O hep çabaladı: Annemin torunuyla ilişkisini giysi dayatarak bozması
Annem yıllardır kızımı giydirmeye çalışıyor, ancak ne yazık ki bunun ilişkilerini nasıl zedelediğini hiç fark etmiyor. Kızım bir genç artık, kendi zevki, tercihleri ve tarzı var. Ama anneannem ısrarla ona sormadan, danışmadan, anlamaya çalışmadan kıyafetler alıyor. Öylece gelip eline poşetleri tutuşturuyor. Her seferinde aynı gözyaşları, aynı serzenişler, aynı kırgınlıklar… Çünkü kızım bunları giymek istemiyor. Annemse alınıyor.
“Özenerek seçtim, denemeye bile tenezzül etmiyor!” diyor kırgınlıkla, sanki çocuk sırf hediye aldı diye minnettar olmalıymış gibi.
Ben ise kendi çocukluğumu çok iyi hatırlıyorum. Annem hep şu mantıkla alışveriş yapardı: “On yıl giysin”, “Leke tutmasın”, “Sağlam kumaş olsun.” Kimse güzelliği, modayı ya da rahatlığı düşünmezdi. Beni onlara uygun gelen şekilde giydirirlerdi. Kabul etmek zorunda kalırdım, çünkü paramız yoktu. Kendi paramı kazanmaya başladığımda ancak kendi zevkime göre, kumaşın dayanıklılığına bakmadan giysi seçebildim.
Kendi ayaklarım üzerinde durunca annemi mutlu etmek istedim. Yeni, güzel bir şeyler almak… Ama o hemen geri çevirdi.
“Bu da ne? Kukla gibi oldum. Yirmili yaşlarda değilim artık. Hem bu kumaş kalitesiz, yıkarken korkuyorum. Bir yıkamadan sonra çöp olur.”
Benim seçtiklerimi giymeyi reddetti, kendine hâlâ “on yıl giyilecek” şeyler almaya devam etti. Neyse, kabullendim. İstediği gibi giyinsin.
Ama ben kızımı doğurunca annem eski senaryoyu devreye soktu. Deposundan benim çocukluğumdan kalma çuvallar dolusu kıyafet çıkardı. Küçücük hırkalar, önlükler, yamalı elbiseler… Bir kısmını kenara koydum, temiz duruyordu, atmaya kıyamadım. Gerisini çöpe attım. Öğrenince annem kıyameti kopardı:
“Yıllarca sakladım bunları! Nasıl atarsın?”
O günden sonra “yeni” kıyafetler almaya başladı. Ona göre yeniydi. Görünüşe göre ikinci el… Nereden buluyor, anlamıyorum. O zamanlar kızım küçüktü, evde ne giydiği pek önemli değildi. Ama büyüdükçe işler değişti.
Kızımın kendi tarzı oluştu. Kendi kıyafetlerini kendi seçiyor, birlikte mağazalara gidiyoruz, gerçekten beğendiği şeyleri alıyorum. Çünkü biliyorum ki beğenmediği bir şeyi asla giymez.
Ama anneannem bildiğini okuyor. On yaşından beri aralarında bitmeyen tartışmalar dönüyor.
“Hediye ettiğim hırkayı niye giymiyorsun?”
“Çünkü beğenmedim.”
“Şımarık ve nankörsün!” diye bağırıyor annem bana bakarak. “Sen böyle yetiştirdin işte!”
Ben ise artık yoruldum. Anlatmaktan yoruldum ki sevgi, dayatmak demek değil. Defalarca rica ettim:
“Lütfen ona giysi alma. Para hediye çeki ver, kitap al, takı al. Ne istersen ama kıyafet alma.”
Ama annem duymuyor. Her şeyi doğru yaptığını düşünüyor. Bizim kıymet bilmediğimizi… Torununun kaba ve nankör olduğunu… Benim kötü bir anne olduğumu, çünkü “her şeye izin verdiğimi”…
Oysa gerçekte, kızımın kendi olmasına izin veriyorum sadece. Umarım bir gün annem de bunu anlar. Çok geç olmadan… Aramıza iyice bir duvar örülmeden…




