Büyükanne, İyi Bir Anne Olabileceğime İnançsız

Bugün içimdeki çelişkiyi kağıda dökmeye karar verdim. Kendi mutluluğumla vicdan azabım arasında sıkışıp kalmış gibiyim. Bu kısır döngüden çıkmak gittikçe zorlaşıyor çünkü sadece benim değil, biricik oğlumun geleceği söz konusu. 29 yaşındayım ve bir anneyim. Ateşten gömlek giymiş bir anne…

Eski eşim – ki en az hatırlamaya çalıştığım insan – sadece çocuğumuzun hayatından değil, ruhumdan da izler bırakarak çekip gitti. Ne plma ödedi, ne aradı, ne de halimizi hatırımızı sordu. Onun pençesinden kendimi ve oğlumu kurtarmak için kaçtım.

Bir anda tek başıma kaldım. Evsiz, desteksiz… Sadece ninem varlığını hissettirdi yanımda. Bana kucağını açtı, başımı okşadı. Memleketim Antalya’da ayakta kalamayacağımı anlayınca çaresiz Norveç’e işçi olarak gitmeye karar verdim. Oğlumdan ayrılmak içimi parçalıyordu ama başka çarem yoktu.

Ninem hiç tereddüt etmeden:
“Ben her zaman yanındayım. Torunuma bakarım, sen git işine bak” dedi.
Ona güvendim. Elimden geldiğince lira gönderdim. İki ayda bir mutlaka ziyaretine gittim. Oğlum boynuma sarılır, “Anne çok özledim” diye ağlardı. Her seferinde yüreğim sızladı ama bunu onun için yaptığımı biliyordum.

Üç yıl geçti. Şimdi ayaklarımın üzerinde duruyorum. İstanbul’da iş buldum, düzenimi kurdum. Şimdi sevdiğim ve sevildiğim bir erkekle yaşıyorum. Evlilik, çocuklar hayal ediyoruz. Bir gün gözlerim dolarken şunu dedi:
“Oğlun senin evbahat. Ama ben ona baba olmaya çalışacağım – hak ettiğin.”

İşte o an anladım: Artık oğlumu yanıma almalıyım.

Fakat ninem araya girdi:
“Nasıl olur da onu benden alırsın? Tanımadığın bir adama mı emanet edeceksin? Gel bizimle yaşa! Ne aşkı, ne ailesi? Önce iyi bir anne olduğunu ispatlamalısın!”

Sanki bir sınavdan geçmem gerekiyormuş gibi… Sanki ben anne değil de sanık, o ise yargıçmış gibi…

Ona kızamıyorum – zor günlerimizde oğlumu o büyüttü. Ama bu kafese de mahkum olamam. Artık minnet duygusuyla yaşamaktan yoruldum. Parasını istemiyorum. Sorumluluklarımdan kaçmıyorum. Sadece çocuğumun yanında olma hakkımı geri istiyorum.

Birlikte yaşadığım adam haklı:
“Yasalar karşısında sen annesisin. Ne mahkeme ne de sosyal hizmetler çocuğunu almana engel olamaz. Nine torunun velayet hakkına sahip değil.”

Ama korkuyorum. Kendim için değil, onun için. Ninem artık yaşlandı. Bu darbe ona çok ağır gelebilir. Biliyorum ki oğlumu canı kadar seviyor. Biliyorum ki çocuk da ona çok bağlı.

Fakat yeni hayatımı da reddedemem. Oğluma babalık yapmaya hazır bu adama ihanet edemem. Vicdanla mutluluk arasında kaldım. Kimse bana doğru cevabı veremiyor.

Her gün kendime aynı soruyu soruyorum: Minnettarlıkla kendi kaderimiz arasındaki çizgi nerede geçiyor?

Ne yapmalıyım? Oğlumu alıp ihanet duygusuyla mı yaşamalıyım? Yoksa ninemin huzuru için mutluluğumu yine ertelemeli miyim? Doğru seçim hangisi – ki var mı böyle bir şey?…

Rate article
Lifequest
Büyükanne, İyi Bir Anne Olabileceğime İnançsız