Kızım, sakın yanlış anlama! Ben evsiz değilim. Adım Mehmet Selim. Kızıma geldim. Anlatması zor
Yeni Yıl’a birkaç saat kalmıştı. Tüm iş arkadaşları çoktan evlerine dağılmıştı, ama Ayşe’yi bekleyen kimse yoktu
2 Ocak’ta işe gitmemek için işlerini önceden halletmeye karar verdi.
Evine yetişecekti. Buzdolabında önceden hazırlanmış birkaç salata, meyve ve şampanya onu bekliyordu.
Süslenmenin bir anlamı yoktu. Topuklu ayakkabılarını çıkarıp yumuşak pijamalarını giymek istiyordu.
Öyle oldu ki, Ahmet’le birkaç ay önce ayrılmışlardı ve boşanma o kadar zor geçmişti ki Ayşe yeni bir ilişki kurmaya acele etmiyordu.
Artık tek başına olmak ona iyi geliyordu
Ahmet onu geri kazanmaya çalışmış, birkaç kez aramıştı ama Ayşe her şeye yeniden başlamak istememişti. İyi bir şey çıkmazdı, uyumlu değillerdi, çok zordu.
Onu hatırlamak bile istemiyordu, bu geçmişti, bayramını niye mahvedeydi ki?
Ayşe dolmuştan indi. Birkaç adım daha ve evdeydi.
Apartmanın önündeki bankta yaşlı bir adam fark etti. Yanında küçük bir Yılbaşı ağacı duruyordu.
“Birine misafirliğe gelmiş herhalde!” diye geçirdi içinden.
Ayşe selam verdi, adam gözlerini kaldırmadan başını salladı.
Kız, adamın gözlerinde yaşlar gördü ya da ışıkların yansımasıydı, pek üstünde durmadı ve yürüyüp apartmana girdi.
Akşamüstü hava iyice soğumuştu, Ayşe ürperdi.
Duşunu aldı, en sevdiği tüylü pijamasını giymek iyi gelmişti. Bir fincan kahve alıp pencereye yanaştı.
Garip bir şekilde, adam hâlâ bankta oturuyordu.
“Akşamdan beri dışarıda. Yeni Yıl’a iki saat var, eğer misafirliğe geldiyse niye dışarıda oturuyor? O gözlerindeki parıltı da ne?” diye düşündü.
Ayşe sofrayı kurdu, Yılbaşı ağacının ışıklarını yaktı, ama aklı hep o yalnız yaşlı adama takılı kaldı.
Yarım saat geçti, tekrar pencereye baktı, adam hâlâ kıpırdamadan oturuyordu.
“Acaba kötü mü hissediyor? Dışarıda donup kalır.”
Ayşe hızla montunu giyip dışarı çıktı.
Bankın yanına gidip yanına oturdu.
Adam Ayşe’ye baktı, sonra başını çevirdi.
“Affedersiniz, iyi misiniz? Uzun zamandır buradasınız. Dışarısı çok soğuk. Yardımcı olabilir miyim?”
Yaşlı adam iç çekti:
“Bir şey yok kızım! İyiyim, biraz daha oturayım, sonra giderim.”
“Nereye?”
“Otogara. Eve döneceğim.”
“Böyle olmaz. Sabah sizi bu bankta donmuş halde görmek istemiyorum. Kalkın lütfen! Benimle gelin. Isının, sonra gidersiniz.”
“Ama”
“Ama’sı yok! Hadi!”
Ayşe, arkadaşı Elif onu şimdi görseydi gözlerini fal taşı gibi açardı Ama o burada değildi, yaşlı adamı bırakamazdı.
Dede banktan kalktı, Yılbaşı ağacını eline aldı.
“Bunu alabilir miyim?”
“Tabii ki, neden olmasın?”
Eve girdiklerinde dede ağacı koridora bıraktı, üstünü çıkardı.
Her adım ona zor g




