Saklı Gerçekler Rüzgarı

Hacı şimdi eski bir beş katlı binanın önüne gelip arabasını park etti, plakaların dikkat çekmemesine özen gösterdi. Bakımsız, camları bile olmayan balkonlara ve kör pencerelere buruk bir ifadeyle baktı. Yeni takılmış PVC camlar, yamalı bir ceket gibi duruyordu. Kısacası bina, sokakta yaşayan bir adam gibiydi – çöplükten ne bulduysa üstüne geçirmişti.

Cılız ağaçlar ve benzeri evlerle çevrili, yıllarca politik ve ekonomik dalgalara göğüs germiş bu beş katlı, tıpkı içindeki sakinleri gibi son günlerini yaşıyordu.

Hacı’ya bu ev, çocukluğunu geçirdiği mahalleyi hatırlattığı için dişlerini gıcırdatacak kadar sıkıcı geliyordu. O günlerden kurtulmak için var gücüyle çalışmıştı. İyi bir okulda okumuş, doğru üniversiteye, doğru bölüme girmiş, ardından ekonomi eğitimi almıştı. Ekonomi bilmeden başarılı bir iş kurmak imkânsızdı sonuçta.

Hayalini kurduğu her şeyi elde edince, ailesini daha prestijli bir semte taşımıştı. Onlara küçük ama modern bir ev almıştı; ön bahçesi düzenli çalılarla süslenmiş, arka tarafında ise annesi küçük bir sebze bahçesi yapmıştı. Tabii ki yapardı! Hiç boş durur muydu?

Hacı’yı kadınlar sadece parası için sevmiyordu. Yakışıklıydı, cimri değildi, iltifat etmesini biliyordu. Hatta birkaç kez, plastik cerrahinin yardımıyla güzelleşmiş kadınlarla neredeyse evleniyordu. Ama sonra, uzun bacaklı gelin adayını annesinin karşısına çıkardığını hayal etti ve annesinin bu silikonlu güzellik yanında solup sönük kalacağını düşünerek vazgeçti.

Ayşe, doğal güzelliği ve samimi gülümsemesiyle onu fethetmişti. Tabii ki âşık olmuştu. Bir ay sonra ailesiyle tanıştırdı. Annesi kızı görünce memnuniyetle gülümsedi, oğluna hafifçe başını salladı.

Doğal güzelliğine ve sakin mizacına kim dayanabilirdi ki? Azla yetinmeye alışkın, mütevazı, talepkâr olmayan bir kızdı. Babası ölmüş, annesi ise hızla ilerleyen bir kansere yenik düşmüşHacı, Ayşe’yi kollarına aldı ve “Artık sırlarımız yok, hayatımız sadece sevgiyle dolsun,” diye fısıldadı.

Rate article
Lifequest
Saklı Gerçekler Rüzgarı