Tek ve Doğru Çözüm

Bugün defterime bir şeyler yazmak istedim. Hayat bazen öyle acımasız ki, insanın yüreğini burkarak geçiyor. Ama sonra bir ışık doğuyor, umut yeşeriyor. İşte bunlardan biri de Ayşe Hanım’ın hikâyesi.

Ayşe Hanım, sert görünümlü, hayatın yükünü omuzlarında taşımış bir kadındı. Kırk dokuz yaşına gelmişti ve hayat ona hiç kolay davranmamıştı. Şimdilerde terk edilmiş hayvanlara bakıyordu.

Bir gün işteyken annesinin vefat haberini aldı. Telefonu açan, annesinin komşusu Emine Teyze’ydi.

“Ayşecim, annen vefat etti. Öğle uykusuna yattı, bir daha uyanamadı. Hemen ambulansı aradım, geliyorlar,” diye ağlayarak anlattı.

Bir musibet bin nasihatten yeğdir derler. Annesini toprağa verdikten sonra, alışması uzun sürdü. Her akşam telefonu eline alıp annesini aramak istiyor, sonra yokluğunu hatırlayıp içi burkuluyordu. Annesinin iki odalı evi vardı, babası ise çoktan gitmişti, Ayşe henüz sekiz yaşındayken.

Zamanla kabullenmeye başladı. Annesinin evini kendi üzerine aldı. Kocası ve oğluyla birlikte yazlık evleri vardı, annesi hayattayken bahçeyle uğraşmayı çok severdi. Şimdi o bahçe bomboş duruyordu.

Tam iki yıl geçmişti ki, yeni bir felaket geldi. Bir akşam bilinmeyen bir numaradan aradılar:

“Ayşe Hanım mı? Gelseniz iyi olur, kocanızın ve oğlunuzun belgeleri var. Bir kaza oldu,” dediler.

Kocasının ve oğlunun trafik kazasında hayatını kaybettiğini öğrendiğinde, dünyası başına yıkıldı. Artık gülmeyi bile unutmuştu. Onlarla birlikte yaşıyor gibiydi, sanki bir gün döneceklerdi.

“Cenab-ı Hak, bu acıya nasıl dayanacağım? Ne yapacağımı bilemiyorum,” diye dua ediyordu, camide gözyaşları içinde.

Derken bir gece uykudan uyandı ve bir fikir belirdi aklında: bir hayvan barınağı kurmalıydı.

“Sokakta gördüğüm her hayvanı beslemeye çalışıyorum ama yetmiyor. Onlara gerçek bir yuva lazım. Kocam ve oğlum da hayvanları severdi, böyle bir şey yapsam onlar da mutlu olurdu.”

Annesinin evini satıp, barınak için izinler almaya başladı. Zorlu bir süreçti ama Ayşe Hanım kararlıydı. İşler onu o kadar sardı ki, yalnızlığını unuttu.

Barınak açıldığında, birçok hayvan sıcak bir yuvaya kavuştu. Genç bir hayvansever olan Elif de burada çalışmaya başladı.

Bir gün Elif, barınağın kapısını açarken yaşlı bir kadın gördü. Bastonuna dayanmış, yavaş adımlarla yaklaşıyordu.

“Günaydın, hoş geldiniz,” dedi Elif.

Kadın, “Merhaba yavrum. Köpekleri görebilir miyim?” diye sordu.

Adı Fatma Teyze’ydi. Barınaktaki köpeklere tek tek baktı, her biriyle ilgilendi. Derken bir köpeğin önünde durdu. Adı Karabaş’tı, diğerlerinden farklıydı. Korkmuş, ürkek bir köpekti.

“Bu köpeği istiyorum,” dedi Fatma Teyze.

Elif şaşırdı. “Ama siz yaşlısınız, ona bakabilir misiniz?”

Ertesi gün Fatma Teyze yine geldi. Karabaş’ın yanına oturdu, ona bir şeyler fısıldadı. Bu böyle bir hafta sürdü. Sonunda Ayşe Hanım izin verdi, Karabaş Fatma Teyze’yi tanımıştı.

Ama Fatma Teyze bir gün ağlayarak gerçeği anlattı:

“Kızım beni huzurevine bırakacakmış. Evimi satacak. Karabaş’ı da yanıma alamayacakmışım.”

Ayşe Hanım, Fatma Teyze’nin kızıyla konuşmaya gitti ama faydası olmadı. O gece düşündü taşındı ve bir karar verdi.

Ertesi gün Fatma Teyze’yi çağırdı:

“Bana gelin. Birlikte yaşayalım. Karabaş da bizimle olsun.”

Fatma Teyze başta reddetti ama Ayşe Hanım ısrar etti.

Şimdi bir yıl geçti. Her sabah mutfakta sıcak çay ve kahvaltı onu bekliyor. Fatma Teyze, “Kızım, erken kalktık yine. Karabaş’la bahçede dolaştık bile,” diyor.

Hayat bazen insana en umutsuz anında bir kapı açar. Bana da şunu öğretti: İyilik yap denize at, balık bilmezse Hâlik bilir.

Rate article
Lifequest
Tek ve Doğru Çözüm