Yardım Çağrısı: İç Sesin Yolu

“Ambulans çağır,” diye bir ses duydu kafasında ve Murat etrafına bakındı.
Bu olayı bana bir tanıdığım anlattı.

Çoğu zaman olur böyle, biri bize başından geçen bir mucizeden bahseder, biz de inanmayız. Dinleriz, başımızı sallarız ama içimizden “Böyle bir şey olamaz” diye geçiririz. Uydurmuştur, hayal görmüştür, rüyasında görmüştür, olmasını istediği şeyi gerçek sanmıştır. Ne mucizesi? Hangi melek? Hangi Tanrı? Bunlar yaşlı teyzelerin uydurduğu hikâyeler, inanılır gibi değil.

Hem bu deli dolu çağda mucize nereden çıkacak? Hem neden bir garibine mucize gözüksün de başkalarına gözükmesin? İşte bana da böyle bir şey olsun, o zaman belki inanırım.

Aynen böyle düşünüyordu yirmi sekiz yaşındaki Murat. Annesi, Zeynep Hanım’la birlikte yaşıyordu. Babasını on yaşındayken kaybetmişti. Evlenmeye pek hevesli değildi. Sessiz, mütevazı bir kız olan Deniz’le görüşüyordu. Önce bir ev alsın, genç eşini oraya getirsin, sonra evlensinler. İki kadın aynı mutfakta birbirine girmesin. Kiralık ev mi? Acele etmenin âlemi yoktu. Hem annesini de yalnız bırakmak istemiyordu.

Günümüz standartlarına göre oldukça geleneksel bir adamdı. Bilgi teknolojileri sektöründe çalışıyordu, kısaca yazılımcıydı. Bir gün iş yerindeyken annesi aradı. Zeynep Hanım gereksiz yere asla aramazdı. Telefon ettiyse, mutlaka önemli bir şey olmuştu. Murat hemen açtı.

“Oğlum,” dedi annesi, sesi titrek ve halsizdi. “Bacağımı kırdım. Çok acıyor,” diye hıçkırdı, “kıpırdayamıyorum.”

“Neredesin?” diye telaşlandı Murat, öyle ki sandalyeden fırladı.

“Mahallemizdeki ‘Şok Market’in önündeyim. Ambulansı çağırdılar ama sana da haber vereyim dedim…”

“Anne, geliyorum!” diye atıldı Murat ve annesine yetişmek için fırladı.

Tam arabadayken bir telefon daha geldi. Annesi, onu şehir hastanesine götürdüklerini söyledi. Murat direksiyonu kırdı, ters yöne döndü. Hastaneye vardığında annesini ameliyathaneye almışlardı. Saatlerce koridorda bekledi, ameliyatın bitmesini sabırla izledi.

“Yarın gelin, yoğun bakımdan çıkınca görüşürsünüz,” dedi çıkan doktor.

Güneş batmak üzereyken hastaneden ayrıldı Murat. Eve giderken bir markete uğradı, annesi için meyve suyu ve meyve aldı. Torbalarla çıkarken yanından sendeleyerek geçen bir kadına takıldı gözü. Düzgün giyimli ve yaşlı bir kadının bu halde sarhoş olmasına şaşırdı. Arabasına doğru yürüdü, bir kez daha arkasından baktı.

Kadın durdu, elini havaya uzattı, sanki bir şeye tutunmaya çalışıyordu ama dengeyi kuramadı, sendeledi ve yere yığıldı. Murat hiç düşünmeden ona koştu.

Çantalarını yere bırakıp kadının yanına çömelerek seslendi. Cevap yoktu. Eğilip kokladı, ama alkol kokusu almadı. Ne yapacağını bilemedi. Tıp bilgisi sıfırdı. Kendisi de ciddi bir hastalık geçirmemişti. Etrafta kimse yoktu.

“Beni duyuyor musunuz? Kötü müsünüz?” diye sordu, sonra hafifçe yüzüne birkaç kez vurarak kendine getirmeye çalıştı.

“Faydası olmaz. Ambulansı çağır ve başını hafifçe yükselt, bir şeyler koy altına,” diye açıkça duydu içindeki sesi. Öyle netti ki etrafına baktı.

Ama sokakta kimse yoktu. Uzakta bir adam köpeğini gezdMurat o akşam eve döndüğünde kalbinde derin bir huzur hissetti, çünkü artık biliyordu ki bazen görünmeyen eller hayatları birbirine dokunduruyordu.

Rate article
Lifequest
Yardım Çağrısı: İç Sesin Yolu