuğumu almak istemiyorum. Onu incitmek istemiyorum. O — iyi bir adam ve harika bir baba. Ama aşk seçilmez. Ya vardır ya yoktur.
Şimdi bir yol ayrımındayım. Kalbim acı ve umutla atıyor. Çocuğumun gözlerine bakıyorum ve ona nasıl açıklayacağımı bilemiyorum, bazen mutlu olmak için bilinmeze bir adım atmak gerektiğini. Francesco’nun gözlerine bakıyorum — ve ilk karşılaştığımız gün gördüğüm kıvılcımı görüyorum.
On yıl önce gerçek aşkın ne olduğunu bilmiyordum. Şimdi biliyorum. Ancak bu aşk bu kadar çok gözyaşı ve kayıp getirdi ki sonuna kadar mutlu olup olamayacağımı bilmiyorum. Yine de… onu seçiyorum. Çünkü hayatımda bundan daha güçlü bir şey hissetmedim.




