Bugün evde büyük bir tartışma yaşadık. Durup dururken Elif masaya yumruğunu vurdu, tabaklar şıngırdadı.
“Hayır, Volkan Bey! Yeter artık!” diye bağırdı.
Kayınpeder şaşırdı, gazeteyi bir kenara bıraktı.
“Elif, ne oldu? Neden böyle bağırıyorsun?”
“Çünkü hizmetçiniz değilim!” Elif ayağa kalktı, ellerini beline koydu. “Kayınvalidem bana sürekli emirler yağdırıyor, siz de hiç sesinizi çıkarmıyorsunuz!”
Tam o sırada Fatma Hanım içeri girdi, Elif’in çığlıklarını duymuştu.
“Burada neler oluyor? Neden bağırıyorsun böyle?”
Elif parmağını kayınvalidesine doğru uzattı.
“İşte! Sürekli ‘Elif, ekmek al’, ‘Elif, yemek yap’, ‘Elif, yerleri sil’! Ben sizin hizmetçiniz miyim?”
Fatma Hanım dudaklarını büktü, masaya oturdu.
“Peki kim yapacak? Ben yaşlıyım, hastayım, Volkan da işten eve geç geliyor. Sen gençsin, güçlüsün…”
“Ben de çalışıyorum!” diye atıldı Elif. “Bakkalda gün boyu ayakta duruyorum, eve geldiğimde yine yemek, temizlik, çamaşır!”
Volkan Bey ensesini kaşıdı, bir anneye bir karısına baktı.
“Anne, Elif de yoruluyor aslında…”
“Öyle mi?” diye çıkıştı Fatma Hanım. “Şimdi sen de ona mı katılıyorsun? Bir de benim evimde şartlar koşacak!”
“Şartlar mı?” Elif öfkeyle ayağa fırladı. “Ben oğlunuzun karısıyım! İnşallah torunlarınızı da ben doğuracağım! Ama siz bana ‘şu’ mu diyorsunuz?”
Kayınvalide pencereye döndü, suskun kaldı. Volkan Bey kalkıp karısına yaklaştı.
“Elif, böyle yapma. Anne yaşlı, yalnız başına zorlanıyor…”
“Ben kolay mıyım?” Elif kocasından uzaklaştı. “Dinle Volkan, açıkça söylüyorum: Ya bu işler düzelecek, ya da bu evden gidiyorum!”
Sessizlik oldu. Fatma Hanım yavaşça döndü.
“Nereye gideceksin? Anne babana mı? Seni kucak açıp bekliyorlar mı sanıyorsun?”
Elif’in yüzü soldu. Ailesiyle, özellikle de onu bu evliliğe zorlamayan babasıyla arası zaten bozuktu.
“Bir yer bulurum, merak etmeyin!”
“Elif, saçmalama!” dedi Volkan, karısının elini tuttu. “Biz aileyiz. Bir şekilde anlaşmalıyız.”
“Aynen öyle!” Elif elini çekti. “Anlaşalım o zaman. Şartlarımı dinleyin.”
Fatma Hanım burun kıvırdı.
“Şart mı? Benim evimde bana şart koşulmaz!”
“Bizim evimiz!” diye düzeltti Elif. “Volkan, annene söyle, bu ev bizim de artık!”
Volkan duraksadı. Ev kayıtlarda annesinin üzerineydi, dedesinden kalmıştı. Ama evlendikten sonra burada yaşıyorlardı, başka seçenek yoktu.
“Anne, teknik olarak…”
“Teknik filan yok!” diye kesti Fatma Hanım. “Ev benim, kurallar da benim!”
“Tamam!” Elif dolaba yöneldi, bir defter ve kalem çıkardı. “O zaman kaydediyorum. İlk şart: Akşam yemeklerini sırayla yapacağız. Salı, perşembe, cumartesi siz ya da Volkan hazırlayacak.”
“Nedenmiş o?” diye çıkıştı kayınvalide.
“Çünkü ben aşçı değilim!” Elif deftere bir şeyler yazdı. “İkinci şart: Temizliği de sırayla yapacağız. Bir hafta ben, bir hafta siz.”
“Çıldırmış olmalısın!” Fatma Hanım ayağa fırladı. “Volkan, duyuyor musun bunları?”
Volkan başını öne eğdi. Annesini de anlıyordu ama karısına da hak veriyordu.
“Üçüncü şart,” diye devam etti Elif, “odamıza izinsiz girmek yok. Eşyalarıma dokunmak yok.”
Bu hassas bir konuydu. Fatma Hanım her şeyi düzenlemeye bayılırdı. Elif’in eşyalarını karıştırır, arkadaşlarından gelen mesajları okur, hatta mobilyaları kendi istediği gibi yerleştirirdi.
“Peki süpürgeyi ne yapacağız?” diye sordu kayınvalide.
“Önceden haber verirsiniz. Kapıyı çalar, izin istersiniz,” diye yazdı Elif. “Dördüncü şart: Haftada bir Volkan’la sinemaya ya da misafirliğe gideceğiz. Siz olmadan.”
“Bu kadarı da fazla!” diye bağırdı Fatma Hanım. “Oğlumu benden koparıyorsun!”
“Koparmıyorum! Kocamla vakit geçirmek istiyorum! Normal çiftler böyle yapar!”
Volkan başını kaldırdı.
“Anne, bu mantıklı aslında. Biz genciz, biraz eğlenmek istiyoruz…”
“Demek öyle!” Fatma Hanım ellerini havaya kaldırdı. “Hepiniz bana karşı mısınız? Tamam, yaz şartlarını!”
Elif kayınvalidesine baktı. Sesindeki öfke biraz azalmıştı.
“Fatma Hanım, size karşı değilim. Sadece hepimiz huzurlu yaşayalım istiyorum.”
Kayınvalide ağır ağır sandalyeye oturdu.
“Oğlum benden uzaklaşırsa ben nasıl huzurlu olacağım?”
Elif kalemi bıraktı, karşısına oturdu.
“Kimse uzaklaşmıyor. Ama anlayın, bu evde benim de yerim olmalı. Ben yabancı değilim.”
“Yabancı değilsin ama öz kızım da değilsin,” diye mırıldandı Fatma Hanım.
“Neden?” diye şaşırdı Elif. “Ben gelininizim. Artık aileden sayılırım.”
Fatma Hanım başını salladı.
“Aile aynı kandandır. Sen… sen dışarıdan geldin. Bugün buradasın, yarın belki başka yerde…”
Volkan ayağa kalktı.
“Anne, yeter! Elif benim eşim. Yani senin de kızın. Bu kadar!”
“Kızım mı?” Fatma Hanım derin bir nefes aldı. “Peki. Kızımsa kızım olsun. Ama kızlar da annelerini dinFatma Hanım bir süre sustu, sonra Elif’e baktı ve yavaşça, “Peki, tamam,” dedi, içinde huzurlu bir aile için küçük bir umut belirirken.




