Bir Hafta İçinde Ebeveyn İzniyle “Tatil”in Ne Anlama Geldiğini Anlayan Koca

Birçok erkek, doğum izninin kadınlar için dinlenme zamanı olduğunu, sadece çocukla ilgilenerek rahatlayabileceklerini düşünür. Ancak gerçek hiç de öyle değil. Bizim hikayemiz, böyle yanlış düşüncelere sahip olanlara bir ders niteliğinde.

Ailemizde yaşları birbirine yakın iki oğlumuz var. Bu küçük “haydutlar”ın bitmek bilmeyen enerjisi ve hayal gücü, evi adeta bir savaş alanına çeviriyor. Bazen korsanların esiri, bazen de vahşi ormanların kaşifi oluyorum. Onların maceralarına eşlik etmenin yanı sıra, yemek yapmak, çamaşır, temizlik ve alışveriş gibi ev işleri de benim üzerimde. Her gün, akşam eşim Eren işten döndüğünde evin düzenli ve yemeğin hazır olması için dakikaları planlıyorum.

Eren, bir fabrikada çalışarak ailemizin geçimini sağlıyordu. Ben de onun yorucu iş gününün ardından rahat bir ortam bulabilmesi için elimden geleni yapıyordum. Akşamları çocuklarla vakit geçirir, onlara masallar okur ya da legolarla oynardı. Ama maddi durumumuz pek de iyi değildi; kira, faturalar ve diğer giderlerin yanı sıra kredi borcumuz vardı. Her ay bütçeyi sıkı tutup, kuruşu kuruşuna hesaplamak zorundaydık.

Bir gün beklenmedik bir şey oldu: Fabrikada yeniden yapılanma başladı ve Eren’in işine son verildi. İki aylık maaşını tazminat olarak alsa da moralı çok bozuktu. Kendini işe yaramaz ve kaybolmuş hissediyordu. İşsiz kaldığı ilk günlerde kanepede televizyon izleyerek geçiriyordu zamanını. Umarak bekledim, belki birkaç güne kendine gelir, iş aramaya başlar diye. Ama günler geçtiği halde hiçbir şey değişmedi.

Birikimlerimizin eridiğini görünce harekete geçmem gerektiğini anladım. Bir akşam, yine televizyon karşısında vakit geçiren Eren’e dönüp sordum:

“Canım, bana eski işimden teklif geldi. Sen şu an boş olduğuna göre, ben çalışırken çocuklara sen bakabilir misin?”

Eren şaşkınlık içinde bakakaldı:

“Nasıl yani? Ben mi doğum izninde olacağım? Çocuklarla ilgilenip, ev işlerini mi yapacağım?”

Gülümseyerek cevapladım:

“Zaten sen bunun rahat bir tatil olduğunu söylüyordun. İşte fırsatın!”

Kısa bir tereddütten sonra kabul etti. İlk günlerde ona rehberlik ettim, çocuklarla nasıl ilgileneceğini, ev işlerini nasıl halledeceğini anlattım. Eren, notlar alarak her detayı öğrenmeye çalıştı.

İşe başladığım ilk gün unutulmazdı. Eve döndüğümde her yer altüst olmuştu: oyuncaklar sağa sola saçılmış, bulaşıklar birikmiş, çocuklar hem aç hem de huysuzdu. Eren suçlu gibi bir ifadeyle karşıladı beni:

“Affet, akşam yemeğini hazırlayamadım…”

Derin bir nefes alıp düzeni sağlamaya başladım, ilk gün olduğu için anlayış gösterdim. Ama durum her gün aynıydı. Bir hafta sonra Eren pes etti:

“Dayanamıyorum artık. Bu dinlenme değil, tam bir işkence. Çocukları hemen kreşe yazdıralım.”

Çocukların kreş kaydını hızlandırdık, Eren de iş aramaya koyuldu. Kısa sürede yeni bir iş buldu ve hayatımız yeniden normale döndü. Şimdi o dönemi hatırladığımızda, Eren’in “doğum izninde nasıl dinlendiğini” gülerek anlatıyoruz.

Bu hikaye ikimize de bir ders oldu: Doğum izni, dinlenme değil; sabır ve emek isteyen zorlu bir süreç. Artık Eren, ev işlerini ve çocukları yetiştirmenin ne kadar yorucu olduğunu anlayıp, yaptıklarımı daha çok takdir ediyor.

Rate article
Lifequest
Bir Hafta İçinde Ebeveyn İzniyle “Tatil”in Ne Anlama Geldiğini Anlayan Koca