Kötü Kayınvalide Olmama Kararı: Annelik ve Sevgiyle Büyütmek

Ayşe Hanım, asla huysuz bir kaynana olmayacağını biliyordu. Çünkü o, iyi ve anlayışlı bir insandı. Oğlu Can’ı yetiştirirken, bir gün kendi ailesini kuracağını hep aklında tuttu. Can da ona hiçbir şey borçlu değildi.

Bu yüzden Can, nişanlısı Sevgi’yi eve getirdiğinde, Ayşe Hanım onu içtenlikle karşıladı. Sevgi de gelecekteki kaynanasını memnun etmek için elinden geleni yapıyordu. Yemeklerini övüyor, evini beğendiğini söylüyor, tatlı sözlerle gönlünü alıyordu. Ayşe Hanım da aralarında hiçbir sorun çıkmayacağından emindi.

Can ile Sevgi birlikte yaşamaya karar verdiler. Oğlu, annesiyle aynı evde oturma fikrini açtığında, Ayşe Hanım bu düşünceyi pek beğenmedi.

“Tabii ki sizi evden kovmam. Ama oğlum, bu iyi bir fikir değil. Gençlerin ve ailelerin ayrı yaşaması daha doğru. Herkesin kendi düzeni var, bazen sessizlik herkese iyi gelir. Ayrıca bir mutfakta iki kadın… Bu hep sorun çıkarır.”

Can, annesini dinledi, ancak kira ödemek ona ağır geldi. O zaman Ayşe Hanım, onlara yardım etmeyi teklif etti.

“Başlangıçta kiranın üçte birini ben ödeyeyim. Zamanla kendi ayaklarınızın üzerinde durursunuz.”

Can sevinçle kabul etti. Ayşe Hanım da bu parayı huzur ve iyi ilişkiler için vermeye razıydı.

Kendi evliliğinin ilk yıllarını, eşinin ailesiyle yaşadığı günleri hatırladı. Adeta bir kabustu. Kaynanası kötü bir kadın değildi aslında, ama yine de anlaşmazlıklar, küskünlükler eksik olmuyordu. Yemek konusu bile dertti; çünkü farklı şeyler seviyorlardı. Kaynanasının pişirdiklerini yerken zorlanıyor, ama “Kırılmasın” diye ses çıkarmıyordu.

Can ile Sevgi, annelerine yakın bir eve taşındılar. Ayşe Hanım buna çok sevindi. Aynı evde yaşamak istemiyordu, ama oğlunu görmekten de mutluydu.

Sevgi, bir anaokulunda öğretmendi ve maaşı çok azdı. Can da fabrikada çalışıyor, daha fazlasını istemiyordu.

Taşındıkları gün, Ayşe Hanım onlara yardım etmeye geldi.

“Ah, çok teşekkür ederim!” diye sevindi Sevgi. “Ev çok dağınık, nereden başlayacağımı bilemiyorum.”

Böylece Ayşe Hanım bezlerini, temizlik malzemelerini alıp oğlunun evine koştu.

Ancak Sevgi’nin temizlik yapışını izlerken iç geçirdi. Belli ki bu işlere pek alışık değildi ve çabucak yoruluyordu. Neredeyse tüm işi Ayşe Hanım yaptı. Sevgi ise, “Senden öğrenecek çok şeyim var!” diyerek teşekkürler yağdırıyordu. Ama Ayşe Hanım o kadar yorgundu ki, duyduklarının yarısını kaçırdı.

Ertesi gün Can, annesini aradı ve hafta sonu buluşmayı teklif etti.

“Sana gelebilir miyiz? Sakıncası var mı?”

“Tabii ki gelin, çok memnun olurum,” dedi Ayşe Hanım.

Tabii ki akşam yemeği hazırlaması gerekecekti. Ama birlikte vakit geçirmek ona iyi gelirdi. Ayrıca gençlerin evlilik hayatı nasıl gidiyor, merak ediyordu.

Ne var ki, Can ile Sevgi boş ellerle geldiğinde içi burkuldu. Yarım gününü mutfakta geçirmiş, sıcak yemek, salata, hatta mezeler hazırlamıştı. Onlarsa eli boş gelmişti.

Yokluğundan değildi sıkıntısı. Ama bu biraz kabalıktı. Hiç olmazsa çayın yanına bir paket kurabiye alabilirlerdi.

Ancak oğlu ve nişanlısı bunda bir sakınca görmüyordu. Ayşe Hanım da kendini teselli etti: “Yeni ev kurdular, parasızlık çekiyorlar.”

“Anne, yemeğin artanını alabilir miyiz? Akşam yemek hazırlamak zorunda kalmayız,” dedi Can sofradan kalkarken.

Ayşe Hanım derin bir nefes aldı. Aslında kendisi de birkaç gün yemek yapmasa iyi olurdu, ama oğlu için her şeyi verirdi.

“Tabii, alın götürün,” dedi.

Biraz canı sıkılmıştı ama buna takılmadı. Gençler kendi hayatlarını yaşamak istiyordu; mutfakta vakit geçirmek yerine. Ne yapabilirdi ki? O yine pişirirdi.

Ayşe Hanım evden çalışıyordu. Ofise çok seyrek gittiği için bu durum onun için avantajlıydı.

Ertesi hafta Can tekrar aradığında, beklediği her şeyi duymaya hazırdı, ama bu değildi.

“Anne, öğle yemeğine gelebilir miyim? Tasarruf yapıyorum, dışarıdan yemek istemiyorum.”

Ayşe Hanım şaşkına döndü. O gün yemek bile yapmayı planlamamıştı. Ama oğluna hayır diyemedi.

“Tamam, gel,” dedi ve hemen mutfağa koştu.

Bir kereye mahsus olduğunu düşünmüştü, ama Can düzenli olarak gelmeye başladı. Bu durum Ayşe Hanım’ı rahatsız ediyordu. Bir kere mutfak masrafları artmıştı, bir de işinden zaman kaybediyordu.

Ama sesini çıkarmadı. Hangi anne oğluna yemek vermezdi? Yine de bir gün şöyle bir soru sormaktan kendini alamadı:

“Neden yanında yemek getirmiyorsun?”

“Sevgi pek yemek yapmıyor. Bu arada, hafta sonu akşam yemeğine gelebilir miyiz? Senin yemeklerin çok lezzetli!”

“Üzgünüm, arkadaşımla buluşacağım,” diye yalan söyledi Ayşe Hanım, yüzü kızararak.

“Öyle mi? Yazık.”

Bu duruma bir çare bulmalıydı. Ama oğluna ve nişanlısına açıkça “Beni rahatsız ediyor” diyemiyordu. Cimri görünmek istemiyordu.

Üstelik cüzdanı da bunu kaldıramıyordu. KiranCan ile Sevgi artık kendi hayatlarını yönetmeyi öğrenmeliydi, çünkü gerçek sevgi, sürekli almak değil, emek vermekti.

Rate article
Lifequest
Kötü Kayınvalide Olmama Kararı: Annelik ve Sevgiyle Büyütmek