Bozulmuş Genler

Bu evde iki erkek var, ama ağır poşetleri yine ben taşıyorum,” diye söylendi Ayşe, kapıda ayakkabılarını çıkarırken. Eşi salonda televizyon izliyor, oğlu Can da odasına kapanmıştı.

“Bu eve ekmek getiren benim, ama yemeği de ben mi yapacağım?” diye sesini yükseltti. Tam o sırada Can koridorda belirdi.

“Şu poşetleri mutfağa götürsene. Baban evde mi?”

Can poşetleri kaptığı gibi, “Televizyonda maç izliyor,” diye cevapladı. Babasının da azar işitmesini istiyordu.

“Ne bağırıyorsun?” diye homurdandı baba Mehmet, kapıya doğru yürürken.

“Yorgunum,” diye tersledi Ayşe. “Beş dakika dinlenip yemeği yapacağım. Keşke makarnayı haşlamayı akıl etseydiniz.”

“Deseydin yapardık, değil mi Can?” diye yumuşakça yaklaştı Mehmet, tartışmayı başlamadan bitirmek istercesine.

Can mutfaktan poşet hışırtılarıyla cevap verdi. Tarafsız kalmak en güvenlisiydi.

Sonraki gün, okuldan dönerken Can, Sibel’in kapısını çaldı. “Annem seni çağırıyor,” dedi küçük kıza.

Sibel şüpheyle baktı, ama sonra içeri koşup boş kabı aldı. Can’ın peşinden çıkarken, “Makarna mı var?” diye sordu.

“Çorbayı ısıtacağız. Becerebilir misin?”

“Ben küçük müyüm?” diye gücenerek cevapladı Sibel.

Mutfağa girdiklerinde Can, “İkimiz için de ısıt,” diye tembihledi. Kısa sürede çorbalar önlerinde buğulanıyordu.

Sibel yavaş yavaş yiyordu. Bardağını yıkadıktan sonra, “Bir oyun göstereceğim,” dedi Can.

Sibel gözlerini dikti, “Bana internetten para kazanmayı gösterir misin?”

Can şaşırmıştı. “Nereden biliyorsun bunu?”

“Babamızın bilgisayarı yokken nasıl oyun oynuyordun?”

Can gülümsedi. “Tamam, öğreteceğim.”

Artık her gün okuldan sonra Sibel, Can’la birlikte çalışıyordu. Hızlı öğreniyor, her övgüde yanakları kızarıyordu.

Yıllar geçti. Sibel büyüdü, Can üniversiteye başladı. Bir gün, annesi Ayşe ona çıkıştı: “Sibel’e yakınlık gösterme. O sana âşık!”

Can güldü, “Anne, o daha çocuk!”

Ama Ayşe haklıydı. Sibel artık bir kız çocuğu değildi. Can bunu, bir akşam onun kapısını çaldığında, gözlerindeki ışıltıyı görünce anladı.

“Benimle arkadaş olmana gerek yok,” dedi Sibel, cesaretini toplayarak. “Seni seviyorum.”

Can şaşkındı, ama içinde bir şeyler kıpıldadı. Ona sarıldı. “Ben de seni seviyorum.”

Ayşe bu ilişkiyi kabullenmekte zorlandı. “Onun ailesi… Genetik yapısı bozuk!” diye diretti.

Mehmet, “Benim babam da içerdi,” dedi. “Ama ben onun gibi olmadım. Oğlumuzu güvendiğin kadar Sibel’e de güven.”

Sonunda Ayşe pes etti. Can çalışmaya başladı, Sibel hemşirelik okuluna yazıldı. Geleceklerini birlikte kurarken, geçmişin gölgeleri onları korkutamazdı.

İyilik yaparken kimin hayatını değiştireceğini asla bilemezsin. Ayşe, küçük Sibel’in karnını doyururken, oğlunun ona âşık olacağını hiç düşünmemişti. Ama sevgi, her şeyin üstesinden gelir.

Rate article
Lifequest
Bozulmuş Genler