Hamileliğimi Sakladım Çünkü Seçim Yapmaya Zorlanacağımı Biliyordum: Aile mi Yoksa…?

Bazen hayat, bir kadını hiç hazır olmadığı seçimlerle yüzleştirir. Yalanı haklı çıkarmıyorum ama benim için başka yol yoktu. Eşimle on beş yılı aşkın süredir birlikteyiz. Üç çocuğumuz var. Parasızlık, uykusuzluk, yorgunluk, krediler, taşınmalar… Tüm bunları ailece aştık. Tam doğum izninden çıkıp nefes almaya başladığımızı hissederken, gebelik testinde iki çizgi belirdi.

Önce hata olduğunu düşündüm. Nasıl? Neden şimdi? Banyoda o plastik çubuğu avuçlarımda sıkarak, her şeyin yeniden başlayacağını kabullenmeye çalıştım.

Eşimin tepkisini biliyordum. Kötü biri değil, yalnızca mantıkçı. Hayatta kalma mücadelesi söz konusu olduğunda buz gibi soğukkanlı. Üçüncü çocuğa bile zor razı etmiştim. Çocuk sevmiyor değil, sadece kafasında sürekli hesaplar yapan biri. Yeni kurtulduğumuz borçlar ve ipotek baskısı varken dördüncü bir bebek, onun için felaket olurdu.

Asıl sarsıntı, ilk ultrason randevusunda geldi. Tek değil, ikiz bekliyordum. Kız ve erkek…

Şokumu kelimelere dökmek imkânsızdı. Doktor ekranı gösterip açıklama yaparken, sesi kulaklarıma ulaşmıyordu. Parmaklarım buz kesmiş, dipsiz bir kuyuya düşüyormuş gibi hissettim.

Günlerce açılamadım. Ta ki bir akşam yemeğinde usulca, “Hamileyim,” diyene kadar. Eşim Murat tepkisiz, sessizce başını salladı. Sonra, “Hallederiz,” dedi çatlak bir sesle, “Yeter ki ikiz olmasın.”

Ona alıştırmak için, “Sağlık ocağında eski bir sınıf arkadaşıma rastladım,” diye ekledim, “Onun da üç çocuğu var, şimdi ikiz bekliyor.”

Telaşlı bir gülüşle, “Beş çocuk mu? İnsan akıl sağlığını kaybeder,” dedi. “Bizimkiler ikiz olsaydı, sonlandırmak isterdim. Bu delilik.”

İşte o an sustum. Yalan söylemedim, sadece gerçeği erteledim. Zamana bıraktım. Devlet desteklerini, çoklu doğum yardımlarını araştırmaya başladım. Onun “Sonlandır” demesi ihtimali içimi parçalıyordu.

Yirminci haftadaki kontrolde benimle gelmek istedi. Doktor, “İki kalp atışı var, ikisi de güçlü,” deyince donakaldım. Murat ekrana bakarken yüzü taş kesilmişti. Kliniğe çıkışımız sessiz, arabaya kadar ölü gibiydi. Direksiyonda sordu: “Biliyor muydun?”

Başımı iki yana salladım: “Yanılma olabilir dediler. Ben de inanmadım…” Yalanımdan şüphelendi ama üstelemedi. Günlerce konuşmadı. Sonra bir sabah, çocuklara “Evimize iki yavru gelecek,” diye anlatmaya başladı. Araştırmalar yaptı, beşik fiyatlarını sordu. Bir ay sonra, “Taşınmalıyız,” dedi. Nasıl diye düşünürken, annemin uzak bir akrabasından miras kalan müstakil ev haberi geldi. Eski dairemizi satıp tadilata başladık.

Geçen ay doğurdum. Bir kız, bir erkek… Murat doğumhanedeydi. Can havliyle sıktığım elini bırakmadı. Oğlunu kucağına alırken ağladığını ilk kez gördüm. Diğer çocuklarımızda bile bu kadar yoğun sevgiyi görmemiştim.

Şimdi ikisini de kollarında gezdiren o. Ninniler söylüyor, mamasını hazırlıyor. Büyükler yardım ediyor. Ev, hayal ettiğim sıcaklıkla doldu.

Tek bir yük kaldı: Gerçeği bilmiyor. O korkunç cümleleri duyduğumu, sakladığımı… Onun için dürüstlük kutsalken, ben yalanı seçtim. Çocukları kucakladığı her an, “Doğru mu yaptım?” diye soruyorum

Rate article
Lifequest
Hamileliğimi Sakladım Çünkü Seçim Yapmaya Zorlanacağımı Biliyordum: Aile mi Yoksa…?