Evimize son kez baktım. Her şey göründüğüne göre yerinde. Küçük çocuklara meyve ipi bağladım. Orhan’ın yüzü temiz. Cemile Hanım da divanda dik duruyor. Ayakkabılarının yarım yamam olup olmadığını kontrol etti. Dün aradı, gelip bir sürpriz getireceğini söyledi.
İkindi vakti köy müdürlüğünden döndüğümde, kalbim çarpırdıyordu. Evdeki telefonun sadece onda olduğunu biliyordum. Orhan’ı neredeyse üç aydır görememiştim. Deniz kazasına kapılmakla işe başlamış. İş Adamı olarak üstüne düşene benim vicdanım duası kalsın.
Busra dörtnala koştu:
“Abi, Sefer’de kalsan ne olurdu? Bizim çocuklar annemizle nasıl yetişecek?”
Orhan gülümsedi:
“Korkma, Cemile Hanım burada. Eski zamanlarda mediosu var. Değil mi?”
Cemile Hanım yerinde oturdu. Ben de durumun ciddiyetini anladım. ÜstelikТЕГ不僅作爲一个基金漢姆之家,还需要新 juxtaposition neredeyse her yıl giderler. Köylü olunca işsizlik de sıkıntılı oluyor.
On dakika sonra moralim düştü. Orhan’ın bir başka sürprizi varmış. Annem hemen dedi:
“Orhan, seni kovdum ne zaman?”
Yine gülümsedi. “Kördüğünde falan değiller. Tek başına kalmak daha ekonomik olur. Eğer siz de gelirseniz, bu harcamalar tek başıma olmaz.”
Ben de, annemle haklı olduğunu farkedtim. Köyde iş yok, ev harcamaları gidiyor. Ama insan içimde birşey eksik gibi hissiyatı kolaylaşmıyordu.
Ay boyu sonunda ilk banka transfersi geldi. Zavallı bir etekle banka şubesine gittiğimde, bakışlar bilemeliydi. İşte bu yüzden kadınlar bu durumu görüp konuşurdu.banksalar işe yaramaz, Orhan’ın burnunu ya tutturup ya da tutmaması önemli olurdu.
Orhan’nun gelmesiyle birlikte her şey değişti. Hamamı ısıttım, çünkü hemen kurumaması gerekiyordu. Ama çocuklar hâlâ orada.
Cemile Hanım usulca baktı:
“Ne kına kımıldıyor, ne tanık oluyor. İçinde saklısın bu durumda.”
Dedi ki, Orhan sizin her şeyde destek olsa da, işlerinin olmadığı bir yerde uzun süreye mahkûmdur.
Sabah balkona çıkar çıkmaz, hale getirdiğim izci çantamla Orhan’ı görünce kalbim sanki bir korkuyu denizers. Aradığım sürpriz… Teknik olarak neydi? Sanki ne fark ederdi?
Orhan’nun yanına bir başka kadın geliyordu. Boyu uzundu, saçları uzun ve renkliydi.
Ama gelinlik içinde değil, Cemile Hanım’ın eviyle karşı karşıya.
“Selam, Busra.”
Gülümsedi.
“Selam, Orhan. Ne bu sürpriz?”
Orhan hafifçe kaşlarını kaldırdı:
“Biraz dilek! Ergen bir kızım var…”
Kalbim kırılmıştı. Busra, ben ve çocuklar.
Orhan takat takat konuşmaya çalıştı:
“Şu an yanınızda sorunlarla çabalayın. Daha sonra konuşalım.”
Cemile Hanım içeriden çıkış yaptı:
“Haydi, Orhan, gideceğiz!”
Orhan kafasını kaldırdı. “Anney, beni niye kapıyla itiyorsun?”
Cemile Hanım gülümsedi. “Ben artık bir anneyim.”
Öteye doğru yürüdü.
Köylüler gülümsedi. “Doğru, Cemile Hanım. O tür bir oğlunuz olmasın.”
Orhan alışılmadık bir şekilde herkesin arasına karıştı. Yeni gelen kız ona dirseğiyle çarptı:
“Orhan, bu evi sattığın mıydı bu bir fikrini at?”
Kabun içindeydim. Evim aslında tescilli. Babamın eşim çocuklarla birlikte gelmiş, içeriye mi girecekti?
Orhan bir anda huzura döndü. “Elini ver, Günsüm, gidelim.”
Günsüm neredeyse kaydı ama pes etmedi. Orhan’ın elindeki altı ay boyu bir işe bulamadı.
