Kediniz Çok Sesli Yürüyüyor!

Kapıdan bir çığlık yükseldi:
“Şu şeytan makinenizi kapatın! Sizin yüzünüzden uyuyamıyorum!”

Sonra biri kapıyı tırmalamaya ve zile basmaya başladı. Defne irkildi, kumandayı düşürdü. Emre huzursuzca döndü.

Odada sadece gece lambasının loş ışığı yanıyordu. Pencerenin dışında boğucu bir yaz sıcağı hüküm sürüyordu. Defne üzerine bir sabahlık aldı ve kapıya doğru yürüdü.

Dışarıda, ince dudaklı ve asık suratlı yetmiş yaşlarında bir kadın duruyordu. Basit bir basma elbise giymişti, elinde telefonu vardı.

“Affedersiniz, siz kimsiniz?” diye sordu Defne, kapıyı açmadan. Korkmuştu.
“Ben Zehra Hanım! Üçüncü kattan. Penceremin üstünde sizin o gıcırdayan aletiniz duruyor, uyutmuyor beni! Hemen kapatın! Yoksa polisi çağırırım. Yasak saatte gürültü yapıyorsunuz!”

Defne bir şeyler söylemeye çalıştı ama Zehra Hanım durmaksızın söyleniyordu.

“Nasıl bu kadar vicdansız olabiliyorsunuz anlamıyorum! Bütün ev sizin yüzünüzden çekiyor!”
“O kadar da gürültülü değil aslında…” diye tedirgin bir sesle mırıldandı Defne. “Açık pencereden dinledik, özellikle.”
“Sizin için ‘o kadar da gürültülü değil’, benim kalbim sizin o traktörünüzden sıkışıyor!”
“Tamam, kapatacağız,” diye isteksizce kabul etti Defne. “Sadece rahatsız ettiğini bilmiyorduk…”
“Şimdi biliyorsunuz,” diye kesip attı Zehra Hanım.

Uzaklaşan ayak sesleri duyuldu.

Defne yatak odasına döndü ve klimayı kapattı. Bütün pencereleri ve balkonu açtı ama bu hiçbir işe yaramadı. Bunaltıcı sıcak bir dalga gibi çöktü üzerlerine. Emre uzun süre kıvrandı, sonra duşa gitti. Defne ise tavana bakarak uzanıp kaldı.

Bu evde geçirdikleri ilk yaz böyle hayal etmemişlerdi…

…Bu iki odalı daireyi sadece birkaç ay önce almışlardı. Geçen yazı, kiralık evde geçirdikleri o kabusu hatırlıyorlardı: soğuk su dolu leğenler, cereyanlar, sıcak havayı etrafta döndüren bir vantilatör. Defne, titreyen elleriyle ipotek imzalamıştı ama en azından artık kimsenin onlara nasıl yaşayacaklarını dikte edemeyeceğini düşünmüştü.

Meğerse edebilirmiş.

Sabah, Defne asansörde başka bir komşularıyla, Neriman’la karşılaştı. Tanışmışlardı bile, hatta ona musluk değiştirirken yardım etmişlerdi.

“Dinle, Neriman,” diye yaslandı Defne duvara, “dün gece klimayı açtık, bize şikayete geldiler. Gerçekten o kadar gürültülü mü?”

Neriman kaşlarını kaldırdı.

“Tahmin edeyim. Zehra Hanım mı?”

Defne başıyla onayladı.

“Şey… O bize de şikayet ediyor. Bazen televizyon gürültü yapıyor, bazen oğlum yüksek sesle gülüyor. Bir keresinde de kedimizin çok yüksek sesle zıpladığını söyledi. Ama artık alıştık. Ayda iki kez arar, o kadar. Katlanılabilir.”

Defne istemsizce gülümsedi.

“Kedi mi? Cidden?”
“Evet,” diye onayladı Neriman. “Artık televizyon açmıyoruz, her şeyi kulaklıkla izliyoruz. Oğlumla ve kediyle iş daha zor tabii.”

Sonra Defne merdivende Alper’le karşılaştı. Onun da aynı model kliması vardı ve tam Zehra Hanım’ın penceresinin altına monte edilmişti.

“Alper, sana şikayet etmiyor mu?”
“Yok ya. Aslında bayağı gürültülü. Bir arkadaş yanlış takıldığını söylemişti, ondan bazen titriyor. Ama galiba benden hoşlanıyor,” diye sırıttı komşu.
“Bize, Emre’yle bana kimse şikayet ediyor mu?”
“Öyle bir şey duymadım. Siz zaten sessizsiniz. Ne çocuk var, ne matkap, ne de köpek.”

Komşuların yanıtları nedense Defne’yi rahatlatmamıştı. Tekrar klimayı açtı ve açık pencereden dinledi. Zar zor duyuluyordu.
Öyleyse sorun ne? Belki de desibellerde değildi? Defne, Zehra Hanım’ın onları şahsen sevmediğini, bu yüzden yeni komşularla ilgili her şeyin onu rahatsız ettiğini düşünmeye başladı. Ya da belki de birilerinin iyi durumda olmasından hoşlanmıyordu. Öyle insanlar da vardı.

Zehra Hanım kapılarında belirdiğinden beri kişisel cehennemleri başlamıştı. Her akşam, kapalı pencerelerle en azından yarım saat daha serinleyebilmek için klimayı sonuna kadar açıyorlardı. AlarmıBir gece, Zehra Hanım’ın daireBir gece, Zehra Hanım’ın daire

Rate article
Lifequest
Kediniz Çok Sesli Yürüyüyor!