Her şey iyi olacak oğlum…
“Erkan, oğlum, ben annen,” dedi telefonun diğer ucundaki cılız ses. Erkan, annesinin bu şekilde arayıp kimliğini söyleme alışkanlığından hep rahatsız olmuştu. Sanki onun sesini tanımıyordu. Kaç kez anlatmıştı, arama geldiğinde ekranda isminin çıktığını, dolayısıyla kimin aradığını bildiğini.
Annesinin eski, tuşlu bir telefonu vardı. Ona yeni, akıllı bir telefon almıştı, ama annesi reddetmişti.
“Yaşlandım artık bu yenilikler için. Daha iyisi mi… Zeynep’e ver. Onun kızı böyle hediyeler almıyor. Çok sevinir.”
Zeynep telefonu sevinçle kabul etmiş, hemen kullanmaya başlamıştı. Erkan boşuna vermemişti ona telefonu; bir şey olursa hemen haber vermesi için. Kendi numarasını da telefonuna kaydetmişti.
“Anne, senin aradığını biliyorum,” dedi Erkan gülümseyerek. “İyi misin?”
“Oğlum, hastanedeyim.”
Bu haberle sırtından bir soğuk ter aktı Erkan’ın.
“Ne oldu? Kalp mi? Tansiyon mu?” diye telaşla sordu.
“Yarın ameliyat olacağım. Fıtığım iltihaplandı. Dayanamıyorum artık.”
“Neden önceden aramadın? Anne, yarın geleceğim, seni şehre götüreceğim. Burada hastaneler daha iyi, cerrahlar bir harika. Anne, lütfen ameliyatı ertelet,” diye heyecanla konuştu Erkan.
“Oğlum, merak etme. Filiz Hoca’yı hatırlıyor musun? Çok iyidir…”
“Anne, dinle beni, yarın sabah geliyorum,” diye sözünü kesti Erkan. “O zamana kadar ameliyatı ertelet.” Bağırıyordu, çünkü annesinin sesi giderek zayıflıyordu.
“Merak etme. Her şey iyi olacak, oğlum. Seni seviyorum…” Telefondan kesik kesik bip sesleri geldi.
Erkan ekrana baktı. Karanlık arka planda yanan saat bir gece yarısını on geçiyordu.
Annesinin son sözleri bir derinlikten, bir uzaktan gelmiş gibiydi. Annesi hiç bu saatte aramazdı. Bir şeyler yanlıştı. Hemen annesinin numarasını çevirdi, ama kimse açmadı. Tekrar tekrar aradı, faydasız.
Bilgisayar başından kalkıp pencereye baktı. İki gündür kar yağmur birbirine karışıp duruyordu. Normalde köye beş saatte gidilirdi, böyle havada altı saat sürerdi. Hemen yola çıkmalıydı, geç kalmadan ameliyattan önce yetişmeliydi. Kim bilir, ameliyat ne zaman başlayacaktı? Köy yolunu sel basmış olmalıydı. Ama direkt köye değil, ilçe hastanesine gidecekti.
Bilgisayarı kapattı, eşyalarını topladı. Evden çıkarken telefon şarjını almayı unuttuğunu fark etti. Geri döndü, şarjı aldı ve koridora çıktı. “Eğer bir şey unutup geri dönersen, evden çıkarken aynaya bak,” diye annesinin sözleri aklına geldi. Aynada yorgun, endişeli yüzüne baktı. “Anne her şeyin iyi olacağını söyledi, o beni hiç yanıltmaz,” diye mırıldandı ve evden çıktı.
Arabadayken Zeynep’i aramayı düşündü. Annesiyle komşuydular, yıllardır dosttular. Ama o gece geç yatardı, köyde herkes erkenden yatardı. Peki neden Zeynep aramamıştı? Onu uyarmıştı. İçinde yine bir endişe uyandı. Motor ısınınca yola koyuldu.
Kaç kez annesini yanına taşınması için ikna etmeye çalışmıştı. Büyük bir evi vardı, yer yetArabası köy yolunda ilerlerken yağmurun sesiyle annesinin son sözleri kulaklarında çınlıyordu, “Her şey iyi olacak oğlum,” ve birden anladı ki, onun sevgisi asla bitmeyecek, sadece şekil değiştirecekti.




