Bugün günlüğüme yazıyorum çünkü içimde biriken her şeyi dökmem gerekiyor.
**Günlük,**
Ne oluyor ya? Telefonda ağlayan bir ses:
*”Ayşe-e-e…”*
“Ne oldu şimdi? Ağlayacağına düzgün anlat!” dedim, sabırsızlanarak. Telefondan gelen hıçkırıklara dayanamadım.
“Emir… Emir beni terk etti…” dedi Aylin, sesinde hiçbir umut kalmamış gibi.
“Dur bekle, geliyorum!” dedim ve telefonu kapattım. Hemen üzerimi değiştirip çıktım.
Aylin’in evi bir durak ötedeydi. Hızlı adımlarla yürüdüm, sonunda onun kapısındaydım. Kapıyı açtığında gözleri şişmiş, yüzü kıpkırmızıydı. İçeri girdim, ayakkabılarımı çıkarıp mutfağa geçtim. Aylin bir tabureye çökmüş, kendini bırakmış gibi duruyordu.
“Ne oldu, anlat artık,” dedim, sırtını okşayarak.
“Başka birini sevdiğini söyledi. Eşyalarını toplayıp gitti,” dedi mekanik bir sesle.
“Gitmiş işte! Geri döner belki,” dedim, umut vermek için.
Aylin başını salladı:
“Dönmez. Hamile kalmış o kadın.”
İçim acıdı. Bir an sessiz kaldım. Sonra, “İçelim mi?” diye sordum. Buzdolabından şarap çıkardım, iki bardağa doldurdum. Aylin bir dikişte içti.
“Ben ne yaptım ki?” dedi, gözleri dolmuş. “Oğlunu büyüttüm, evi çekip çevirdim, hep güzel görünmeye çalıştım. Neden beni bıraktı?”
“Senin suçun değil,” dedim. “Erkekler bazen böyle. Kendini üzme.”
Aylin birden, “Keşke ölsem!” dedi.
Hemen sertleştim:
“Saçmalama! Oğlun var, unutma bunu. Sen gidersen, o ne yapacak?”
Büyük bir iç çekti. Sonra yavaşça, “Haklısın,” dedi.
Sabah olduğunda Aylin toparlanmıştı. Yüzünü yıkadı, oğlu Can’ı anaokuluna götürdü. İşe gittiğinde normal gibi davrandı, ama biliyordum ki içi kan ağlıyordu.
Günler geçti. Emir bir kez geldi, Aylin umutlandı. Ama o, sadece Can’ı görmek istediğini söyledi.
“Beni geri alır mısın?” diye sordu Aylin, sesi titreyerek.
“Olamaz,” dedi Emir. “Artık başka bir hayatım var.”
Aylin birden parladı:
“Peki ya Can? Onu unuttun mu?”
“Can benim oğlum, onu asla bırakmam,” dedi Emir soğukça.
Sonra bir anda her şey kontrolden çıktı. Aylin Emir’in kollarına yapıştı, ağladı, yalvardı. Emir onu itti, Aylin düşüp başını masaya çarptı. Bir anlık korku… Sonra ambulans, hastane…
Can olanları görmüştü. Koşup dışarı çıktı, kayboldu. Dört saat sonra bulunduğunda titriyordu. Aylin onu sıkıca sarıldı, öptü. Emir uzakta durmuş, utançla başını öne eğmişti.
O gece Emir evde kaldı, ama sabah Aylin ona gitmesini söyledi. Artık yetti.
Zaman geçti. Emir başka biriyle evlendi, bir kızları oldu. Can’a hediyeler getiriyor, ama oğlu ona eskisi gibi sarılmıyor.
Aylin ise hayata tutundu. Yeni bir sayfa açtı. Artık ağlamıyor, kendine güveniyor. Geçmişin acısını taşıyor, ama yürümeye devam ediyor.
Kim suçlu? Kim bilir… Aşk bitti, ihanet geride kaldı. Geriye sadece hayatın ta kendisi kaldı.




