“Bırak sızlanmayı, harekete geç!”
Komşusu, kapının önünde durmuş, elinde poşetten taze simit kokuları yayılıyordu. “Canım Ayşegül, yine mi ağlıyorsun? Duvardan duyuluyor sesin! Bu sefer ne oldu?”
Ayşegül, gözlerini kolunun yenine sildi ve kapıyı açtı. Karşısında, hiç yaşlanmamış gibi duran Neriman Teyze vardı. Yetmiş beş yaşında olmasına rağmen dimdik duruşu, keskin bakışlarıyla yıllara meydan okuyordu.
“Yine işte, Neriman Teyze… Patron yine…” diye mırıldandı Ayşegül, ama komşusu zaten içeri girmiş, mutfağa doğru yürüyordu.
“Yeter artık, kızım!” diye çıkıştı Neriman Teyze, simitleri masaya bırakırken. “Kaç yaşındasın sen? Kırk iki? Ama hâlâ okul çocuğu gibi davranıyorsun! Otur şuraya, çay içeceğiz ve ciddi ciddi konuşacağız.”
Ayşegül, boynunu bükerek mutfağa geçti. Neriman Teyze çaydanlığı koymuş, beyaz porselen fincanları çıkartıyordu.
“Anlat bakalım, yine ne oldu?” dedi sert bir tonla. “Ama ağlamak yok, net konuş.”
“Anlatsam ne olur, Neriman Teyze,” diye iç çekti Ayşegül. “Yönetici, beni kadro dışı bırakabileceklerini söyledi. Tasarruf yapıyorlarmış. Ben de en genç muhasebeciyim, ilk ben gideceğim.”
“Peki sen ne yapıyorsun?” diye sordu Neriman Teyze, çay demlerken.
“Ne yapabilirim ki? Kovulmayı bekliyorum. CV hazırladım ama kırk iki yaşındaki birini kim alır? Gençler dolup taşıyor. Bir de tecrübem az…”
“Dur!” diye patladı Neriman Teyze, aniden dönerek. “İşte sorun bu! Daha denemeden pes ediyorsun. Sence patron keyfinden mi çıkarıyor insanları?”
“Ama ben…”
“Yapamazsın deme!” diye kesti attı. “Kaç yıldır tanıyorum seni? Akıllısın, titizsin, sorumluluğunu bilirsin. Anneni ölüm döşeğinde nasıl bıkmadan yıllarca baktın, şikâyet bile etmedin. Şimdi bir işten çıkarılma korkusuyla kendini paralıyorsun.”
Ayşegül karşılık vermek istedi ama Neriman Teyze çayı doldurmuş, karşısına oturmuştu bile.
“Bak,” diye devam etti. “Kocam, nur içinde yatsın, fabrikada çalışırdı. Fabrika kapandığında elli sekiz yaşındaydı. ‘Bitti, artık kimse beni istemez’ dedi. Ben de ona dedim ki: ‘Ağlanacak vakti geçti, bir şeyler yap!’ Peki ne oldu? Bir tamircinin yanında çalıştı, sonra kendi dükkânını açtı. Emekli olana kadar insanların eşyalarını tamir etti.”
“Ama o erkek,” diye mırıldandı Ayşegül. “Ben…”
“Sen neyin eksik?” diye ateş püskürdü Neriman Teyze. “Ellerin mi yok? Aklın mı? O zaman neden böyle çaresiz duruyorsun?”
Ayşegül sustu, çayını karıştırırken düşüncelere daldı. Neriman Teyze haklıydı belki de. Ama bu korkuyu, bu güvensizliği nasıl anlatabilirdi ki?
“Neriman Teyze,” diye fısıldadı. “Hiç korkmadınız mı siz?”
“Korkmadım mı?” diye güldü yaşlı kadın. “Kim korkmaz? Kocamı askere uğurlarken delirecektim korkudan! Çocuklarımı doğururken de korktum. Ama korku normaldir. Önemli olan, onun seni yönetmesine izin vermemek.”
“Bilmiyorum,” diye başını salladı Ayşegül. “Kâğıt işlerinden başka bir şey yapamam ki ben.”
“Saçmalama!” diye elini salladı Neriman Teyze. “Hatırlıyor musun, bana bilgisayarı nasıl düzenledin? Beşinci kattaki komşunun vergi işlerine nasıl yardım ettin? Ben evi satarken bütün sözleşmeleri bana nasıl açıkladın?”
Ayşegül düşündü. Evet, insanlar ona hep danışıyordu. Belgeler, evraklar, hesaplar…
“Evet,” diye yavaşça onayladı. “Ama bu resmi bir iş değil ki…”
“Neden olmasın?” diye çıkıştı Neriman Teyze. “İnsanların ihtiyacı var, sen de yardım edebiliyorsun. Öyleyse kendi işini kur!”
“Kendi işimi mi?” diye irkildi Ayşegül. “Aman Neriman Teyze! Ben girişimci değilim ki!”
“Peki kim girişimci?” diyerek gözlerini devirdi. “Sence uçarak mı geldiler? Herkes bir yerden başladı. Yeğenim Elif, sekreterdi, şimdi kendi kuaför salonu var. Komşulara saç keserek başladı, şimdi üç çalışanı var.”
“Ama o farklı…”
“Hiç de farklı değil!” diye kesti. “Mantık aynı: İhtiyaç gör, karşıla. İnsanlar bu belgelerle, vergilerle boğuşuyor. Koşturup duruyorlar. Sen onlara yardım edebilirsin.”
Ayşegül susmuş, söylenenleri düşünüyordu. Evet, kaç kez dostlarından şikâyet duymuştu.
“Ama nasıl başlayacağım?” diye kekeledi. “Ruhsatlar, izinler…”
“Küçük başla!” dedi Neriman Teyze enerjik bir hareketle. “Apartmana bir ilan as: ‘Belge, vergi, hesap işlerinize yardımcı olurum. Uygun fiyatla, evden.’ Bak göreceksin, insanlar gelecek.”
“Ya gelmezlerse?” diye fısıldadı.
“Ya gelirlerse?” diye karşılık verdi. “Sürekli en kötüsünü düşünüyorsun! Pozitif düşünmelisin!”
Ayşegül başını salladı ama gözlerindeki şüphe gitmemişti.
“Bak kızım,” dedi Neriman Teyze yumuşayarak. “Biliyorum, korkuyorsun. Annen vefat ettikten sonra iyice içine kapandın. Ama hayat devam ediyor. AnAyşegül o gece uzun uzun düşündü ve sabah uyandığında, yıllardır taşıdığı korkuları geride bırakarak ilk müşterisi için hazırlıklara başladı.




