Beni Kurtardı, Ben Onu Yok Ettim

— Elif! Elif, ne yapıyorsun böyle?! — Emre’nin sesi çaresizlikle titriyordu. — Benim sana olan hislerimi biliyorsun! Neden bunu bana yapıyorsun?!
— Yeter, Emre! Zorlaştırma işleri! — Elif, onun yüzünü görmemek için pencereye döndü. — Her şey kararlaştı. Murat Bey iyi bir insan, çok iyi bir konumda, düzgünü yaşayacağız.
— Peki ya aşk? Aramızdaki şeyler? Yoksa hiç mi önemi yok bunların?
Elif, yumruklarını o kadar sıktı ki tırnakları avuçlarına battı. Elbette vardı önemi. Kendine bile itiraf edemeyeceğinden daha büyük bir önemi vardı. Ama annesi ikinci kalp krizi sonrası hastanede yatıyordu ve tedavi masrafları, ona ve Emre’ye hiçbir zaman olmayacak paraları gerektiriyordu.
— Güzel bir hayal gibiydi, ama hayat masal değil, — soğukkanlılıkla söyledi.
Emre ona doğru bir adım attı, elini uzattı ama dokunmadan durdu.
— Elif’im… Hatırlıyor musun o göl kenarındaki günü? Buzun kırılıp suya düştüğün zaman? Seni ben çıkardım, o gün birbirimize söz vermiştik…
— Kes artık! — ani bir hareketle döndü ona. — Geçmişi kurcalama! Ne olduysa geride kaldı.
Emre ona öyle baktı sanki ilk kez görüyordu. Sonra yavaşça başını salladı.
— Anladım. Demek öyle. Peki… — Komodinden ceketini aldı. — Mutluluklar diliyorum sana, Elif Kaya.
Kapıyı çarpmadan çıkıp gitti. Elif, ayak seslerinin merdivenden uzaklaşmasını duydu ve ancak o zaman ağlamasına izin verdi.
Murat Bey gerçekten iyi bir insandı. Elli yaşlarında bir dul, büyük bir şirketin genel müdürüydü. Elif’e sadece evlilik değil, bir hayat öneriyordu. Annesi hastaneye düştüğünde, ona karşılık olarak sadece evlilik sözü istemek kaydıyla tüm tedavi masraflarını üstlenen o olmuştu.
— Gençsin, güzelsin, zekisin, — diyordu, Elif’in elini tutarak. — Bense artık genç sayılmam, hayatıma yoldaş arıyorum. Birbirimize uygunuz.
Elif başını sallarken kendini pazarda bir mal gibi hissediyordu. Ama seçeneği yoktu. Annesi iyileşiyordu, doktorlar doğru bakım ve pahalı ilaçlar şartıyla tamamen düzeleceğini söylüyorlardı.
Düğün sade, dar bir çevreyle yapıldı. Murat Bey özenli bir eşti. Aşk talep etmiyor, saygı ve minnetle yetiniyordu. Elif de dürüstçe iyi bir eş olmaya çalıştı.
Emre’yi yaklaşık üç ay boyunca hiç görmedi. Sonra tesadüfen sağlık ocağında karşılaştı.
— Nasılsın? — tanıdık biri gibi nezaketle sordu.
— İyiyim. Sen?
— Ben de. Çok çalışıyorum.
Zayıflamış, biraz bronzlaşmış, yeni bir takım giyiyordu. Elif parayı nereden bulduğunu sormak istedi ama kendini tuttu.
— Annen nasıl? — Emre her zaman onun annesini sevmişti, annesi de onu seviyordu.
— İyi. Düzeldi iyice.
— Selam söyle ona.
— Söylerim.
Sağlık ocağının koridorunda ayakta dururken, Elif birden Emre’nin onu kurtardığı o kış gününü net hatırladı. On yedi yaşındaydı, o on dokuz. İstanbul’un dışındaki donmuş gölde paten yapıyorlardı. Buz sağlam görünüyordu ama Elif kıyıdan çok uzaklaşmıştı.
Çatırtı çok sesli değildi ama Emre duydu. Kıpırdamaması için bağırarak, kendisi karnı üzerinde buza yatarak ona doğru uzandı. Suya düştüğünde onu kolundan tutmayı başardı. Ardından buz gibi suyla boğuşma dakikaları, onu çıkarmak için Emre’nin çırpınışları, sonra kendi ceketini çıkarıp Elif’i sarması geldi aklına.
— Her şey iyi olacak, — diye fısıldamıştı, onun üşümüş ellerini ovuşturarak. — Sana sırtımı dönmem. Asla dönmem.
O gün birbirlerine ömür boyu sevme sözü vermişlerdi. Elif on yedi yaşındaydı ve sonsuz aşka inanıyordu.
— Ben gitmem gerekiyor, — dedi Emre, onu şimdiye geri getirerek.
— Elbette.
O gitti, Elif ise elindeki doktor randevu kağıdıyla koridorda uzun süre öylece kaldı.
Murat Bey’le hayatı düzgün ilerliyordu. Annesine İzmir’in seçkin bir semtinde yeni bir ev yaptırdı, bakıcı tuttu, Elif’i şirketinde prestijli bir pozisyona yerleştirdi. Evrak işlerini yürütüyor, iyi bir maaş alıyor ve kendini değersiz hissediyordu.
— Bugün hüzünlü gibisin, — dedi kocası akşam yemeğinde.
— Sadece yoruldum.
— Belki bir yere gidelim? Hafta sonu yalıya çıkalım mı?
Murat Bey dikkatliydi. Ruh halini fark eder, gön
Şimdi sessizlikte, o buz gibi gölde boğulmaktansa bu yüreğindeki ölümcül soğukla yaşamanın daha acı olduğunu anlıyor Aylin.

Rate article
Lifequest
Beni Kurtardı, Ben Onu Yok Ettim