Arkadaşların Buluşması

Arabanın motoru huzur verici bir uğultuyla çalışıyordu, içerisi deri koltukların ve hava spreyinin kokusuyla doluydu. Gri asfalt, düzgün çizgileriyle yola serilmiş, tekerleklerin altında kaybolup gidiyordu. Güneş henüz yeni yükseliyor, sıcak bir yaz gününün habercisi oluyordu. Sevgi başını koltuğa yasladı ve gözlerini kapattı.

“Uyu biraz. Daha yirmi dakika var,” dedi Eşref, karısına.

“Keşke evde, sıcak yatağımda uyusaydım. Hafta sonu sonuçta. Tek başına gelseydin. Neticede senin arkadaşların,” diye mırıldandı Sevgi gözlerini açmadan.

“Sen olmadan ne yapardım orada? Herkes eşleriyle gelecek. Sen İnci’yle de arkadaşsın zaten. Hem, doğada vakit geçirmek yatakta uyumaktan daha iyidir.” Eşref bir an sustu. “Çok zamandır bir araya gelmiyoruz. Eskiden nasıldı, hatırlıyor musun?.. Ha, Hakan yeni eşiyle gelecek. Söylemiş miydim? Evet, evlenmiş. Bakalım, kimmiş onun özgürlüğünden vazgeçmesine sebep olan kadın.”

Sevgi haberi değerlendirdi, doğruldu ve gözlerini açtı.

“Onunla daha önce görüştün mü?”

“Tabii görüştük. Ama üstünkörü, detaylı değil. Eskisi gibi sohbet edip, kamp ateşi başında gitar çalmak ne güzel olurdu. Ah, ne günlerdi,” diye iç çekti Eşref.

“Artık her hafta sonu bir araya geleceksiniz,” diye söylendi Sevgi.

“Aman be. Kötü mü yani? Üniversiteden beri arkadaşız. Birbirimizi bin yıldır tanıyoruz. Senin annen hastayken, Hakan hiç tereddüt etmeden ameliyat parasını vermişti.”

Sevgi tekrar koltuğa yaslandı.

“Doğru. Hakan iyi adamdır. Ama Volkan’la İnci…”

“Onlarda ne var ki?” diye şaşırdı Eşref.

“Sanki aile değiller de rol yapıyorlar. Birbirlerine yabancı gibiler. Anlatamıyorum.”

“Fark etmedim. Bana gayet normal görünüyorlar. Biliyor musun, İnci bir zamanlar Hakan’la çıkıyordu. Öyle bir aşkları vardı ki, herkes birinci sınıfta evleneceklerini düşünürdü. Sonra bir şeyler bozuldu. İnci Volkan’la evlendi.”

“Bunu hiç söylememiştin,” dedi Sevgi, kocasına dönerek.

“Çok eski mesele. Çok şey değişti artık.” Eşref sustu.

Motorun ritmik uğultusu eşliğinde Sevgi tekrar gözlerini kapattı. Yolların sarsıntısıyla uyandı, araba asfalttan toprak yola geçmişti. Çeşme çamları yol boyunca sıralanmış, güneş ışığını içeri geçirmiyordu.

“Burası ne kadar güzelmiş, unutmuşum,” diye hayranlıkla mırıldandı Sevgi.

“Elbette,” dedi Eşref, sesindeki gurur bu güzelliğin bir parçasıymış gibi.

Bahçe kapısı açıktı — onları bekliyorlardı. Eşref arabasını bahçedeki diğer iki aracın yanına park etti. Demek herkes toplanmıştı. Evden hızla onlara doğru koşan Hakan, kollarını açmış, sanki arabayla birlikte onları da kucaklayacakmış gibiydi.

“Sonunda. Balığa sensiz gidecektik.” Hakan Eşref’i kucakladı ve sırtına dokundu. “Günden güne güzelleşiyorsun. Bunu nasıl başarıyorsun?” diye iltifat etti Sevgilere. “Bu kadar yemeği niye getirdin? Zaten her şey var, bir hafta bile bitiremeyiz. Neyse, ver çantaları, fazla mal göz çıkarmaz.”

Üçü birden, ellerinde poşetlerle eve doğru yürüdüler. Evin önündeki açık alanda mangal kurulmuştu, yanında kömür dolu bir torba duruyordu. Elma ağacının gölgesinde, hasır sandalyelerle çevrili ahşap bir masa vardı.

Kapıda İnci ve genç bir kız belirdi. Kucaklarında yastıklar ve battaniyeler taşıyorlardı.

“Eşref, Sevgi, hoş geldiniz!” diye bağırdı İnci.

Aniden her yer gürültü ve neşeyle doldu. Herkes aynı anda konuşuyor, gülüyordu.

“Peki kızlar, siz burada işleri halledin, biz balığa gidiyoruz,” diye duyurdu Hakan.

“İyi ya…” diye mızıldandı İnci.

“Uzun sürmeyecek. Biraz erkekler arası sohbet. Siz de boş durmazsınız. Biz kendi görevimizi yaptık: etleri marine ettik, mangalı hazırladık, malzemeleri getirdik, sıra sizde.”

“Ne dersiniz kızlar, tanışmak için bir kadeh kaldıralım mı?” İnci masaya kırmızı şarap koydu.

“Ben beyaz içerdim. Kırmızıdan başım ağrıyor,” dedi grubun en genç üyesi olan Aslı.

“Senin için özel aldık. Hemen getiriyorum,” dedi İnci.

“Onunla tanışıyor musun?” diye sordu Sevgi, İnci evden çıkarken Aslı’ya.

“Evet. Bize birkaç kez uğradı.”

“Öyle mi?” Sevgi şaşırmıştı. “Ne zamandır şehre döndünüz?”

Arabadaki konuşmadan anladığı kadarıyla yeni balayından dönmüşlerdi.

“İki hafta önce,” diye cevapladı Aslı.

“İşte burada!” İnci elinde beyaz şarapla kapıda belirdi.

Kadınlar birer kadeh içtiler ve masaya ne hazırlayacaklarını konuşmaya başladılar. Süreci İnci yönetiyordu. Sevgi’ye öyle geldi ki, bunu bilhassa Aslı’ya üstünlük göstermek için yapıyordu. Sanki “Burada asıl ev sahibi benim, sen yenisin, yerini bil” der gibiydi.

Sevgi bundan hoşlanmadı. İnci’nin Aslı’ya karşı tavrı fazlasıyla küçümseyiciydi. Ama karışmadı. Bu sayede Aslı’nın neyin nesi olduğunu daha iyi anlayabilirdi.

Masa örtüsü serildi, tabaklar dizildi, salatalar doğrandıktan sonra kadınlar erkeklerin gelmesini beklerken rahatladılar.Sabah olduğunda, herkes sessizce vedalaştı, fakat yüreklerinde taşıdıkları sırlar ve geçmişin gölgeleri, bir daha asla eskisi gibi bir araya gelemeyeceklerini fısıldıyordu.

Rate article
Lifequest
Arkadaşların Buluşması