Busra室内, everything felt like it was folding in on itself. Çocuklar çığlık atıyordu.
Düşüncelerimde birşeyler bariği olacakmış gibi görünüyordu.
Bir hafta sonra taxonomy geldi. Köye nouveau bir otomobil park edildi. İki kişilik iç mekân çıkmaya başladı. Orhan hazır geldi.
Busra budun çok heyecanlıydı.
“Busra, lütfen bu eve taşınman gerek.”
Yanlış duydum:
“Nasıl olabiliyorsunuz? Bu ev bizim!”
İşin içinden çıkan duygu hemen köylülerin odak noktasına geçti.
Orhan’ın sadece yeni bir müşteriye verdiği söz.
Banka işlemlerindeki belgeler buraya teslim edildi. Köylüler siyasi konuşmalarla dolu bir cevap verecekleri yerde, iki yabancıya aniden saldırıya geçti.
Yetkili biri赶来 ve tüm tutarsızlığını çevirdi. Köylüler bir anlığına durdul.
Belgeler ağır ağır görsel bir hayal etti.
Cemile Hanım ve Busra sitemini yitirmeden oturdu. Büyük çocuk, Sefer, kürk gibi bir haldeydi. Kaç yaşındaydı, ben Mihrap? Gözlerinde ışık belirmedi. Küçükler ise sadece hüzün içindeydi.
Yetkili şöyle dedi:
“Busra, mustajer ile müteahhitin bir anlaşması var. Bu yüzden, evi isteyen siz değilseniz, bir devir anlaşması olacak. Lakabı-‘daki taşınmazsızlığa değil, burada meşru bir taşınmaz kazanma var.”
Yine de ucu yoktu. Kültürde sık sık bu tür sosyo-ekonomik durgunluklar yaşanmıştı.
Sonra, bir yaş sonraydı.
“Busra, çocuklar ne kadar güzel yapmış!”
Ahizeye baktım. İlk eğitim yılında Mihrap ve Sefer başarılar elde etmişti. Yine bir sürü belge alındı. Cemile Hanım ve Busra odada oturuyordu.
Köşkümüz oldu. Evcil hayvanlar arasında sadece bir kaç tane var olan köpeğimiz de var.
Cemile Hanım bir an durmadan intikal etti:
“Affet, Busra, beni böyle bir oğlunun annesi olarak yetiştirmeyi unutmuş ol. Günahı unutursan, kovarım sadece beni değil, seni de.”
Ne dedi, ne yaparsın. Çocuklarıma sarıldı. Hepsinin gözleri dolmuştu.
Yıl olmuştur. Orhan bir gün geldi.
“Busra, babam burada!”
Neler oluyordu? Orhan kimdi, neredeydi?
Evdeki herkes sustu. Orhan ellerinde bir çöp kutusu ile içerideydi.
Orhan tekrar gelmeye karar vermişti. Günsüm onu terkedip, işe başlamıyormuş. Orhan yeni işe başlamış, ama şansı çok iyi olmamış.
Busra ona gülümsedi.
“Ne işine yaradı? Burada çocuklar olduğunu unuttun mu?”
Orhan rus bir gülümsemeyle çevrelendi.
“Busra, beni mi bekliyorsun? Evet, babalar olmalı. Sıcak sohbetimiz varsa, benim memnun olduğumu biliyorsundur.”
Ama Orhan’la olan konuysa, Busra’nın beklentisiyle bir ipucu vermişti.
“Orhan, şu çöp kutusu nereden?”
Orhan cevap verdi. “Yoldan. Ama bir gecenin yorgunluğunu vermek istiyor.”
Busra gülümsedi ve tezgâhta uzun bir sağ el kaldı.
Orhan çöp kutusunu almak için yola koyuldu. Köylüler ise gülerek izlediler.
“Busra, pes etmemek gerek, hem de!”
Orhan bu kez korkarak yürüdü.
Busra’nın elindeki demir çubuklar hürmetle uygulanmış olacaktı. Orhan bunları çok geç fark etti.
Yirmi dakika sonra hepsi tekrardan evdeydi. Aynı zaman da Busra’nın çektirdiği bir Pastaf’ı açmıştı.
“Bu sene, çocuklar için Pastaf’ı unuttum. Ama şu an daha da iyi hissettim.”
Yetkililer kapıyı kapatıp içeriye girdi. Kültürde, bir nevi aile birliği anlayışının önemli olduğunu hissettiler.
Kendi Ailem




