Uzun Süredir Başkaları İçin Yaşıyordum… Artık Kendimi Seçme Zamanı

Çok uzun süre başkaları için yaşadım… Artık kendimi seçmek istiyorum.

Bazen insan, sıradan bir hayatın ortasında aniden uyanır ve fark eder ki, başkalarının sesleri kendi sesinden daha yüksek çıkmıştır hep. İşte böyle oldu benim için. Adım Aylin, kırk beş yaşındayım, İzmir’de yaşıyorum ve ne kadar klişe gelse de, ancak şimdi anlıyorum ki neredeyse yarım asırdır başkalarının kurallarına göre yaşamışım. Kendi kurallarıma göre değil. Bunun acısı ise ağır, derin ve hiç geçmeyen türden.

Geçenlerde liseden arkadaşım Leyla ile buluştum. Neredeyse on yıldır görüşmemiştik ve bu karşılaşma benim için bir dönüm noktası oldu. Uzun uzun konuştuk — hayattan, çocuklardan, hayal kırıklıklarından. Birden kendimi duydum — istediği gibi değil, emredildiği gibi yaşayan bir kadın. Ve artık buna razı olmayan biri.

Her şey çocukluğumda başladı. Ailem — düzgün, disiplinli, inatçı — neyin benim için doğru olduğunu hep daha iyi bildi. Her şeye onlar karar verdi: kiminle arkadaşlık edeceğim, hangi okulda okuyacağım, ne yapacağım, kimi dinleyeceğim. Ben avukat olmayı hayal ederdim, ama annemle babam filoloji bana daha uygun dedi ve bir gün, haberim bile olmadan, üniversiteye ilgili bölüme kaydımı yaptırdılar.

Kaydoldum. Ve o günden sonra adım adım başkasının yolunda yürüdüm. İsteksizce, hevesim olmadan okudum. Sınavları geçtim, ama bunun bana ne faydası var anlamadan. Ailem gurur duyuyordu. “Üniversiteli, akıllı kızları” olmuştum.

İşi de onlar buldu — sıradan bir lisede Türkçe öğretmenliği. Ömrümü noktalama işaretlerini anlatmakla geçireceğim düşüncesi içimi daraltıyordu. Ama yine de gittim. Çünkü hep emredilen yere giderdim.

Sonra Murat çıktı karşıma. Aynı okulda beden eğitimi öğretmeniydi. Evlenme teklif etti ve ben… kabul ettim. Sevdiğimden değil, ailemin baskısından kurtulmak istediğimden. Onu bir özgürlük fırsatı olarak gördüm. Ama ne büyük bir yanılgıydı. Sadece kafes değiştirmiştim.

Murat’la hayat zordu. Sert, baskıcı, itiraz kabul etmeyen biriydi. Ben onun için sadece bir hizmetçiydim, yemek pişiren, ihtiyaçlarını karşılayan. Duygularımdan, saygıdan, özgürlükten bahsetmeye çalıştığımda benimle alay ederdi. Katlandım. Çünkü nasıl katlanmayacağımı bilmiyordum. Çünkü çocukluğumdan beri öğretilmişti: sus, itiraz etme, uyum sağla.

Tek ışığım kızımdı. O benim kurtuluşumdu, nefes aldığım tek yer. Ona benden eksik olan her şeyi verdim: sevgi, destek, seçme özgürlüğü. Onu hep bir düşünceyle büyüttüm: sakın benim hayatımı yaşama. Beşinci sınıftayken, ona bir fırsat vermek için Murat’tan gizlice para biriktirmeye başladım.

Yedinci sınıftan sonra onu İngiltere’de okumaya gönderdim. Kolay olmadı. Geceleri dikiş dikerek ek iş yaptım, kendimden kıstım, ama önemli olan oydu — okuyor, gelişiyor, özgürce yaşıyordu. Şimdi Londra’daki bir üniversitede öğrenci. Güçlü, akıllı, bağımsız bir genç kadın. Ona hep şunu söylüyorum: orada kal, istediğin gibi yaşa. Bunun için her şeye katlandım.

Bana tek anlayan kişi olan teyzem destek oldu. Çocuğu yoktu ve benim için sessiz bir koruyucu melek gibiydi.

Şimdi… şimdi aynanın karşısında duruyorum ve kırk beş yıl sonra ilk kez kendime soruyorum: BEN ne istiyorum? Annemin babamın değil. Kocamın değil. Toplumun değil. Benim.

Ve cevabı biliyorum. Özgürlük istiyorum. Sessizlik içinde yaşamak, sevdiğim kitapları okumak, görevden ziyade huzur bulduğum bir işte çalışmak istiyorum. Gençliğimde yaptığım gibi el işlerine yeniden dönmek istiyorum. Bir ev kiralamak, Murat’tan ayrılmak, her şeye sıfırdan başlamak istiyorum. Artık başkasının hayatında bir gölge olmak istemiyorum.

Şimdi iş arıyorum. Kiralık ev ilanlarına bakıyorum. Yavaş ama emin adımlarla yeni ben olma yolunu çiziyorum. Artık kurban olmayacağım. Kimsenin bana nasıl yaşayacağımı söylemesine izin vermeyeceğim. Geç kalmış olabilirim, ama sonunda kendimi seçiyorum. Ve eğer biri sorarsa — pişman mıyım? Evet. Pişmanım. Ama ayrılmak istediğim için değil. Bunu daha önce yapmadığım için…

Rate article
Lifequest
Uzun Süredir Başkaları İçin Yaşıyordum… Artık Kendimi Seçme Zamanı