“Lamba Neredeyse Aileyi Dağıtıyordu”
“Nazlı, Can, hanginiz lambamı kırdınız? Bu Gaffur’un hatırasıydı!” Neriman Hanım, Kuzeylilerin eski evinin salonundaki meşe masasına avucunu vurdu, üzerindeki işlemeli papatyalı örtüden toz bulutları yükseldi. 1930’larda yapılan ev, yaşlı tahtanın, naftalinin, yeni pişmiş mercimek çorbasının ve bodrumdan gelen hafif nemin kokusuyla doluydu. Pirinç üzüm sarmaşıklı tabanı ve yeşil abajuruyla antika lamba, Neriman’ın merhum eşi Gaffur’un anısı olarak sakladığı o şey, soluk parkelerin üzerinde yatıyordu. Abajur buruşmuş, gövdesi çatlamış, teller ortaya çıkmıştı. Neriman’ın kumral saçları sıkı bir topuzdaydı, papatyalı sabahlığı dalgalanıyor, sedef çerçeveli gözlükleri öfkeden buğulanmıştı.
Nazlı, on beş yaşındaki torun, çökmüş koltuktan fırladı. Siyah tişörtü kalkmış, kot pantolonunun beli görünüyordu. Parmağıyla kardeşini işaret etti.
“Büyükanne, ben yapmadım!” diye bağırdı, spor ayakkabıları zemini gıcırdattı. “Can bu! O her şeyi düşürür, dün topuyla burada zıplıyordu!”
Can, on iki yaşında, mavi kapüşonlu sweatshirt’ü buruşuk, tabletiyle araba yarışı oynayan çocuk, kızıl saçları diken diken olmuş halde ayağa fırladı.
“Ben mi? Yalan söylüyorsun!” Bağırdı, zıplayarak. “Büyükanne, yemin ederim dokunmadım! Nazlı dün TikTok çekiyordu, keçi gibi zıplıyordu!”
Neriman’ın oğlu Mehmet, içeri girdi. Makine yağı ve metal kokan iş tulumu omuzlarından sarkıyordu. Fabrikada usta olarak çalışıyordu, göz altları vardiyalardan morarmıştı.
“Anne, bağırma artık,” dedi, ceketini gıcırtılı askılığa attı. “Bu lamba eski bir eşya! Neden bu kadar büyütüyorsun?”
Gelini Emine, masaya tabakları koyarken, özensiz atkuyruğundan kaçan sarı saçlarıyla yorgun görünüyordu.
“Mehmet, başlama,” dedi gergin bir sesle. “Bu eşya değil, Gaffur Amca’nın hatırası. Nazlı, Can, itiraf edin, kim kırdı?”
Yerdeki lamba artık kırık bir eşya değil, ailenin dağılma simgesiydi.
Akşam kavga yeniden alevlendi. Neriman, solmuş koltukta yün çorap dikiyordu. Mehmet, “En İyi Usta” yazılı çatlak fincandan çayını içiyordu. Emine mutfakta bulaşıkları yıkıyor, Nazlı biyoloji kitabına bakıyor, Can ise küplerden kule yapmaya çalışıyordu.
“Nazlı, sen gördüm dün dans ediyordun!” dedi Neriman, gözlükleri burnuna kaymış halde.
Nazlı kitabı fırlattı.
“Dans ettim ama lambaya dokunmadım! Can topunu duvara vuruyordu!”
Can ayağa fırladı, küpler yere saçıldı.
“Ben mi? Sen yalancısın!”
Mehmet fincanı bıraktı, çay örtüye döküldü.
“Anne, bu eskimiş bir lamba! Fabrikada on iki saat çalışıyorum, eve gelince kavga mı dinleyeceğim?”
Emine mutfaktan çıktı, elleri önlüğünde.
“Bu hatıra Mehmet! Çocuklara bağırma!”
Neriman ayağa kalktı, elindeki iğne yere düştü.
“Bu lamba Gaffur’la yaşadıklarımızın tek hatırası! Ama siz beni bu evde yük görüyorsunuz!”
Nazlı ağlamaya başladı.
“Artık dayanamıyorum!” diye bağırarak kapıyı çarptı.
Can pencereye koştu.
“Nazlı!”
Emine arkasından seslendi ama sokak sessizdi.
Mehmet ceketini kaparak, “Anne, özür dilerim. Onu bulacağım,” dedi.
Neriman koltuğa çöktü.
“Ben de hatalıyım…”
Ertesi gün Emine, komşu teyze Ayşe’ye sordu.
“Ayşe Teyze, Nazlı’yı gördünüz mü?”
“Parka gitti, ağlıyordu.”
Can, parkta Nazlı’yı buldu.
“Geri dön,” dedi. “Büyükanne kızmıyor, üzgün sadece.”
Nazlı gözyaşlarını sildi.
“Lambayı ben kırmadım ama kimse dinlemiyor.”
O akşam Mehmet, iş arkadaşı Cemal’e anlattı:
“Evde kavga çıktı. Annemin lambası kırıldı, Nazlı kaçtı.”
Cemal omuz silkti.
“Tamir et, usta sensin.”
Ertesi sabah Can, bodrumda Gaffur’un günlüğünü buldu. İçinde şunlar yazıyordu: *”Bu lamba bizim aşkımızın ışığı. Nazlı, Can, siz de onu koruyun.”*
Can koşarak günlüğü aileye gösterdi.
“Nazlı, bak! Dede yazmış!”
Neriman gözyaşları içinde okudu. Hep birlikte lambayı tamir ettiler. Mehmet pirinci lehimledi, Emine yeni abajur dikti, çocuklar parçaları tuttular.
Bir ay sonra, lambanın altında toplanıp Gaffur’un günlüğünü okuyorlardı. Nazlı dedesinin portresini çizmiş, duvara asmıştı.
Neriman çayını yudumladı.
“Gaffur hepinizle gurur duyardı.”
Mehmet fincanını kaldırdı.
“Ailemize ve bu lambaya. Işığı hiç sönmesin.”
Artık lamba kavga sebebi değil, birleştiren bir ışıktı.




