Bir gün ablam herkesin önünde beni küçük düşürdü: “Bu ne biçim ‘köylü’ elbise?” dedi. Benim ‘hediyem’ ise onun kaçmasına neden oldu…
Şöyle bir düşünün: Ablam Leyla, her zaman incecik, tam bir moda düşkünü. Ben ise… sıradan bir kadınım. Belki biraz kilo aldım, belki birkaç kırışıklık çıktı. Hayat işte, ne yapalım?
Her buluşmamız benim için bir işkenceye dönüşüyordu. Sanırım kötü niyetle değil, “en iyi niyetlerle” yapıyordu bunu. Yanıma gelir, röntgenle bakar gibi süzer ve başlardı:
“Canım, bu elbise seni şişman göstermiyor mu? Biraz… eski moda gibi.”
“Canım, bu saç modeli sana beş yaş ekliyor.”
“Kızlar, bu ruj rengi de ne böyle? Bunu artık kimse takmıyor!”
Ve hepsi de o tatlı, şefkatli gülümsemeyle! Nasıl yani? Sanki iyiliğim için söylüyor. Ama her “ilgi gösterişinden” sonra moralim yerlerde sürünüyor, bir hafta aynaya bakasım gelmiyordu.
Acıtıyor mu? Hem de nasıl! Zaten kendimi çok özgüvenli hissetmiyorum, bir de ablam sürekli canımı yakıyor.
Önce sabrettim, şakalarla geçiştirdim. Ama son damla, annemin yıldönümü partisi oldu.
O parti için öyle hazırlanmıştım ki! Yeni bir elbise aldım, saçımı yaptırdım, makyajımı özenle yaptım. Kendimi kraliçe gibi hissediyordum!
Restoranda herkes toplanmıştı, neşeli, şık giyinmiş misafirler… Ve tam o sırada ablam Leyla yanıma geldi. Baştan ayağa süzdü ve herkesin duyacağı şekilde:
“Canım, bu elbise de ne böyle? Hem gülünesi hem acınası… Sanki köydeki halamızın giydiği gibi. Bana sorsaydın, sana daha uygun bir şey bulurdum.”
Sevgili dostlar, o an yer yarıldı da içine girdim sandım. Bunu herkesin önünde yapmıştı! Tam bir kalp kırıştı! Bundan sonra nasıl keyifli olabilirdi ki?
İşte o an bir şey değişti. Artık yeter! Derin bir nefes aldım, en güzel gülümsememi takındım ve keskin bir dönüş yaptım.
“Leylacığım!” dedim neşeyle. “Gerçekten çok teşekkür ederim! Senin bu inceliğine bayılıyorum! Başkalarının kusurlarını bulmakta tam bir uzmansın!”
Leyla’nın yüzü aydınlandı, sanırım beni ciddiye aldı.
“Bu kadar bilgili olduğuna göre,” diye devam ettim, yanımdaki kutuyu kaldırarak, “sana özel bir hediye hazırladım!”
Herkes merakla bize bakıyordu. Güzelce paketlenmiş kutuyu uzattım. Hemen açmaya başladı, belki parfüm ya da kozmetik bir ürün sanıyordu.
Ama içinde, sevgili dostlar, kaliteli bir kağıda basılmış bir sertifika vardı. Ünlü bir psikologdan “Yakınlarını küçük düşürmeden özgüven nasıl kazanılır?” konulu bireysel danışmanlık! Bunu yüksek sesle okudum, herkes duysun diye!
“İşte, canım ablam!” dedim, şaşkın gözlerle bana bakarken. “Bunu sana çok yakıştırdım. Belki kendini güçlü hissetmek için başkalarını ezmek zorunda kalmazsın artık!”
Yüz ifadesini görmeliydiniz! Önce şaşkınlık, sonra farkına varma, sonra yanakları kıpkırmızı oldu!
Salonda bir sessizlik oldu, sonra bir amcamız kahkaha attı ve herkes gülmeye başladı. Leyla’nın o zehirli yorumları artık herkesin malumuydu. Beni küçük düşürmek isterken kendisi gülünç duruma düştü.
Sonuç anında geldi. Leyla mırıldandı, çantasını kapıp salondan fırladı…
Evet, barıştık tabii. Sonuçta kardeşiz.
Ve o günden sonra, inanın, bir daha asla dış görünüşümle ilgili tek kelime etmedi. Artık buluştuğumuzda sadece havadan sudan konuşuyoruz. Ve biliyor musunuz, bu çok daha güzel.
İşte böyle bir hikaye. Sonuna kadar dinlediğiniz için teşekkürler! Eğer beğendiyseniz, yorumlara kendi hikayelerinizi yazın, benzer şeyler yaşadınız mı? Paylaşmak güzeldir!




