Gülüşün Arkasındaki Kırgınlık
Gülten Hanım torunu Aslı’nın önüne bir tabak mercimek çorbası koydu ve karşısına oturup onun çorbayı karıştırmasını izledi.
— Beğenmedin mi? diye sordu, cevabını zaten bilmesine rağmen. Torunu birkaç gündür her kaşığı burun kıvırarak yutuyordu.
— Sorun yok, dedi Aslı gözlerini kaldırmadan. — Sadece pek aç değilim.
— Tabii tabii, aç değilsin, diye geçiştirdi Gülten Hanım. — Dün seni buzdolabında dolanırken gördüm, bir şeyler arıyordun. Hazır mantı mı istiyorsun? Bilerek aldığım o paketleri?
Aslı derin bir iç çekti ve kaşığı bıraktı.
— Anneanne, yine mi başlıyorsun? Sorun yok dedim ya! Sadece işten çok yorgun geldim, iştahım kapalı.
— Yorgunmuş, diye kafasını salladı Gülten Hanım. — Ben senin yaşındayken işten sonra bahçeyi sular, çamaşır yıkardım. Sen bilgisayar karşısında oturuyorsun, yorulmuş!
Torunu hızla ayağa kalktı, tabak şıngırdadı.
— Biliyor musun, anneanne? Artık yeter! Her gün aynı şey. Ya yemek beğenmiyorsun, ya işimi beğenmiyorsun, ya da erkek arkadaşlarımı. Yetti artık, vallahi!
— Büyüklerinle böyle mi konuşulur? dedi Gülten Hanım sesini yükselterek. — Annen böyle mi büyüttü seni?
— Annem beni hiç büyütmedi zaten! diye patladı Aslı ve hemen eliyle ağzını kapattı.
Sessizlik çöktü. Gülten Hanım yavaşça ayağa kalktı, tabakları topladı. Elleri hafifçen titriyordu ama sesi sakindi:
— Anladım. Yani her şeyin suçlusu benim. Boşandıklarında seni yanıma aldım, yanlış. Yedirip içiriyorum, o da yanlış.
— Anneanne, öyle demek istemedim… diye kekeledi Aslı.
— Ne demek istedin o zaman? diye döndü Gülten Hanım, torunu gözlerindeki yaşları fark etti. — Senin hayatına engel olan yaşlı bir aptal mıyım? Öyle olsa gerek. Gençlerle yaşlılar anlaşamaz, biliyorum.
Aslı bir şeyler söylemek istedi ama anneanne mutfağa geçmişti bile. Suyun sesi, tabakların şıngırtısı duyuluyordu. Aslı bir süre şaşkınlıkla dikildi, sonra odasına geçti.
Gülten Hanım bulaşıkları yıkarken sessizce ağlıyordu. Sıcak gözyaşları sabunlu suya karışıyor, içi buruklukla doluyordu. Gerçekten yük mü olmuştu torununa? Bütün yaptıkları sadece sıkıntı mıydı?
Üç yıl önce Aslı’nın tek bir bavulla, ağlayan gözlerle kapısına geldiğini hatırladı. Anne babası boşanıyordu, babası genç sekreteriyle kaçmış, annesi içkiye vurmuştu. Yirmi yaşındaki bir kız nereye gidebilirdi? Tabii ki anneannesine. Gülten Hanım hiç sorgulamadan torununu içeri aldı, ona en güzel odayı verdi, yemek yaptı, çamaşırlarını yıkadı, baktı.
Şimdi anlaşılan o ki bunların hiçbiri istenmemişti.
— Gülten Hanım! diye bir ses kapıdan geldi. — Evde misiniz?
Hızlıca yüzünü silip kapıyı açtı. Komşusu Fatma Hanım elinde bir poşetle duruyordu.
— Buyurun, diye davet etti neşeli görünmeye çalışarak. — Çay içer misiniz?
— Yok, vaktim yok. İşte kızım İstanbul’dan tatlılar getirmiş, dedi Fatma Hanım poşeti uzatarak. — Şu yabancı çikolatalardan. Komşulara da dağıtayım dedim.
— Çok teşekkür ederim, dedi Gülten Hanım poşeti alarak. — Kızınız uzun kalacak mı?
— Bir haftalığına. İşi bırakmıyor ne yazık ki. Ama gelir gelmez bana koştu. Çiçekler, kolonyalar… “Anneciğim, seni çok özledim!” dedi. Fatma Hanım’ın yüzü mutlulukla parlıyordu. — İşte böyle bir torun!
Gülten Hanım gülümsedi ama içi acıyla doldu. Fatma Hanım’ın torunu ne kadar sevgi dolu, minnettardı. Peki ya onunki? Hep eleştiri, hep memnuniyetsizlik.
— Aslı’nız nasıl? Hâlâ çalışıyor mu? diye sordu Fatma Hanım.
— Çalışıyor, çalışıyor, diye aceleyle cevapladı Gülten Hanım. — İyi kızdır, bana her konuda yardım eder.
— Tabii ki iyi kızdır! Güzel, zeki bir kız. Torunla çok şanslısınız, dedi Fatma Hanım gülümseyerek. — Neyse, ben gidiyorum. Çikolatalar için tekrar teşekkürler!
Komşu gittikten sonra Gülten Hanım kapıya yaslandı ve gözlerini kapadı. Yalan söylemek, mutlu görünmeye çalışmak ne kadar acıtıyordu! Oysa eskiden torunuyla gerçekten gurur duyardı, herkese Aslı’nın ne kadar akıllı, başarılı, güzel dans ettiğini anlatırdı…
— Anneanne, kim geldi? diye seslendi Aslı odadan. Suçlu bir ifadesi vardı.
— Fatma Hanım. Çikolata getirdi, diye kısa cevapladı babaAslı koşarak mutfağa girdi, Gülten Hanım’ı kucakladı ve “Seni çok seviyorum anneanne, özür dilerim,” diye fısıldadı.




