Tek Başına Dönmedi

Kapıdaki sesle irkildi. Emine Hanım örgüsünü bırakıp kulak kabarttı. Kapının kilidiyle uğraşan biri vardı. Sesi tanıdıktı ama bu saatte kimseyi beklemiyordu. Saat gece yarısına yaklaşıyordu, komşular çoktan uyumuştu, torunu Elif ise sadece hafta sonları gelirdi.

Kilit tıkırdadı, kapı gıcırdadı. Girişte ağır ayak sesleri ve birinin hızlı nefes alışverişi duyuldu.

“Kim o?” diye bağırdı Emine Hanım, bastonuna tutunarak.

“Anne, benim,” diye yanıt geldi.

Kalbi yerinden oynadı. Bu sesi bir buçuk yıldır duymamıştı. Oğlu Murat son içki kavgasından sonra evden ayrılmış ve bir daha görünmemişti. Ara sıra “İyiyim” diye mesaj atıyordu, o kadar.

“Murat?” diye seslendi tereddütle.

“Evet anne, benim. Korkma.”

Emine Hanım koltuğundan kalktı, bastonuna yaslanarak girişe yürüdü. Işığı yaktı. Kapının eşiğinde sakallı, buruşuk montlu, kirli kot pantolonlu oğlu duruyordu. Kötü görünüyordu ama en önemlisi, ayıktı.

“Murat!” diye sarıldı ona, rahatsız edici kokusuna rağmen. “Oğlum, seni çok özledim!”

“Ben de anne. Affet beni,” dedi, sıkı sıkı sarıldı. “Yaptığım şeylerin farkındayım.”

Emine Hanım biraz geri çekilip oğluna baktı. Çok zayıflamıştı, gözleri çökmüştü ama bakışları nettir. Sarhoş değildi.

“Gir içeri, otur sofraya, bir şeyler ısıtayım,” diye telaşlandı.

“Anne, bekle,” dedi Murat, elini tuttu. “Yalnız gelmedim.”

“Nasıl yani?”

Arkasını dönüp kapıya seslendi:

“Gel, korkma.”

Arkasından minik bir figür belirdi. Beş altı yaşlarında, kirli pembe elbiseli, eskimiş sandaletli bir kız. Sarı bukleli saçları, iri ela gözleriyle etrafı korkuyla süzüyordu.

Emine Hanım “Aman Allah’ım!” dedi.

“Bu kim?”

“Anne, tanıştırayım. Bu Naz,” dedi Murat, elini kızın omzuna koyarak. “Kızım.”

“Kızın mı?” Emine Hanım girişteki tabureye çöktü. “Nasıl kızın? Nereden?”

“Uzun hikâye anne. Önce Naz’ı doyuralım, yıkayalım. Yorgundur, yoldan geldik.”

Naz babasına sokulmuş, sessizdi. Sadece iri gözleriyle etrafı inceliyordu.

“Tabii, tabii,” diye atıldı Emine Hanım. “Yavrum, aç mısın? Bir şeyler ister misin?”

Kız başını salladı ama Murat’tan ayrılmadı.

“Mutfağa geçin,” dedi Emine Hanım, topallayarak önden yürüdü.

Murat kızını masaya oturttu, yanına geçti. Naz etrafa merakla bakınıyordu. Mutfak küçüktü ama sıcacıktı. Pencerede çiçekler, dantel perdeler, rafta bir çaydanlık…

“Anne, çocuğa uygun bir şeyler var mı? Süt, mısır gevreği?” diye sordu Murat.

“Süt var, ısıtayım. Piliç çorbası da yaparım,” diye telaşlandı Emine Hanım. “Piliç seversin değil mi yavrum?”

Naz yine başını salladı.

Yemek hazırlanırken Murat kızına nerede olduklarını anlattı:

“Bu babanın büyüdüğü ev. Bak, çiçekler ne güzel. Yarın hava güzelse bahçeyi gezdireceğim. Salıncak da var.”

“Anne ne zaman gelecek?” diye sordu Naz incecik bir sesle.

Murat duraksadı.

“Anne gelmeyecek Naz. Bunu konuşmuştuk, hatırlıyor musun?”

Kız gözlerini indirdi.

“Öldü mü?”

“Evet yavrum.”

Emine Hanım, ocak başında sırtı dönük, irkildi. Nasıl anne? Ne olmuştu? Oğlu daha ne sürprizlerle gelecekti?

Naz’ın ö”Naz’ın önüne sıcak çorbayı ve ballı sütü koydu, yüreği buruk ama umut dolu bir şekilde bu yeni hayata alışmaya çalıştı.”

Rate article
Lifequest
Tek Başına Dönmedi